Halk TV'nin patronu Cafer Mahiroğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekibinin iddia ettiği paralara dair sessizliğini bozdu. “Sözleşmesini onlar yaptı, ‘Bizi desteklemezseniz gereği yapılır’ mesajı verdiler” ifadelerini kullandı.
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, CHP'de "mutlak butlan" kararının ardından yeniden genel başkanlık görevine gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekibinin iddia ettiği paralara dair sessizliğini T24’ten Cansu Çamlıbel’e bozdu. “Kılıçdaroğlu ekibinin iddia ettiği 80 milyon TL’nin hesabını yapabilmeleri için beş sene geriye gitmeleri lazım yani kendi dönemlerine” ifadelerini kullanan Cafer Mahiroğlu, “Kardeşim sen kendin yapmışsın sözleşmeyi” tepkisini gösterdi.
İşte o röportaj…
Kuruluşu Cumhuriyet Halk Partisi eski genel başkanlarından Deniz Baykal dönemine denk gelen Halk TV’nin 21 yıllık yolculuğunu Türkiye siyasetindeki gelişmelerden bağımsız değerlendirmek mümkün değil. Özellikle son yıllarda gününe ve konjonktüre göre değişmekle birlikte- haber kanalları arasında en çok seyredilen ilk üç ya da beş kanaldan biri olma vasfını korudu. Hatta 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasıyla birlikte girilen politik atmosferde kendi rekorunu kırdığı ve birinci sıraya yerleştiği zamanlar oldu. Hükümete muhalif kesimleri etkileme potansiyeli nedeniyle “çözüm süreci” etrafındaki tartışmalarda dahi kendine yer edindi.
2019’da Kemal Kılıçdaroğlu döneminde Halk TV’yi Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal’dan satın alan Cafer Mahiroğlu, o gün bugündür kanalın kendisi kadar tartışılan bir isim olmayı başardı. Halk TV’nin aldığı ya da almadığı siyasi pozisyonlar üzerinden kamuoyunda aleni tartışmalara girmekten kaçınmadı. Öyle ki 2023 seçimlerinden sonra o dönemki Kılıçdaroğlu CHP’sinin Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem tarafından CHP ile Deniz Baykal döneminden beri devam eden yayın ve reklam sözleşmeleri feshedildi. Halk TV’den çalışan gazetecilerin Mahiroğlu’nun tasarrufları nedeniyle kanalı bıraktığına sıklıkla tanıklık ettik.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Haziran 2025’te Cafer Mahiroğlu "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla hakkında yakalama kararı çıkardı. Mahiroğlu, o gün bugündür medyaya girene kadar tekstil işiyle uğraştığı Londra’dan dönmedi.
Mahiroğlu’na 2024’ün sonlarına doğru bir mülakat teklifi yapmıştım. Rasim Ozan Kütahyalı’nın kanalın Youtube yayınına konuk edilmesi nedeniyle meslektaşlarım Timur Soykan, Şule Aydın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Murat Ağırel kanaldan yeni ayrılmıştı. Cafer Bey zaten gerekli açıklamayı yaptığını söyleyerek davetimi kabul etmemişti. Yaklaşık bir ay önce kendisiyle hala söyleşmek isteyip istemediğimi sormak için aradı beni. Başka bir toplantıya katılmak üzere zaten Londra’ya gidecektim, geçen hafta sonu için sözleştik.
Mülakatı yaptığımızda henüz Ali Haydar Fırat, Enver Aysever’in yayınına katılarak Mahiroğlu hakkındaki iddiaları dile getirmemişti. Ancak Fırat ve “butlan” yönetiminden başka CHP’liler zaten partiden Halk TV’ye 80 milyon TL aktarıldığına ilişkin iddiaları gündeme getiriyordu. Mahiroğlu sorularımı Halk TV’nin gelir ve giderlerine ilişkin detaylar da vererek yanıtladı. Kılıçdaroğlu göreve geri getirildikten sonra CHP ile yayın sözleşmesini kendisi feshetmiş, vatana ihanet ettiğini düşündüğü birisinin açıklama ve faaliyetlerini canlı yayınlamamaya kesin kararlı olduğu için.
