Kozmik Satranç: Piyonların Vezir Olduğu Dolunay...
Deneysel Astrolog Mihrap Sarıçiçek'in yazısı...
Adam Fawer’ın kült eseri 'Olasılıksız’da David’in babası, hayatı satrançla tarif ederken aslında evrenin kadim işleyişine dokunuyordu: "Satrançta skor tutulmaz. On parçanı kaybedip yine de oyunu kazanabilirsin." Bugünlerde dolunay enerjisi, tam da bu satırları doğrularcasına devasa bir satranç tahtasına dönüşmüş durumda.
Terazi burcunun 12 derecesinde gerçekleşecek olan Dolunay; hakemin düdüğü çalmasıyla başlayan o gerilimli oyunun ta kendisi. Masanın bir tarafında denge arayışı, diğer tarafında ise taşları devirmek isteyen bir kaos var. Öncü burçlar arasında kurulan zorlayıcı T-Kare açı kalıbı, hamle yapma şehvetini artırırken bizi satranç literatüründeki o meşhur "Çoban Matı" arayışına sürükleyebilir. Karşımızdakini hemen alt etme ve hızlıca mat etme arzusuyla dolup taşabilir; "hemen sonuç alalım, hemen saldıralım" diyen dayanılmaz bir dürtüyle hareket edebiliriz. Hele ki Jüpiter’in bu denkleme dahil oluşu, elimizdeki piyonu vezir zannetmemize neden olan o tehlikeli ve kör edici özgüveni körükleyebilir.

Ancak unutulmamalıdır ki; satrançta aceleyle yapılan her "şah" hamlesi, aslında kendi savunmanızda devasa bir gedik açar. Toplumsal düzene uyamayıp "kendi kuralımı yazarım" diyerek düşüncesizce atılan her adım, dürtülerin sisi dağıldığında sizi ağır bir oyun sonuyla (mat) karşı karşıya bırakabilir.
Balık Burcu Yükselirken: Sisli Stratejiler…
Ankara koordinatlarına göre yükselen Balık burcu, satranç tahtası üzerine o meşhur zihin bulanıklığını çökertebilir. Satrancın güzelliği olasılıkları hesaplamaktır; fakat Balık’ın sınırsızlığı içinde yönetici gezegenin Güneş ve Ay ile girdiği zorlu görünüm, stratejik zekâmızı bir sis perdesinin arkasına hapsedebilir. "Ne olacaksa olsun" diyenlerin kaybetmeye en yakın olduğu bir evreden geçiyoruz. İyi bir satranç oyuncusu sadece kendi taşlarını değil, rakibinin bir sonraki hamlesini de kestirebilendir. Kibre kapılan liderler ve figürler, önünü göremedikleri hamleler nedeniyle ağır yenilgilere uğrayabilir.
Bu süreçte şu soruyu sormalıyız: Vezirlerimizi, yani en değerli varlıklarımızı feda mı edeceğiz; yoksa kurulan görünmez tuzakları deşifre eden bir operasyon mu yürüteceğiz?
Venüs ve Plüton: Madeni Değerlerin Sınavı…
Venüs ve Plüton arasındaki olumsuz etkileşim, oyunun en tehlikeli kısmını, yani manipülasyonu işaret ediyor. 12. evden gelen bu etkiler, hayatın gizli bölmelerinde saklanan planların bir bir ortaya döküleceğini gösteriyor. Sağlam değerler olarak gördüğümüz alanlar, Plüton’un yıkıcı ve dönüştürücü gücüyle sınanıyor. Toplumsal yargılar sarsılırken, "madeni değerlerimiz" yani cüzdanlarımız dahi tehdit altında olabilir.
Skor Tutmayın, Oyunda Kalın…
Merkür ve Jüpiter’in olumlu görünümü, küresel ölçekte yüksek perdeden "milliyetçilik" ve "aidiyet" söylemlerini tetikleyebilir; kitleler bu söylemlerle harekete geçebilir. Ancak biz David’in babasının öğüdünü unutmayalım: İşler her an tersine dönebilir.
Dolunay sürecinde yapmanız gereken tek şey, tahtadaki hamlelerin olası sonuçlarını iyi tartmaktır. Skorun bir önemi yok; bazen en değerli taşlarınızı kaybedersiniz ama oyunun sonunda şahı sıkıştıran o küçücük piyon sizin zaferiniz olur.
Sabredin, stratejinizi kurun ve en önemlisi; hamlenizi yapmadan önce derin bir nefes alın. Çünkü bu kozmik oyun, sadece zihnini susturup gerçeği görenler için mutlak bir zafer vaat ediyor.
Sağlıcakla kalın…






















