Tezgâhlar Dolu, Fileler Boş: Hal Yasası Artık Bir Tercih Değil, Zorunluluk..!
Mustafa Zafer yazdı…
Yaz mevsiminin etkisini göstermesiyle birlikte meyve ve sebze fiyatlarında geçen haftalara göre kısmi bir gerileme yaşanıyor. İstanbul Alibeyköy Semt Pazarı'nda tezgâhlar renk renk ürünlerle dolu. Ancak pazarın genel manzarasına bakıldığında dikkat çeken başka bir gerçek var: Tezgâhlar dolu olsa da pazarın içi sakin.
Çünkü sorun artık ürün bulunabilirliği değil, satın alınabilirlik sorunudur.
Emekliler maaşlarının büyük bölümünü temel ihtiyaçlara ayırmak zorunda kalırken, asgari ücretle geçinen vatandaşlar için haftalık pazar alışverişi her geçen gün daha da zorlaşıyor. Vatandaş fiyat etiketlerine bakıyor, hesap yapıyor ve çoğu zaman almak istediği ürünü tezgâhta bırakmak zorunda kalıyor.
Alibeyköy Semt Pazarı'nda bu hafta domates 100 lira, pembe domates 120 lira, salatalık 100 lira, patlıcan 100 lira, dolmalık ve sivri biber 150 lira, fasulye 200 lira seviyesinde satılıyor. Meyve tezgâhlarında ise çilek ve kiraz 150 lira, erik ve kayısı 100 lira, muz 100 lira, şeftali ve nektarin 75 lira, elma ise 75 lira.

Bu fiyatlar üreticinin de tüketicinin de memnun olmadığı bir tabloyu ortaya koyuyor. Üretici ürününü düşük fiyatla sattığını söylerken, tüketici aynı ürünü yüksek fiyatla satın almak zorunda kalıyor. Aradaki farkın önemli bir bölümü ise üretici ile tüketici arasındaki uzun tedarik zincirinde oluşuyor.
İşte tam da bu nedenle Hal Yasası uzun yıllardır tartışılıyor.
Hal düzenlemesinin temel amacı, üreticiden çıkan ürünün tüketiciye daha az aracıyla ulaşmasını sağlamak, kayıt dışılığı azaltmak, fiyat oluşum süreçlerini daha şeffaf hale getirmek ve spekülatif fiyat artışlarının önüne geçmektir. Üretici emeğinin karşılığını alırken, vatandaşın da daha uygun fiyatla meyve ve sebzeye ulaşabilmesi hedeflenmektedir.
Bugün pazarlarda yaşanan tablo, Hal Yasası'nın neden gerekli olduğunun en somut göstergesidir. Çünkü mesele sadece domatesin, biberin ya da kirazın fiyatı değildir. Mesele, vatandaşın sofrasına sağlıklı ve yeterli gıdayı koyabilmesidir.
Vatandaşın mutfağında dilediğini pişirebilmesi, çocukların meyveyi lüks olarak görmemesi ve emeklinin pazar alışverişi yaparken etiketlerden korkmaması için üretici ile tüketici arasındaki zincirin yeniden düzenlenmesi gerekiyor.