Kılıçdaroğlu ekibinin hükümet desteğiyle kendisini tasfiye etmeye çalıştığına inanıyor. Hatta Kemal Bey’e yakın kişilerden bu yönde mesajlar aldığını ileri sürüyor. Şu an için Türkiye’ye dönmeye de Halk TV’yi satmaya da niyeti yok. Peki, Kemal Bey ve ekibinin güvendiği “devlet aklı” daha ileri müdahaleleri gündeme alır mı? Bu yönde sorduğum sorulara Cafer Bey yekten “Olmaz öyle şey” diyemiyor doğal olarak. Ancak yine de “devlet”e böyle bir hamleyi kondurmak istemediği izlemiyle yanından ayrıldım. “Hükümet”ten çok “devlet” ifadesine denk geleceğiniz bir konuşma daha anlayacağınız… Hala böyle bir ayrım olduğuna inanan bir konuk daha.
Yakalama kararı çıktığında Londra’da olmam tamamen tesadüf
-İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10 Haziran 2025’te, yani yaklaşık 13 ay önce, sizin hakkınızda "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasıyla yakalama kararı çıkarıldığını açıkladı. Sonradan öğrendik ki siz o sırada zaten Londra’daymışsınız. Hala da buradasınız. Soru şu; böyle bir ihtimalden daha önce bir biçimde haberdar olduğunuz için mi yurtdışına çıkmıştınız?
Yok, benim o sırada Londra'da olmam tamamen tesadüf. Benim ilk eşimin abisi ve kızımın dayısı bir rahatsızlık geçiriyor. Başta hayati tehlikesi yoktu, sonra hayati tehlike belirince aradılar ve buraya geldim. Yoksa ben bir duyum falan almadım. Duyum almış olsaydım da zaten ben de karşılığında davacı olurdum çünkü inanmazdım böyle bir şey olabileceğine.
Aziz İhsan Aktaş’ı tanımıyorum, hiç görmedim; zaten emin konuşmuyor, bahsedilen ihale hiç alınmamış
-İddiaya dönersek, sizin hakkınızdaki soruşturmanın Aziz İhsan Aktaş’ın beyanları üzerine başlatıldığı açıklandı. Aziz İhsan Aktaş ile nasıl iş ilişkiniz oldu ve ifadesinde geçen ortak olduğunuz ihale hangisi?
Ben Aziz İhsan Aktaş'ı tanımıyorum. İnanıyorum ki kendisi de aynı beyanı verecektir, belki de vermiştir. Kendisini ne şahsen tanıyorum ne de biliyorum. Suratını ilk kez televizyonda ya da gazetede gördüm. Bu haberlerden önce böyle bir kişinin varlığından dahi haberdar değildim. Söylediği iddia edilen şey de şu; “Duyduğuma göre falanca ihaleyi de Cafer Mahiroğlu aldı, o da o ihaleye ortaktı.” Yani emin de konuşmuyor. Bahsettiği zaten alınamayan bir ihaledir. Yusuf Yadoğlu diye bir isim veriyor. Alınan bir ihale yok ama. Zaten Yusuf Yadoğlu da “Mahiroğlu’nu tanırım ama bir ortaklığım yok” diyor.
-Siz Yusuf Yadoğlu’nu tanıyor musunuz?
Tanıyorum. Benim yakın köylüm fakat öyle bir ihale yok. Kimse de bana bir ihale falan sormamış. Sonra birden bir yakalama kararı çıkartılıyor.
Suçlama tam nedir, hangi ihaleye fesat karıştırmışım, kime para vermişim? Hiçbiri belli değil
-Sizin avukatınız Türkiye'de savcılık makamını arayıp bilgi istedi mi?
Benim avukatım belki istemiştir, detayını bilmiyorum. Ama bir iddianame yok ki ortada benimle ilgili, suçlamanın ne olduğu da tam olarak belli değil. Hangi ihaleye fesat karıştırmışım belli değil. Kime para vermişim o da belli değil.
-Her şey bu kadar muğlak ise ve kendinizden bu kadar eminseniz neden Türkiye'ye dönmüyorsunuz? Gidip verseniz ifadenizi ne olur?
