Gazeteci Fatih Altaylı, kaleme aldığı köşe yazısında eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’na sert sözlerle yüklendi.
AK Partili Melih Gökçek, tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu’nun denize girerken çekilmiş bir videosunu sosyal medya hesabından paylaşarak, “Bilin bakalım, Bodrum’da keyif yapan bu hanımefendi kim?” ifadelerini kullandı.
Gökçek’in paylaşımı kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturdu. Paylaşıma çok sayıda kullanıcı tepki gösterirken, Gökçek de gelen yoğun tepkilerin ardından paylaşımını kaldırdı.

FATİH ALTAYLI’DAN GÖKÇEK’E SERT ELEŞTİRİ…
Gökçek’in paylaşımını köşe yazısına taşıyan Fatih Altaylı, yazısına “Ah Melih Gökçek ahhhh” sözleriyle başladı. Altaylı, Gökçek’e doğrudan seslenerek, “80 yaşına merdiven dayadınız, bir yılı aşkın bir süredir hapishanede tutulan birinin eşine dil uzatırken bir nebze olsun utanmadınız mı! Bir katre olsun vicdanınız sızlamadı mı!” ifadelerini kullandı.
Altaylı, Gökçek’in eşi Nevin Gökçek’e de seslenerek, “Ya siz Nevin Gökçek, en azından siz kocanıza ‘Terbiyesizlik yapma, çok ayıp. Yakışıyor mu bu yaptığın?’ demediniz mi!” diye yazdı.
Gökçek’in paylaşımını “terbiyesizce hareket” olarak nitelendiren Altaylı, paylaşımın gördüğü tepkiler sonrasında silindiğini belirterek, “O kadar çok tepki aldı, o kadar çok küfür, hakaret yedi ki paylaşımını silmek zorunda kaldı” ifadelerini kullandı.
KENDİ TUTUKLULUK DÖNEMİNİ ANLATTI…
Altaylı, yazısının devamında cezaevinde bulunduğu dönemde ailesiyle yaptığı görüşmeler üzerinden tutuklu kişilerin dışarıdaki yakınlarının yaşamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Aile görüşlerinin kendisi açısından cezaevindeki en zor günlerden biri olduğunu belirten Altaylı, eşi, kızı, annesi, kardeşi ve yakın arkadaşlarının kendisini görmek için her hafta cezaevine gelmek zorunda kaldığını anlattı.
Altaylı, özellikle eşinin yaz döneminde uzun süreli bir tatile gidememesinin kendisini üzdüğünü belirterek, yakınlarına “Lütfen gelmeyin. Gidin tatilinizi yapın, keyfinize bakın. Ben içerideyim diye siz de kendinizi mahkum hissetmeyin” dediğini aktardı.
“DIŞARIDAKİ SEVDİKLERİNİZ NE KADAR KEYİFLİ VE MUTLU İSE...”
Altaylı, cezaevindeki bir kişinin dışarıdaki yakınlarının mutluluğundan etkilenebileceğini şu sözlerle anlattı:
“Dışarıdaki sevdikleriniz ne kadar keyifli ve mutlu ise, siz içeride o kadar mutlu ve keyifli oluyorsunuz. Onlar geziyorsa, siz kendiniz gezmiş gibi seviniyorsunuz, onlar tatile giderse siz tatile gitmiş kadar neşeli oluyorsunuz.”
Bu değerlendirmesinin ardından Dilek İmamoğlu’nun Bodrum’da tatil yapmasının Ekrem İmamoğlu açısından farklı bir anlam taşıyabileceğini savunan Altaylı, “Bu yüzden de bana sorarsanız eşinin denize girmesi Ekrem İmamoğlu’nu mutlu etmiştir” ifadelerini kullandı.
Altaylı, yazısının sonunda ise Gökçek’e yönelik eleştirisini sürdürerek, “Bir gün Türkiye’ye gerçek adalet gelip içeri atıldığı gün, Melih Gökçek de ne demek istediğimi anlayacaktır” dedi.
Fatih Altaylı’nın “Melih bey, utanmıyor musunuz!” başlıklı yazısının ilgili kısmı şöyle:
Ah Melih Gökçek ahhhh.
80 yaşına merdiven dayadınız, bir yılı aşkın bir süredir hapishanede tutulan birinin eşine dil uzatırken bir nebze olsun utanmadınız mı! Bir katre olsun vicdanınız sızlamadı mı!
Ya siz Nevin Gökçek, en azından siz kocanıza “Terbiyesizlik yapma, çok ayıp. Yakışıyor mu bu yaptığın?” demediniz mi! Ya da belki de siz kendisine haddini bildirdiğiniz için paylaşımını sildi. Eğer öyle ise ağzınıza sağlık.
Ankara’nın eski belediye başkanının yaptığı “terbiyesizce hareketten” herhalde haberiniz var. İBB’nin tutuklu başkanı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun denize girerken bir fotoğrafını yayınlayıp, “Bilin bakalım, Bodrum’da keyif yapan bu hanımefendi kim?” diye sordu.
O kadar çok tepki aldı, o kadar çok küfür, hakaret yedi ki paylaşımını silmek zorunda kaldı.
Ben de bu beye, bir tutuklunun bu konulardaki fikrini ve hissiyatını anlatayım.
Anlamaz ama denemekte beis yok.
Tutuklu olduğum süreçte yazdığım günlük mektupları dinleyenler belki hatırlayacaktır, benim aile görüş günüm cuma günleriydi ve benim için cezaevindeki en zor gün o gündü.
Cuma günü eşim, eğer okulda değil de Türkiye’de ise kızım, annem, yine Türkiye’de ise kardeşim ve üç yakın arkadaşım haftada bir gün, cuma günleri sabah 9’da ziyaretime gelebiliyorlardı.
Benim en çok üzüldüğüm gündü. Elbette hayatta en sevdiğim insanları bir saat bile olsa görmek çok güzeldi ama onlara verdiğim rahatsızlıktan ötürü vicdan azabı duyuyordum. Bütün bir haftalık programlarını bana göre ayarlamak, cuma gününün o bir saati için, seyahatlerinden tatillerinden, başka işlerinden feragat etmeleri gerekiyordu. Onlara yük olduğum için çok üzülüyordum.
Hele eşimin yaz boyunca uzunca bir tatile gidemeden, kendini her cuma bana gelmek zorunda hissetmesi beni çok ama çok üzüyordu.
Hepsine yalvardım, “Lütfen gelmeyin. Gidin tatilinizi yapın, keyfinize bakın. Ben içerideyim diye siz de kendinizi mahkum hissetmeyin” diye.
Kısaca şunu söyleyeyim.
Dışarıdaki sevdikleriniz ne kadar keyifli ve mutlu ise, siz içeride o kadar mutlu ve keyifli oluyorsunuz. Onlar geziyorsa, siz kendiniz gezmiş gibi seviniyorsunuz, onlar tatile giderse siz tatile gitmiş kadar neşeli oluyorsunuz.
Melih Gökçek pek anlamaz ama insani durum aynen böyle tezahür ediyor.
Sevdiğiniz insanların dışarıdaki ruh hali, sizin içerideki ruh haliniz oluyor.
Bu yüzden de bana sorarsanız eşinin denize girmesi Ekrem İmamoğlu’nu mutlu etmiştir.
Bir gün Türkiye’ye gerçek adalet gelip içeri atıldığı gün, Melih Gökçek de ne demek istediğimi anlayacaktır.
O gün, onun için de benzer bir şey söylenirse eğer, onun eşini savunan da yine biz oluruz, kimse merak etmesin!



















