Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal'dan 'Erdoğan'a tuzak' çıkışı: ‘En büyük ihanetle karşı karşıya olabilir…’

Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal'dan 'Erdoğan'a tuzak' çıkışı: ‘En büyük ihanetle karşı karşıya olabilir…’
A- A+

Yeni Şafak yazarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski metin yazarı Aydın Ünal, fon krizi üzerinden dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. AK Parti içinde Erdoğan'a yönelik bir siyasi kuşatma girişimi olabileceğini öne süren Ünal, "Siyasi tarihinde Erdoğan’ı en çok yoran, vefasızlık ve ihanet oldu. Belki de bir yenisiyle karşı karşıya Erdoğan; hem de en büyüğüyle" ifadelerini kullandı.

Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, fon krizinin siyasi yansımalarını değerlendirdiği yazısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik bir tasfiye ya da siyasi kuşatma girişiminin söz konusu olabileceğini iddia etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden aday olup seçilmesi durumunda bile AK Parti'de Erdoğan sonrası döneme ilişkin siyasi hesapların gündeme geleceğini savunan Ünal, bu sürecin beklenenden önce başlamış olabileceğine işaret etti.

"ERDOĞAN'A BİR TUZAK KURULUYOR OLABİLİR Mİ?"

Fon krizinin aydınlatılması gerekirken belirsizliklerin giderek arttığını belirten Ünal, yaşananların arkasında siyasi hesaplar bulunabileceğini öne sürdü.

Ünal, "Erdoğan sonrası Türkiye ve AK Parti kurguları devreye girmiş olabilir mi?" sorusunu gündeme getirirken, "Erdoğan’a bir tuzak kuruluyor olabilir mi? Başta fon krizi olmak üzere, muhtemel riskler çözümsüz bırakılarak Erdoğan’ın altı oyuluyor olabilir mi?" ifadelerini kullandı.

"EN BÜYÜK İHANETLE KARŞI KARŞIYA OLABİLİR"

Erdoğan'ın siyasi hayatında en fazla vefasızlık ve ihanetten zarar gördüğünü savunan Ünal, mevcut gelişmelerin geçmişte yaşanan krizlerden çok daha büyük bir siyasi tehdide işaret edebileceğini ileri sürdü.

Ünal, yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Siyasi tarihinde Erdoğan’ı en çok yoran, vefasızlık ve ihanet oldu. Belki de bir yenisiyle karşı karşıya Erdoğan; hem de en büyüğüyle. Belki, darbe senaryolarından, 27 Nisan’dan, 7 Şubat’tan, 17-25 Aralık komplosundan, 15 Temmuz darbe girişiminden daha büyük bir tuzakla karşı karşıya."

İşte o yazı:

Bazen de hadiseler sadece göründükleri kadardır. Derin bağlantıları bulunmayabilir.

Fon meselesi başından beri kendi dinamikleri içinde oluşmuş bir kriz görüntüsü veriyor. Hırs, açgözlülük, sınırsız tamah, yağma, hırsızlık, dolandırıcılık, ahlaksızlık, ihmal, denetimsizlik… Daha ötesi değil. Komplo teorileri, hele hele “dış mihraklar” söylemi bu krizde yerli yerine oturmuyor.

Son yazımda, seçimler yaklaşırken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kuşatmaya dönük girişimlerin arttığını ve daha da artacağını belirtmiştim. Bunu, “Krizi dış mihraklara bağladı” şeklinde yanlış yansıtanlar oldu. Hayır. En başından beri söylediğim şudur: Kriz “dış mihrakların” komplosuyla oluşmamıştır ama kriz oluştuktan sonra “dış mihraklar” bunu kullanmaktan çekinmeyecektir. Aynı yerdeyim.

Süreç uzadıkça, tartışmalar büyüdükçe ve türlü alametler belirdikçe bir başka şüphe içimi kemirmeye başladı: Bu krizi sadece “dış mihraklar” mı kullanabilir? Ya “iç mihraklar”?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM’nin alacağı erken seçim kararıyla bir kez daha aday olabilecek ve inşallah bir kez daha seçilecek. Daralan kuşatmayla bu kolay yolun zorlaşmaya başladığını, dikensiz gül bahçesine hendeklerin kazıldığını söylemiştim. Süreç suhuletle atlatılsa bile, AK Parti balkonundan yapılacak seçim zaferi konuşması noktalandığı anda, 2032 ya da 2033 yılında yapılacak seçim için kulisler hareketlenecek. Erdoğan sonrası Türkiye ve Erdoğan sonrası AK Parti kurguları devreye girecek.

Acaba seçim sonrası başlaması beklenen kulisler ve devreye girecek kurgular, şimdiden hareketlenmiş olabilir mi? 2027 ya da 2028’de yapılacak seçimler sonrası başlaması beklenen tartışmalar erkene alınmış olabilir mi?

Biraz daha açık yazayım: Erdoğan’a bir tuzak kuruluyor olabilir mi? Başta fon krizi olmak üzere, muhtemel riskler çözümsüz bırakılarak Erdoğan’ın altı oyuluyor olabilir mi?

Çok mu uçuk? Çok mu âfâkî? Çok mu komplocu? Ya yaşananlara ne diyeceğiz? Mevcut tablodan başka bir anlam çıkar mı? Şu ana kadar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın krizi çözebilmesi için elini rahatlatacak bir hamle gördük mü? Krizde sorumluluğu apaçık olduğu halde, çıkıp, mertçe “Benim hatam, kusurum, ihmalim var, daha fazla yük olmak istemem” diyerek kenara çekilen oldu mu hiç? Gönüllü bedel ödemeyi bir kenara bırakalım; tutuklayıp, serbest bırakıp sonra yine tutuklamalar… Tedbir koyup, kaldırıp, yeniden koyup, yeniden kaldırmalar… Neler oluyor Allah aşkına? Neler dönüyor?

Krizin daha fazla aydınlatılması gerekirken her gün daha fazla karanlığa bürünmesi, bende olduğu kadar sizde de “Erdoğan’a karşı içerden bir tuzak” şüphesini uyandırmıyor mu?

Birileri, hem de içerden birileri, “dış mihraklara” gelmeden önce “iç mihraklar”, yaklaşan seçim öncesinde, fon krizi üzerine bir oyun inşa ediyor şüphesi gittikçe büyüyor.

Siyasi tarihinde Erdoğan’ı en çok yoran, vefasızlık ve ihanet oldu. Belki de bir yenisiyle karşı karşıya Erdoğan; hem de en büyüğüyle. Belki, darbe senaryolarından, 27 Nisan’dan, 7 Şubat’tan, 17-25 Aralık komplosundan, 15 Temmuz darbe girişiminden daha büyük bir tuzakla karşı karşıya.

AK Parti’nin son grup toplantısında Erdoğan’ın “Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var” sözlerini bir de böyle okumak gerekmez mi? Kim bilir, belki de bu ifadeler, bir çağrı, bir davet, bir destek talebidir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Manşet haberler
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •