SON DAKİKA

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "ABD ile ilişkiler olumlu süreçte... CAATSA kaldırılabilir!"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan:
A- A+

CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için siyasi iradenin ortaya konduğunu söyleyen Bakan Fidan, teknik sürecin sürdüğünü açıkladı. Fidan, bu sürecin ardından Türkiye'ye yönelik F-35 satış yasağının kaldırılabileceğini belirtti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, CNN Türk canlı yayınında dış politikaya ilişkin merak edilen başlıklara açıklık getirdi.

ABD ile ilişkilerde gelinen son durumu anlatan Fidan, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için teknik sürecin devam ettiğini, F-35 satış yasağının kaldırılmasının ise bu sürecin ardından gündeme gelebileceğini söyledi.

Fidan ayrıca NATO Zirvesi hazırlıkları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomasi trafiği, Avrupa Birliği ile vize görüşmeleri ve İsrail'in bölgedeki politikalarına ilişkin önemli mesajlar verdi.

Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Sayın Trump NATO zirvesine katılacak. Bu aslında başlı başına NATO topluluğu için önemli ve olumlu bir haber. Arkasına da bir şey eklediler. Trump buna katılıyor çünkü davet eden Sayın Erdoğan. Eğer Sayın Erdoğan davet eden olmasaydı buna katılmayacaktı.

Burada tabii Cumhurbaşkanımızın yıllar içerisinde ortaya koyduğu küresel liderlik vizyonu ve geliştirdiği ilişki ağı ve oluşturduğu güven, insanlar nazarındaki prestij Türkiye'nin geldiği noktada fevkalade önemli.

Tabii yıllar içerisinde Amerika ile belli konularda ilişki çıkışlı konularımız var. Aslında ticaret, ekonomi, insandan insana ilişki, eğitim, teknoloji buralarda gerçekten çok iyi yürüyen ve diğer konulardan mümkün olduğunca bağımsız olmaya çalışan alanlar var.

Bunları da ilerletmeye çalışıyoruz. Fakat özellikle jeopolitik konular, biliyorsunuz Obama döneminde başlayan Suriye'deki Amerikan politika değişikliği, Beşar Esad'a ve rejime karşı olan mücadele birden DAEŞ 'a karşı mücadeleye dönmesi, YPG'nin desteklenmesi sürecinde Türkiye'nin milli güvenliğine tehdit oluşturan bir politika konusu vardı.

Trump'ın ikinci döneminde bu politika terk edildi resmi olarak. Bu bizim aramızdaki en büyük sorun alanının kalkması oldu. Bu fevkalade milli güvenliğimiz açısından önemliydi. Diğer taraftan yine jeopolitik açıdan baktığınız zaman Ukrayna'daki savaşın bitmesi konusunda Trump'ın politikalarıyla Türkiye'nin stratejik hedefleri örtüşüyor. Suriye'deki istikrar konusunda yine örtüşüyoruz.

CAATSA- Kaldırılması için belli adımlar var. Bu yönde yürüyen çalışmalar var. Bunlar hayata geçtikçe kamuoyumuzda bunu görecek zaten. Yakın bir tarih olabilir. Çünkü yani işlemlerin yerine getirilmesiyle kongrede yasal sürecin tamamlanması her zaman aynı olmayabiliyor.

F-35 SATIŞ YASAĞI

Şimdi orada bir ayrıma gitmek lazım. F -35 satış yasağının kaldırılmasıyla almış olduklarımızın alınması ve daha sonraki alacaklarımızın istersek tabii alınmasıyla programa üretici ortaklardan bir olarak geri dönmek iki ayrı konu.

Tabii satış yasağının kaldırması meselesi bence daha kolay bir konu pratik açıdan. Bu idari bir karar; CAATSA'dan sonra bu olur diye düşünüyorum.

ERDOĞAN'LA TRUMP BAŞ BAŞA GÖRÜŞECEK Mİ?

