Yurt içinde ve dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklandığı iddialarına ilişkin soruşturmada tutuklanan Emir Sarıgül, savcılıktaki ek ifadesinde, babası Mustafa Sarıgül'ün Yeni Partiye yönelik harcamalar kapsamında Özgür Özel'e farklı tarihlerde yüksek miktarda para verdiğini öne sürdü. İfadede Sarıgül ve oğlu arasındaki miras anlaşmazlığı dikkat çekti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, yurt içinde ve dışında kurulan şirketler aracılığıyla kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklanmasına yönelik işlemler yapıldığı, bu paranın yatırım sözleşmelerine uygun kullanılmadığı ve suç gelirlerine yasal görünüm kazandırıldığı iddialarına ilişkin soruşturma sürüyor.
SARIGÜL AİLESİNDE MİRAS KRİZİ…
Soruşturma kapsamında 21 Ekim'de tutuklanmasına karar verilen Emir Sarıgül'ün, 30 Ekim'de savcılıkta verdiği ek ifadesine ulaşıldı.
Emir Sarıgül, ifadesinde, 1980 yılında öldürülen dedesi, eski İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu'ndan annesine kalan mal varlığının, annesinin 1984'te vefat etmesi üzerine dörtte üçünün kendisine, dörtte birinin ise babası Mustafa Sarıgül'e miras kaldığını belirtti.
Sarıgül, 18 yaşına geldiği 1999 yılından itibaren mirasının devrini istediğini ancak babasının bu talebini yıllarca yerine getirmediğini öne sürdü.
Son yıllarda ciddi maddi sıkıntılar yaşaması üzerine konunun yeniden gündeme geldiğini anlatan Sarıgül, yaklaşık 2 yıl önce babasıyla Ankara'da miras taksim sözleşmesi imzaladıklarını iddia etti.
‘MADDİ ZORLUKLAR YAŞAMAKTAYIM’
Emir Sarıgül ek ifadesinde, “Ben ilk ifademde bahsetmediğim birkaç husustan bahsetmek istiyorum. Benim dedem Abdurrahman Köksaloğlu hem sanayici hem iş adamı hem de İstanbul milletvekiliydi. Kendisine ait büyük bir mal varlığı annem Gülsüm Hülya Köksaloğlu’na kaldı. Annem de 1984 yılında ben henüz 3 yaşındayken vefat etti. Bunun üzerine annemden kalan mal varlığının 4’te 3’ü benim 18 yaşımda tasarruf edebileceğim şekilde bana, 4’te 1’i ise babam Mustafa Sarıgül’e kaldı. 1993 yılında babam Aylin Kotil ile evlendi. Bir süre sonra babam ile Aylin Kotil’in bir oğlu oldu. Bundan sonraki süreçte ben evden ayrılıp babaannemle dedemin evine gittim. Üniversite yıllarına kadar onlarla yaşadım. Bu yıllarda bana herkes annemden kalan mirası anlatıyordu. Babamın yeni bir evlilik yapmasının da etkisiyle kendimi güvence altına almak için annemden kalan mal varlığımı kendi üzerime yapmasını istedim. Ancak babam kabul etmedi ve beni sürekli geçiştirdi. Bundan yaklaşık 2 sene öncesine kadar bu süreç hiçbir aşama kat edemeden böyle devam etti. Son 3 buçuk senedir ise çok ciddi maddi zorluklar yaşamaktayım. Hatta 2 evladımın ihtiyaçlarını dahi bazen karşılayamaz hale geldim. Bunun üzerine bu mal varlığının devri konusunu kızlarımla da konuştum. Onların da babam Mustafa Sarıgül ile konuşması ve babamın da yaşının ilerlemiş olması sebebiyle babam bu mal varlığını devretmeyi kabul etti. Ardından 2 sene önce Ankara’da avukatım Emrah Cengiz’in hazırladığı miras taksim sözleşmesini birlikte imzaladık. Bu neticede bana 5 adet taşınmazı devretmeyi taahhüt etti. Bu 5 taşınmazdan bir tanesinin yarısı zaten benimdi. Bu taşınmazlar şöyledir; Nişantaşı'nda içinde 5 katlı metruk bina bulunan 987 metrekare arazi, Marmaris Söğüt bölgesinde 64 dönüm arazi, Mecidiyeköy'de 1 dönüme yakın olan şu anda otopark olarak kullanılan arazi, Ankara’da TBMM’nin karşısındaki Şinasi ve Akün Sahnesi’nin olduğu bina, Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi’nin sonunda 642 metrekare arazidir. Bu sözleşmenin yanında taşınmazların tarafıma devredilmemesi halinde yine avukat huzurunda 50 milyon dolar paranın bana verileceğine dair bir senet daha imzaladık. Bu senedi teminat olarak imzaladık” dedi.
