Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da gerçekleştirilen NATO zirvesi sonrası açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Başbakanı Netanyahu ve Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in F-35 sözleriyle ilgili olarak "Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis'in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi" dedi.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:
Ülkemizde 22 yıl aradan sonra, Ankara'da ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirvesi'ni az önce başarıyla tamamladık. Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir.
İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askeri kapasitemizin tahkim edileceği güçlü bir NATO'nun temellerini Ankara'da atmış bulunuyoruz.
Öncelikle bir hususu burada ifade etmek istiyorum. Türkiye olarak, Soğuk Savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Etrafımızdaki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askerî yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefikimize kıyasla hayli ilerdeyiz.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN TRUMP'A TEŞEKKÜR
Zirvemizde, geçtiğimiz yıl Lahey'de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Rutte, müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifaka yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık.
Ankara Zirvesi'nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu, Türkiye'ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Biliyorsunuz, Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsıma ve dostluğumuza atfettiği önem ile dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyorum.
Türkiye olarak 1952 yılından beri ittifak üyesiyiz. Ama biz, kara kuvvetlerinin tarihi 2235 yılı geçen, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO'ya üye olmakla yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2 bin yıldır savaş meydanlarında olgunlaşan işte bu savaş sanatımızı da ittifaka kazandırdık. Göz bebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri, millî güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir. Hâlihazırda NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO'nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır. İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan, gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk. NATO'nun harekât ve misyonları ile ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız. İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız. F-16 uçaklarımız, ağustos ayından itibaren NATO hava polisliği misyonu kapsamında Estonya'da konuşlanacak. Kosova'daki NATO KFOR Harekâtı'nın ekim ayında üstlendiğimiz komutasını 2026 Eylül sonuna kadar sürdüreceğiz.
“İHA-SİHA’DA DÜNYADA ÜST SIRALARDAYIZ”
2028 ve 2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvveti'ne komuta edeceğiz. Daha burada sayamayacağımız nice misyona ciddi katkılar sunuyoruz. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı üç boyutlu derinlik; yani üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü sacayakları olacaktır. Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında ve savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken, diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.
"TERÖRİZM, NATO'YA YÖNELİK İKİ ANA TEHDİTTEN BİRİDİR"
Bu sabahki konuşmamda da ifade ettim. Avrupa Birliği'nin savunma alanındaki girişimleri NATO'yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimize ve Avrupa Birliği liderliğinin dikkatine getiriyoruz. Şurası bir gerçektir: Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dâhil edilmediğinde bu girişimlerin etkisi çok sınırlı olacaktır. Müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler, her ne kadar azalmış olsa da hâlen devam etmektedir. Bunların amasız ve fakatsız biçimde bir an önce kaldırılması gerekiyor. Bu hususa zirve bildirisinde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık. Şunun altını bir kez daha çizmek durumundayız: NATO; birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır.
Ev sahipliği yaptığımız Savunma Sanayi Forumu vesilesiyle, NATO'nun savunma sektörüyle daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi müttefiklerce kabul edildi. Terörizm, NATO'ya yönelik iki ana tehditten biridir. Son dönemdeki tüm zirvelerimizde olduğu gibi bu hususta atılabilecek adımları Ankara Zirvesi'nde de ele aldık. Terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kez daha vurguladık. Görüşmelerimizde, Ukrayna'da beşinci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratma savaşına yönelik bu muharebede, savaş her ay on binlerce zayiat verilen bir kıyım makinesine dönüşmüştür. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik. Bu ilkeli duruşumuzu hem Sayın Putin hem Sayın Zelenski hem de bu sabah görüştüğümüz müttefiklerimiz çok iyi biliyor. Bugün bir kez daha şu çağrıyı yapmak istiyorum. Adil bir barışın kaybedeni olmaz.
"GAZZE'DE İŞGAL VE ZULÜM HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR"
Bugün ayrıca Orta Doğu'da yaşanan güncel gelişmeleri de değerlendirdik. Bizim de her aşamasına destek verdiğimiz İslamabad Mutabakatı'nı büyük bir memnuniyetle karşıladık.
Sürecin zorluklarının elbette farkındayız. Burada önemli olan, çözüm iradesinin mutlaka korunmasıdır. Gelgitler yaşansa dahi neticede aklıselimin galip geleceğine inanıyoruz. Dünyanın beklentisi de barışa fırsat tanınmasıdır.
Şu gerçeği burada dikkatinize getirmekte fayda görüyorum. Bir tarafta barış umutları yeşermekteyken, öte tarafta 2 Mart'tan bu yana 5 bine yakın insanın hayatını kaybettiği Lübnan'a yönelik saldırılar hâlen durdurulmamıştır. İnsanlar göçe zorlanıyor. Şehirler yıkılıyor. Lübnan toprakları adım adım gasp ediliyor.
Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze'de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor.
Kendi güvenliğini bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler, en küçük bir barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum. Bölgemizin şu anda ne yeni bir gerilime ne de yeni bir çatışmaya tahammülü var.
SORU CEVAP
NETANYAHU VE MİÇOTAKİS'İN F-35 AÇIKLAMASI
Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu'nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis'in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Miçotakis'in Yunanistan'ın için aldığı savunma araçlarına 'niye bunu aldınız' dedik mi? Hayır. Kapı komşumuz. Söyleyebilirdik. Alabilir de satabilir de. Türkiye bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında alma hakkına da sahiptir. Bizler de bunun görüşmelerini dünyanın değişik ülkeleriyle yapıyoruz ve adımlarımızı buna göre atıyoruz.
Trump, ilk günlerde sizinle görüşmesinde F-35'lerle ilgili olumlu birtakım sinyaller verdi. Ancak az önceki basın toplantısında, "Henüz tamamen kararımı vermedim." dedi. Size F-35'lerle ilgili ne söyledi? Türkiye'nin F-35 alabilmesi için Amerikan yasasında S-400'lerin Türkiye'nin sahipliğinde olmaması gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunuyor. Türkiye, bu yasanın gereğini yerine getirmek için S-400'leri ne yapacak? Rusya'ya geri mi verecek, yoksa başka bir ülkeye mi konuşlandıracak?
Bizi izlemeye devam edin.
ÇELİK KUBBE
Çelik Kubbe, aynı zamanda NATO'nun bulunduğumuz bölgedeki en güçlü bilek güreşidir. Bütün adımlarımızı attık. Çelik Kubbe'de de Türkiye her geçen gün mesafe alıyor. Bunların sergilenmesini yaptık ve yapacağız. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var.
MİÇOTAKİS'İN 'DENİZ YETKİ' AÇIKLAMASI
Türk Yunan ilişkilerinde yeni adım ne olacak? Trump'la görüşmenizde Ruhban Okulu meselesi gündeme geldi mi?
Hayır, gündeme gelmedi. Miçotakis'le Ege Denizi sorunlarını çözme konusundaki düşünceyi ben de paylaşıyorum. Önce dışişleri bakanlarımız, sonra da gerekirse biz masaya otururuz.
TRUMP GÖRÜŞMESİ
Sayın Trump'la başkanlık makamımızda yaptığımız basın toplantımız çok geniş çerçevede oldu. Trump ve şahsım, bu sorular karşısında gerekli cevapları verdik. Çok verimli bir toplantı oldu. Trump da basın toplantısından çıktığımızda çok mutlu ayrıldı.
F35'LERİN TESLİMİ
F-35 konusunda Sayın Trump, Türkiye'ye yönelik olumlu bir yaklaşım içerisinde. F-35'lerin Türkiye'ye teslimi gerçekleştiği anda tüm dünya, "ABD verdiği sözü tuttu." diyecek.
KARŞILAMA TÖRENİ
Hepsi övgüyle bahsetti. Tokalaşırken, "Gerçekten muhteşemdi." dediler. Hatta bazıları, "Biz Yeniçerileri tanırız." dedi.
TRUMP'IN 'ATEŞKES BİTTİ' AÇIKLAMASI VE MÜZAKERELER
Masa kolay değil. Türkiye'de 6'lı masa kurdular, daha kurmadan dağıldı. Bu masa farklı bir masa. Biz elimizden gelen gayreti ortaya koyuyoruz. Tüm mesele masayı sağlama almak. Ama bizim masamız kolay kolay dağılmaz.
KAAN'IN MOTORLARI
Motorlarla ilgili konuyu Sayın Trump'la daha önce konuştum. Kendileri olumlu bir tutum sergilediler. İnşallah bir sıkıntı olmayacak.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ GELİŞMELER
Hürmüz Boğazı konusunda Türkiye olarak elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Boğaz'ın savaş gölüne dönüşmesini istemiyoruz. Bunu başarabilirsek ne mutlu bize.



