Şimdi Burhanettin Bey 'in buradan işine karışmak istemiyorum. Basın toplantısı biliyorsunuz, onun yönettiği bir alan. Çok fazla alternatifler var, konuşmalar var. Yürüyen bin tane detay var. Dün külliyede ilgili arkadaşların hepsiyle bir araya geldik. Uzun bir görüşme yaptık. Daha sonra Cumhurbaşkanımız bizleri topladı ve yapılan hazırlıklarla ilgili uzun bir rapor aldı. Dinledi kendi talimatlarını verdi düşüncelerini söyledi ve genel vizyonu çerçeveyi çizdi.

İkili görüşmeler var; sadece Amerika ile değil. İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, ve diğer ülkeler geliyor. Birçoğunun Cumhurbaşkanımızla görüşme talebi var. Türkiye'de masada olan konularımız var. Herkes bunu fırsat bulmuşken ilerletmek istiyor.

CAATSA YAPTIRIMLARI

Bu konuda iradede bir problem yok. Bunun deklarasyonu yapılmış durumda zaten. Yani iki lider ve iki ülke de bunun kalkmasını istiyor. Bunun pratik hayata geçilmesi gereken işlemler var. Amerikan tarafına ve bize düşen işlemler şu anda onların yapılması sürecindeyiz. Yani bunun kararı verilmiş zaten. Bunun müjdesi diyorsanız ona, o da verilmiş.

İSRAİL DÜŞMAN ARAYIŞI İÇİNDE

İsrail şu anda bu yok edici ve uluslararası toplumun lanetlenmesine uğramış imajını değiştirmek için yeni bir düşman arayışı içerisinde. Ben diyorum ki İsrail kendisine bir düşman oluşturmaya çalışıyor. Yani bizim İsrail veya herhangi bir aktörden, korkacak, çekinecek, geri adım atacak halimiz yok.

Bize bir sıkıntı yok. Kavga bizim işimiz, hiç problem değil. Problem ne? Problem, İsrail sadece benim değil. İsrail dünyanın sorunu. Ve bunu da böyle anlatmak gerekiyor. Yani İsrail sadece Türkiye'nin sorunu değil. Sadece Sayın Cumhurbaşkanımız çıkıp buna yanlışa yanlıştır diyor, o ayrı bir konu.

Bu adamlar insanlığın artık taşıyamadığı bir yük haline geldiler. Bu politikalarıyla, bu kafalarıyla insanlık bunu taşıyamıyor. İnsanlık vicdanı bunu taşıyamıyor.

NATO ZİRVESİ

Geçtiğimiz gün biliyorsunuz AB'nin 3 komiseri Ankara'daydı. Bu ilk defa bu şekilde oluyor herhalde.

Trump gerçekten gelmeyecekti. Eğer Sayın Erdoğan aramasa böyle bir niyeti yoktu. Türkiye'de olmasa ve Cumhurbaşkanımız olmasa bunu kendisi beyan ettiği için ben söylüyorum.

Şimdi burada şimdi birkaç tane husus var. Birincisi Amerika dünyadaki kendi rolünü Trump döneminde yeniden tanımlama içerisinde ve bu tanımlamayı yaptığı zaman transatlantik ilişkisi değişiyor.

TARİHİN EN BÜYÜK NATO ZİRVESİ OLACAK

Avrupa kendisini 2. Dünya Savaşı'ndan beri bu derece büyük bir tehdit altında hissetmemişti.

Rusya'nın saldırması bir tehdit alanı oluştururken Ukrayna'ya, Amerika'nın da kendisini yeniden tanımlaması 2. Dünya Savaşı'ndan beri bir alan oluşturuyor. Üçüncü alanları söylemiyorum daha...

Bütün aktörler yani bu güç matriksi değişirken yani insanlık tarihinin belki en başarılı güvenlik ittifaklarından birinin bu tarihi eşikte bu kadar belirsizliğin olduğu bir dönemde bir araya geliyor olması bence tarihte görülen NATO tarihinin en büyük zirvesi olacak.

Çünkü bu kadar büyük problemli alanın aynı anda kesiştiği başka bir dönem hiç olmadı. İnşallah bir daha da olmaz yani.

ÖZEL'İN SÖZLERİNİ CİDDİYE ALMIYORUZ

Özgür Özel'in NATO'ya ilişkin yazısı: Ya esasında Sayın Özel 'in sadece bu yazısında değil, bütün uluslararası çağrılarına baktığınız zaman şunu görüyorsunuz: Ben burada siyaseten zor durumdayım. Gelip bana niye yardım etmiyorsunuz?