Buraya büyük bir gülme ile birlikte büyük bir soru işareti koyayım. Ama gülmeyi hak sayarım. O yüzden ben böyle vermiş olayım bu cevabı.
-Medyadan bir örnek vereceğim; Cumhuriyet Gazetesi’nin eski İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay da yurtdışındaydı hakkında yakalama kararı çıkartıldığında. Geri geldi, tutuklandı ve cezaevinde yattı.
Bugün atmosfer çok farklı. Ben o şeylerin detayına burada girmek istemiyorum. Çünkü ben şu anda başka bir konumla buradayım. Bir siyasetçi değilim.
Ozon tabakası delinmiş, sıcaklık 200 dereceye gelmiş paltoyla gezer misiniz?
-Siz bir medya patronusunuz, ben de zaten bir medya yöneticisinin örneğini hatırlattım.
Ozon tabakası delinmiş, sıcaklık gelmiş 200 dereceye, paltoyla gezer misiniz? Bu soru biraz öyle bir şey. Doğru bir karşılaştırma olduğunu düşünmüyorum. Konular benzer olmadığı gibi atmosfer de aynı değil.
-“Ben aslında şu anda bir muhalefet mecrası olarak görünen Halk TV'nin patronu olduğum için tutuklanmak istiyorum ve buna kılıf aranıyor” diye mi düşünüyorsunuz?
Böyle bir hukukun Türkiye'de egemen olmamasını diliyorum.
-Peki Türkiye’de bugün böyle bir hukuk mu egemen?
Olmamasını diliyorum.
-Ama şüpheniz olduğu için dönmüyorsunuz.
Olmamasını diliyorum.
-Şüpheniz var mı, yok mu? Şüpheniz olmasa dönmez miydiniz?
Bir insan hakkında, hiç tanımadığı bir insan tarafından verilen bir ifadeyle tutuklama kararı çıkartılıyorsa ben ne söyleyebilirim?
Türkiye Cumhuriyeti’nin benimle bir sorunu yok olsaydı bu yaşıma kadar bilirdim
-Halk TV'nin sahibi olduğu için tutuklanmak istediğinizi düşünüyorsunuz. Doğru mu?
Ben Cafer Mahiroğlu olarak Türkiye Cumhuriyeti'yle hiçbir sorunu olmayan bir Türk vatandaşıyım. Türkiye Cumhuriyeti'nin de Cafer Mahiroğlu'yla ilgili herhangi bir sorunu yok.
-Nereden biliyorsunuz?
Olsaydı bu yaşıma kadar zaten bir şekilde bilirdim.
Bugüne kadar hükümetten hiçbir tehdit mesajı almadım ama bugün Kemal Bey’in şantaj ve tehdidine maruz kalmış durumdayım
- “Devletin seninle bir sorunu yok” şeklinde mesaj gönderen birileri var mı ki bunu söyleme gereği duydunuz?
Yok benim kimseyle öyle bir diyalog kanalım yok. Ben kanalı aldığım günden bugüne kadar devletten ya da hükümetten bana karşı hiçbir şekilde baskı, tehdit, şantaj ya da “Bu haberi yapsın” ya da “Şu haberi yapmasın” gibi bir mesaj gelmedi. Ama RTÜK’ten pek çok kez kapatılma cezası aldık. Pek çok sıkıntı yaşadık ama hepsi mahkemeden geri döndü. Ama ben bugün Kemal Bey’in şantaj ve tehdidine maruz kalmış durumdayım. Biliyorsunuz CHP Genel Merkezi’ne ilk döndüğü gün yaptığı konuşmada beni hedef gösterdi. Yani buradan şuraya gelebiliriz. Acaba işte Kemal Kılıçdaroğlu, Cafer Mahiroğlu'nu mu hedef gösterdi yoksa Halk TV'nin sahibi Cafer Mahiroğlu'nu mu hedef gösterdi?
Kılıçdaroğlu ekibi Kemal Bey’in talimatıyla benimle temas kurdu
Nüfuz edecekleri yerler olduğunu söylediler ‘bizi destekleyin yoksa gereği yapılır mesajı’ verdiler ‘devlet aklı’na inanmışlar ve çok güveniyorlar
-Tam olarak neyi kastediyorsunuz? Kemal Bey’in tehdit ve şantajına maruz kaldığınızı söylediniz. “Butlan kararıyla” geri döndükten sonra sizinle temas kurdu mu? Kurduysa ne talep etti?
Evet, benimle direkt değil ama dolaylı temas kuruldu. Yakınlarım, eski arkadaşlarım ya da bana yakın kişiler üzerinden mesaj yollandı. “Kemal Bey’le birlikte oldukları an” beni arayacakları haberini yolladılar. Reddettim. Yakın çevreme, tüm bu girişim ve iletilen mesajların Kemal Bey’in talimatı ve bilgisi dahilinde olduğunu aktardılar. Kendilerini desteklememiz karşılığında maddi ve manevi destek vereceklerini ilettiler. Nüfuz edecekleri yerler olduğunun mesajını yolladılar.
Sokaktan alamadıkları meşruiyeti bizden alacaklarını sanan sığ bir kadro CHP’yi esir aldığı gibi bizim de Kemal Bey’in esiri olmamızı istiyorlar. Bu kadar özgüvenleri var ve neden olduğunu biz bilmiyoruz. Ama bu kadar bir yerlere güveniyorlar belli ki. Açıkça bize “Bizi destekleyin yoksa gereği yapılır” diyorlar. Size röportaj veren Kemal Bey’in yakın yardımcısının söylediği “devlet aklı” sözüne inanmışlar ve çok güveniyorlar. Böyle bir algıyı korkuya dönüştürerek partilerine hâkim olmaya çalışıyorlar. Ben bu izlenimi edindim.
Benim devlete bakışım; kutsal devletin kanala el koymaya tenezzül edeceğini düşünmüyorum
-Ankara’da biliyorsunuz Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılmak istenileceğinin konuşulduğu bir siyasi atmosfer var. Böyle bir ortam varken devletin Halk TV’ye el koymak için bir gerekçe yaratmayacağından emin olabilir misiniz?
Devletin böyle bir şey yapmayacağını düşünüyorum. Benim devlete bakışım kutsaldır. Ben bütün yaşantım içerisinde buna inandım ve hayatı öyle yaşadım. Benim için devlet kutsaldır ve devletin böyle şeylere tenezzül edeceğini düşünmüyorum. Her dönem devlet içinde birtakım gruplar olabilir, devlet içinde yapılan durumlar olmuş olabilir ama bana soruyu “Devlet el koyar mı?” diye soruyorsunuz.
Ben devleti halkın vicdanıyla tanımlarım inandığım devlet odur
- “Devleti yönetenin AKP hükümeti olduğu” gerçeği üzerinden soruyorum bu soruyu. Mesela sizinle konuştuğumuz şu sıralarda genç komedyen Deniz Göktaş tutuklandı.
Devlet halkını mı temsil eder yoksa devlet sadece kendini mi temsil eder? Şimdi eğer buradan bakarsak olaya, cevap devleti nerede tanımladığınıza bağlı olarak değişebilir. Ben devleti halkın vicdanıyla tanımlarım. Yani halkıyla tanımlarım. Mesela “devletin hafızası vardır, unutmaz” derler. Buradan bakarım ben olaya, öbür türlü baktığında çıkamayız bu işin içinden. Çünkü orada iş artık bireyselleşir.
-Siz olması gerekeni söylüyorsunuz. Ben bugünkü devlet yapısını ve işleyiş tarzını hatırlatarak bir soru soruyorum.
Ama bunlar geçicidir. Bugünü tanımlayıp üzerinden devleti yorumlarsak, bir yere gidemeyiz. Yani eğer devleti konuşacaksak ben halkının vicdanıyla birleşmiş, halkıyla birleşmiş biz devlet tanımı üzerinden giderim. Çünkü inandığım devlet odur. Ama bugünü konuşursak, konu farklı yerlere gidebilir. Biraz önce Deniz Göktaş’ın tutuklandığını hatırlattınız. Buna benden önce yorum yapması gerekenler kendi meslektaşları değil mi? Onlar bu konuyla ilgili konuşmazken benim konuşmam abesle iştigal değil mi?
-Ben size Deniz Göktaş'la ilgili bir soru sormadım. Sadece yargının nasıl bir atmosferde ve nasıl bir siyasi karar silsilesine bağlı olarak karar alabildiğini hatırlatmak istedim. Aynı devletin sizin kanalınıza sudan bir bahaneyle el koymasından endişe duyup duymadığınızı soruyorum.
Burada asıl olan devlet, içindeki taktikler ve manevraları eğer devletin bütününe oturtursak o zaman doğru bir tespit çıkmaz.
Devletin hakkımı teslim edeceğine inandığım ana kadar Türkiye’ye dönmem
-Sonuçta bugünkü “manevraları” konuşmak zorunda olduğumuz bir andayız. “Ben eninde sonunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin benim hakkımı teslim edeceğini düşünüyorum. Ama o güne kadar da Türkiye'ye dönmem” mi diyorsunuz yani?Yani almak istediğiniz cevap oysa, öyle diyelim. Çünkü öyle durum.
Kadının teki çıkıyor devlet kurumlarına ayar veriyor devlet de çıkıp ‘sen kim oluyorsun?’ diye sormuyor
-Ben sizin ne demeye çalıştığınızı anlamaya çalışıyorum sadece. Böyle düşünmüyorsanız neden “hayır öyle düşünmüyorum” demeyesiniz ki?
Nelere şahit olduğumuz bir dönemdeyiz. Kadının teki çıkıyor devlet kurumlarına ayar veriyor. “Şunu şunu yapın” diyor. Bize yüz milyon dolarlık kredi verilmiş vesaire. Devlet de çıkıp “Sen kim oluyorsun?” diye sormuyor mesela.
Devlet birisi kredi almışsa bilir kardeşim
-Oraya da gelecektim ama madem siz açtınız konuyu, şimdi sorayım. Tamar Tanrıyar -ki ben de ismini son haftalara kadar hiç duymamıştım- size bir kamu bankasından Halk TV için 40 milyonluk, Sözcü TV sahibi Burak Akbay için de 60 milyon kredi verileceğini iddia etmiş. Ama Serhat Albayrak ile ilgili de iddiaları varmış ve bu nedenle gözaltına alınıp bırakılmış. Sosyal medya mesajınızdan anladığım dava açmışsınız kendisine. Sonuçta daha ziyade dedikoduları “gerçek” gibi sunan birine neden bu kadar takıldınız?
Yahu devlet büyük bir kurumdur, bilir kardeşim zaten burada bir kredi alınmışsa. Kamu bankası olsa da bilir özel banka da olsa bilir. Niye alınmış? Nasıl alınmış? Kim almış? Kim vermiş? Neyi yapmış? Neden yapmış? Hadi sen böyle bir şey duydun, devleti ve devlet kurumlarını küçümseyecek ve herkese ayar verecek bir biçimde o edepsizliği bu terbiyesizliği yaptın…devlet buna neden haddini bildirmiyor?
Bugüne kadar sadece iki kişi için suç duyurusunda bulundum; Tamar Tanrıyar ve Ali Haydar Fırat
-Gözaltına alınmış ya işte! Gerçi sizinle ilgili iddiaları nedeniyle değil “Cumhurbaşkanı’na hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiası ile gözaltına alınıp hemen serbest bırakıldı. Tam da bu nedenle “bir güç onu koruyor” yorumları yapılıyor. Siz de böyle mi düşünüyorsunuz?
Ben oraya girmiyorum. Ben sadece şunu diyorum; devlet kurumlarını bu şekilde aşağılayıcı, küçültücü, önemsizleştirici bilgi kullanamazsın kardeşim. Ben bunu sorgularım. Zaten ben kendisi hakkında suç duyurusunda bulundum. İkinci kez bir kişi hakkında şikayetçi oluyorum bunca yıldır. İlki de Ali Haydar Fırat hakkındaydı, o da yeni zaten. CHP’den 80 milyon TL gibi bir para aldığımı iddia ettiği için.
Londra sokaklarında yürürken ‘Allah’ım ben ne günah işledim de burdayım’ diye soruyorum, ben neden bir iftiracının temeli olmayan bir cümlesinden dolayı ülkeme gidemiyorum?
-Oraya da geleceğiz ama Türkiye’ye dönüp dönmeyeceğinize ilişkin soruma tam yanıt alamadım.
Zaman zaman Türkiye'ye dönmeyi düşünüyorum. Birçok kez bu sokaklarda yürürken hep şunu demişimdir; “Allah'ım ben ne günah işledim de buradayım. Niye kendi ülkemde değilim?” belki siz buna riyakarlık diyeceksiniz. Sonuçta 35 yılda burada başarılı oldum. İngiltere bana bir iş hayatı sundu. Burada çoluğum çocuğum oldu, bir yaşam kurdum. Ama sonuçta Türkiye’ye gidip geliyordum. Ben ülkemde özlemden iş kurdum. Türkiye’de sorumluluk paylaşayım diye iş kurdum. Ben 15 Temmuz’dan sonra bütün mallarımı Türkiye'deki şirketim üzerine kaydettim. Ülkemi kaybedeceğim duygusu yaşayınca yaptım bunu. Ama işte bu melez ticari yapı nedeniyle sorunlar da yaşadım. Diyelim ki kredi alacağım, İngiltere bankasına gittim, “Malların Türkiye’de biz sana kredi veremeyiz” dediler. Türkiye’de de farklı koşulları yerine getirmediğim için vermediler. Ben kime ne yapmışım da ülkeme gidemiyorum? Üç ay önce 35 yaşında yeğenim vefat etti, gidemedim. Ya ben niye gidemiyorum bir tane iftiracının söylediği hiçbir temeli olmayan, hiçbir kaydı olmayan bir cümleden dolayı neden ülkeme gidemiyorum?
Ülkem için bir şey yapmak için Halk TV’yi satın aldım
-Bu sözlerinizden yakın gelecekte Türkiye’ye dönmeyi düşünmediğinizi anladım ben. Aslında en başa dönerek şunu sormak gerek sanıyorum; siz 2019’da Halk TV’yi neden satın almıştınız?
Ben ülkemi çok seviyorum ve ülkem için bir şey yapmak istiyorum. Orada olmak istiyorum. Bunun için aldım.
Kemal Bey’in arkadaşlara ‘söyleyin etrafta Alevi olduğunu çok konuşmasın’ dediğini biliyorum
-Kanalı siz satın aldığınızda şöyle bir dedikodu çıkmıştı; Kemal Kılıçdaroğlu siz de bir Alevi olduğunuz için almanızı istemiş Halk TV’yi. Yani bir anlamda CHP içindeki Alevilik hattının güçlenmesi için sizi tercih etmiş.Ben bunu ilk kez duyuyorum. Bu anlatımla ilk kez duydum. Hani Alevilik üzerinden…Benim Kemal Bey'le böyle bir ilişkim yok. Hatta Kemal Bey…bunu artık söylemek ne kadar doğru bilmiyorum ama artık söyleyeceğim. Kemal Bey’in arkadaşlara benim için “Söyleyin ona etrafta Alevi olduğunu çok konuşmasın” dediğini biliyorum. Yani şimdi bu nasıl bir saçma bir şey?
Kılıçdaroğlu’nu 2010’da genel başkan olmadan çok önceden beri tanıyorum
-Peki siz Halk TV’yi satın aldığınızda tanıyor muydunuz Kemal Bey'i?
Tabii tanıyorum Kemal Bey’i, hem de 2010 yılında Genel Başkan olmadan çok öncesinde tanıyorum. Milletvekilliği döneminden tanıyorum. Ben bir medya kuruluşu sahibi de değildim o zamanlarda.
Ben bugün Kemal Bey’in ülkeye ihanet ettiğini düşünüyorum
-Bugün sizin Halk TV'nin “CHP medyası” olarak konumlandırılmasına itirazınız olduğunu biliyorum. Ama siz nihayetinde bu kanalı eski bir CHP Genel Başkanı olan Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal’dan satın aldınız. Benim baktığım yerden bu parti ve kanal arasındaki organik ilişkiyi kanıtlamaya yeter. Buradan ilerleyelim…siz kanalı satın almaya karar verdiğinizde Genel Başkan artık Kemal Bey ve sizin onunla yıllara dayanan bir hukukunuz var. Dolayısıyla da algı şu oldu; Kemal Bey’e yakın çizgide bir yayın politikası için Genel Merkez tarafından siz tercih edildiniz. Yani CHP’nin gündemine paralel bir yayın faaliyeti için. Yanlış bir algı mı bu?
Duyumlar şudur budur, ben onları bilemem. Ben ancak yaşadıklarımı anlatabilirim. Kemal Bey bana “Halk TV'ye al” diye hiçbir şey söylemedi. Evet bugün ben Kemal Bey'in yaptıklarını tasdik etmiyorum, karşısındayım. Beni hedef gösteriyor ve ben de Kemal Bey’in ülkeye ihanet ettiğini düşünüyorum. Bugün böyle düşünüyorum ama geçmişe dönük olarak da olmayan bir şeyi söyleyemem. Ne bana “Git kanalı al” dedi ne de sizin söylediğiniz dedikodularda olduğu gibi Alevilik üzerinden bir ilişkimiz vardı. Kesinlikle böyle bir ilişkimiz olmadı. Böyle bir söylem de asla olmadı. Fakat Halk TV’nin yaradılışında, DNA’sında bir şey var ve bunu kırmak kolay olmuyor.
Halk TV’nin DNA’sında CHP ile ilişki var bunu kırmak kolay değil ama ben eskiye oranla bu algıyı kırdığımızı düşünüyorum
- “CHP’nin kanalı” imajını kırmaktan bahsediyorsunuz.
Evet. Ben olaya şöyle bakıyorum; bizim söylemlerimizle onların söylemlerinin kesiştiği çok nokta var. Ülkenin geleceğine dair, ülkedeki yaşanan sorunlara dair yaptığımız haberlerle onların siyasi olarak bunlara itirazı arasında birtakım kesişmeler var. Tabii sizin de hatırlattığınız geçmişten gelen ilişki nedeniyle zaten bir algı var. Ama bu ben bu algıyı kırdığımızı düşünüyorum. Yani bence eskiye oranla bu algı kırıldı.
Ben Halk TV’yi aldıktan sonra önce Kemal Bey ile görüştük sonra da Bülent Kuşoğlu ve Tuncay Özkan ile konuştuk bana kanalla olan anlaşmalarını anlattılar. Akşam yayınlarında mutlaka bir CHP’li vekil olması talebini kabul etmedim o nedenle de benden önce yapılmış anlaşmayı bozdum.

-Ali Haydar Fırat ve Tolgahan Erdoğan gibi Kemal Bey’e yakın isimlerin sizin Halk TV için CHP’den 80 milyon TL aldığınız iddiası var. Mahkeme kararıyla göreve geri getirildikten sonra sürekli bu konuyu gündeme getiriyorlar. Dolayısıyla CHP’nin defterlerine hâkim olduktan sonra bir bilgiyle konuştukları gibi bir izlenim doğuyor. Halk TV, CHP’den bu miktarda toplu bir para aldı mı?
Ona yanıt verebilmek için biraz geriye gitmem lazım. Ben 2019’da Halk TV’yi aldıktan sonra Kemal Bey ile bir görüşme yaptık. Ondan sonra ise Tuncay Özkan ve Bülent Kuşoğlu ile oturduk CHP’nin kanalla ticari anlaşmasına dair detayları bana onlar anlattı. Hatta orada bir kişi daha vardı ama siyasetin doğrudan içinden biri olmadığı için ismini vermeyeceğim. Bana onlar detayları anlattı çünkü ben kanalı satın alırken defterlerine bakmamıştım. Kiminle ne ilişkisi var bilmiyordum. Onlar bana daha önce yapılmış olan anlaşmayı anlattı. Ve dediler ki “Biz bütün grup toplantılarımızı koşulsuz şartsız canlı vereceksin. Bizim genel başkan yardımcılarımızın açıklamalarını koşulsuz şartsız canlı vereceksin. Bizim sözcümüzün açıklamasını canlı vereceksin.” Bunların üzerine bir de Tuncay Özkan akşam her tartışma programında CHP’den vekil çıkartılmasını istedi. Ben de orada “dur” dedim. “Bu işe bu kadar müdahil olmazsınız” dedim.
-“Her akşam CHP’li bir milletvekili mutlaka canlı yayında olsun” mu istenildi?
“Her akşam” demedi, genel konuştu. Ben buna itiraz ettim, o nedenle de benden önce yapılmış olan anlaşmayı bozdum. Hani şimdi hala konuşuyorlar ya listelerden bahsediyorlar ya CHP’den gönderilen…kesinlikle böyle bir şey yok. Halk TV’yi ben aldıktan sonra hiçbir şekilde benim kararlarım dışında, CHP Genel Merkez’inin talimatıyla kimse çıkmamıştır ekrana. Ama sonuçta benden daha önce yapılmış olan anlaşmanın diğer kısımları için anlaşmayı yeniledik. Ticari bir anlaşmadan bahsediyoruz, fatura kesiliyor ve hizmet veriliyor. Uydunun vesaire parası veriliyor.
Ben aldığımda Halk TV CHP’ye aylık 100 bin dolar fatura kesiyordu, 2023’te Eren Erdem sözleşmeyi feshettiğinde aylık kesilen tutar 62 bin dolardı
-Siz satın aldığınızda CHP ile Halk TV arasında var olan ticari anlaşmanın aylık tutarı neydi?
Ben satın aldığımda Halk TV, CHP’ye aylık 100 bin ABD doları karşılığı faturalı hizmet veriyordu. Ben bu anlaşmayı bozdum ve yeniledik. Söylediğim itiraz nedeniyle.
Benim aylık giderim 700-800 bin dolar civarında CHP’ye kesilen faturalar en fazla yüzde 5’ini karşılamıştır
CHP ile ideolojik değil ticari bir angajman var, İyi Parti ile de ticari bir anlaşma yapabilirim
-Ne zaman anlaşmanızı yenilediniz?
Aslında onlar bozdu anlaşmayı 2023’te. Biliyorsunuz o zaman Medyadan Sorumlu olan Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem ile çok sorunlar yaşadık, kamuoyuna da yansıdı. Temmuz 2023’te CHP ile anlaşma feshedildi. Kılıçdaroğlu yönetimiyle anlaşma kapsamında 2023 yılında 1 milyon 120 bin TL fatura kesiyorduk. Son fatura tarihinde dolar kuru 18 TL idi. Yani yaklaşık 62 bin dolar ediyordu. Ama benim aylık giderim zaten 700-800 bin dolar civarında. Yani o dönemde Halk TV’nin aylık gelirinin sadece yüzde 5’i CHP’ye kesilen faturadan geliyormuş. Benim gelirim çok şeffaf kardeşim. Kurumsal faturaların toplamından gelen geliri de giderini karşılıyor. Zaten detaylar da devletin elindedir. Kaç kuruş faturayı kime kestiğimi bilirler. Ayrıca şu an da gelirim giderimi karşılıyor. Devlet de bunu biliyor. Sonuçta burada bir ticari bir angajman var, ideolojik bir angajman yok. Ben ticari ve hukuki bir anlaşma İYİ Parti ile de yapabilirim.
Özgür Özel yönetimiyle Ocak 2024’te sözleşme yaptık, bugünkü kurdan aylık 32 bin dolar civarındadır
Kılıçdaroğlu dönünce ben kendim feshettim çünkü onların açıklamalarını canlı vermiyoruz.
- “Devlet gelirimi giderimi biliyor” kısmına geleceğim. Ama önce şurayı netleştirelim; Haziran 2023’te CHP ile anlaşmanız feshedildikten sonra Kasım 2023’te Özgür Özel yönetimi geldikten sonra yeni bir anlaşma yapmadınız mı?
Yaptık. Özgür Özel yönetimi Kasım 2023’te geldi. Biz CHP ile Ocak 2024’ye yeni sözleşme yaptık. Yapılan yeni sözleşme aylık 1,5 milyon TL oldu. Ancak o günkü dolar kuru 29,66 TL idi. Yani CHP’ye kesilen aylık fatura bedeli yaklaşık 50 bin dolardı. Bugünkü kurdan aylık bedel 32 bin dolar civarıdır.
Yazının devamı için TIKLAYIN…



