Sözleşme kapsamında Nişantaşı, Mecidiyeköy, Marmaris ve Ankara'da bulunan toplam 5 taşınmazın kendisine devrinin taahhüt edildiğini belirten Sarıgül, devirlerin gerçekleşmemesi halinde 50 milyon dolar ödenmesine ilişkin teminat senedi de düzenlendiğini, belgelerin asıllarının avukatında bulunduğunu kaydetti.
Emir Sarıgül, ifadesine şöyle devam etti:
"Bunun dışında babam Mustafa Sarıgül tarafından Yeni Partiye verilmiş birtakım paralarla ilgili de bildiklerim vardır. Bunları da anlatmak istiyorum. Öncelikle Yeni Partinin kuruluş aşamasında, partinin genel merkez binasının iç tefrişatının yapılması için 250 bin dolar parayı Ankara'da Ümitköy'de bulunan bir restoranın çıkışında Özgür Özel'e ait aracın içerisine bıraktığını biliyorum. O gün babam Mustafa Sarıgül ve Özgür Özel 6-7 kişilik bir milletvekili grubuyla yemek yemişlerdi. Ben milletvekillerinin isimlerini bilmiyorum. Restoranın çıkışında bizzat babamın kendisi 250 bin dolar parayı Özgür Özel'e ait aracın arka kısmına bıraktı. Bunu bana doğrudan kendisi anlattı. Bunun dışında yine partiye ait bir otobüsün ses sisteminin yapımı ve otobüsün içinin özel olarak tasarlanması amacıyla yine 250 bin dolar ya da avro cinsinden parayı Özgür Özel'e elden verdiğini bana söyledi. Bu paranın Silivri'de katıldıkları bir duruşmadan sonra gittikleri bir balıkçı restoranının çıkışında verildiğini bana söyledi."
"ATKI PAKETİNİN İÇİNE 100 BİN DOLAR PARA KOYDU"
Bu olayın son 2 ay içerisinde Büyükçekmece'de bir balıkçı çıkışında gerçekleştiğini öne süren Sarıgül, ifadesinde şunları söyledi:
"Son olarak geçtiğimiz 1 ay içerisinde Özgür Özel'e yine elden 100 bin dolar verildiğini bana Mustafa Sarıgül söyledi. Şöyle ki o tarihte babam, Özgür Özel'in Ankara'daki eve yemeğe geleceğini bana söylemişti. Bunun üzerine babam bana 2 adet atkı almamı söyledi. Ben de alışveriş merkezinden 2 adet atkı aldırdım. Sonrasında babam İstanbul'daki Ulus Platin Konutları'nda bulunan evde bu atkı paketinin içine 100 bin dolar para koydu, paraların yanında atkılar da duruyordu. Sonrasında biz bunu bir hediye paketi şekline getirdik. Babam da bu paketi alarak kendi aracıyla İstanbul Havalimanı'na gitti. Uçakla Ankara'ya gidip önce Meclis'e uğradı ardından Ümitköy Angora Evleri'ndeki eve geçti. Akşamına da Özgür Bey yemeğe gelmiş, burada da bu para kendisine elden verilmiş. Paranın elden kendisine verildiğini de babam bana hemen ertesinde söyledi."
Emir Sarıgül, anneleri yurt dışında bulunan iki kızının bakıma muhtaç anneannelerinin yanında kaldığını belirterek, ev hapsi dahil tahliyesini talep etti.
Suçsuz olduğunu savunan Sarıgül, tahliye edilmesi halinde can güvenliği gerekçesiyle devletten koruma istedi.



