Yani aslında söylemeye çalıştığı şey bu. Kendi içinde bir takım siyasi açmazlar var, çatışmalar var, sıkıntılar var.

Türkiye- NATO ifadeleri kendi içinde ironiye düşüyor.

Şimdi NATO üyesi ülkeler, liderler veya diğer ülkeler, yani Cumhurbaşkanımızla ilişkiye geçtiği zaman Türkiye ile ilişki kurdukları Türkiye Cumhuriyeti Devleti, onun Cumhurbaşkanı, onun bakanları.

Yani her devlet, her devletle kendi milli çıkarı üzerinden ilişki kurar ve yürütür. Bu son derece uluslararası ilişkilerinin bir numaralı kuralı. Şimdi bunu şöyle ifade ediyor: Siz aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile değil AK Parti ile ilişki kuruyorsunuz.

Yani bu bizim açıkçası çok fazla üzerinde durduğumuz, ciddiye aldığımız bir konuda değil. Yani burada bir siyasal, yani kendi içinde bir feryat var.

VİZE SORUNU

Eskiden ülkelerin kendi inisiyatifleri vardı. Şimdi aynı şeyi bütün Avrupa ülkeleri için tek bir merkezi politikayla izliyorlar. Bu giderek daha bürokratik hale getiriyor vize erişimini. Ve her sene Türkiye'den vize başvurusu talebi artıyor. Kabul ve reddediş olanları hemen hemen aynı; bütün dünyayla.

Bu rakamları ben meclisteki bütçe görüşmelerinde de paylaşıyorum. Ama şimdi bizim istediğimiz vize serbestisinin sağlanması nihayet olarak bu noktaya gelmek. Onda da birkaç tane atmamız gereken adım var. Onun için çalışıyoruz.

Şu anda 5 -6 tane kalan şey var. Cumhurbaşkanımızdan onun onayını da aldık. Hayata geçirmeye çalışacağız. Yani bazı meclisten yasaların geçmesi gerekiyor.

Türkiye -Avrupa Birliği ilişkilerinde, kurumlarıyla belli oranda canlanma var. Şimdiden dediğim gibi komiserler geliyorlar, gidiyorlar. Çok fazla temas var. Ama daha büyük somut stratejik çıktılara ulaşmak için AB'nin kendi içinde alması gereken bazı kararlar var. Türkiye'de bir niyet ve irade sorunu yok. Yani AB'nin kendi içindeki bu oy birliğine dayalı konularda bir takım meseleleri çözmesi lazım.

"FETÖ EYLEMLERİNDEN VAZGEÇMEDİ"

Örgütün kurucu lideri öldükten sonra yerine geçen yönetim kadrosu Türkiye ile ilgili hedeflerinden ve eylemlerinden vazgeçmiş değiller. Türk devletine yönelik operasyonları devam ediyor. Devleti yönetenlere yönelik operasyonları devam ediyor. Yabancılarla ortaya koydukları işbirlikleri olduğu gibi devam ediyor; ve tabanın ve burada bir biz tövbe, pişmanlık, eylemden ve Türkiye alehtarlığından vazgeçip artık normal hayata dönüyoruz gibi bir ifade görmüyoruz.

Biz burada yönetim kesiminde Türkiye aleyhdarlığına yönelik herhangi bir gevşeme görmüyoruz. İçerideki örgütlenme araçlarını kestiklerine ilişkin de bir şey görmüyoruz.

Örgütlenme araçları tabii ki devam ediyor. Kamu içerisindeki güçleri yok tabii ki ama yani durduğu yerden ne yapabilirim arayışları hala hazırda devam ediyor. Burada yani PKK'nın bile Türkiye'de silahlı eylemden artık ben vazgeçiyorum dediği bir noktada FETÖ'nün hala Türkiye ile ben mücadele etmeye devam edeceğim pozisyonunda kalması; tabii ki devletin bu tehdidi bir milli güvenlik önceliği olarak görmesi gerektiği zorunluluğunu ortaya koyuyor. Yani bütün güvenlik kurumları da buna göre hareket etmek zorunda.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Manşet haberler
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •