Büyükada’nın kıyısı 1950’lere geri döndü! Tenteler gitti, deniz geri geldi...

Büyükada’nın kıyısı 1950’lere geri döndü! Tenteler gitti, deniz geri geldi...
A- A+

Büyükada sahilindeki 15 lokantanın kullanımı için 13-14 yıl önce belediyenin öncülüğünde yaptırılan deniz kıyısındaki kapalı bölümler yıkılarak kaldırıldı. Karar bir grup vatandaşın CİMER'e yaptığı şikayet üzerine alındı. Büyükadalı gazeteci Atilla Güner, Gazete Oksijen için yazdı.

"Bazen gördüklerinize inanamazsınız; zuhur eden o yeni şey sizi derinden sarsar. Kasabanızın, mahallenizin en bildik alanları yerle bir olmuştur. Bu sadece yedi ve üzerindeki bir depremle olmaz.  İş makineleri, dozerler bir talimatla 'hedef'e hücum eder ve kamu otoritesinin gücüyle yıkar geçer. Kollektif bellekte yer edinmiş mekanlara ilişkin  'imha planları' ya yasal gerekçelere ya da muktedirlerin tercihlerine dayanır. Tarihimizde yol genişletmek için cami ve kiliselerin yıkılıp mezarlıkların yok edildiğine ilişkin epey örnek bulabilirsiniz. ( 'Kaçak' olduğu halde yıkılamayan Zeytinburnu'daki dev binalar, Üsküdar'da yıkılmasın diye polisin nöbete çağrıldığı lüks restoranları da biliyoruz. ) Bizim Büyükada'da yaşanan ise bambaşka....

Ayrıntılardan önce, başlığı ve spotu -gecikmeli de olsa- verelim: Büyükada sahilindeki 15 lokantanın kullanımı için 13-14  yıl önce belediyenin öncülüğünde yaptırılan deniz kıyısındaki kapalı bölümler yıkılarak kaldırıldı. Karar bir grup vatandaşın CİMER'e yaptığı şikayet üzerine alındı. Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu 'kaldırılması' yönünde karar aldı. Kararı Çevre Bakanlığı adım adım takip etti. İBB ve Adalar Belediyesi de uyguladı. Masalar mekanların önüne taşınacak, boşalan deniz kıyısı ise halkın kullanımı için düzenlenecek. 2020'de bir anda faytonsuz kalan adalılar, 'azmanbüs' adını taktıkları minibüslerin henüz şokunu atlatamadan şimdi bu yıkımın mahiyetini anlamaya çalışıyor. Yıkımı destekleyenler, ihtiyatlı iyimserlik içinde olanlar ve karşı duranlar da kendi görüşlerini aktarma gayretindeler. "

"Nerede O Eski Ada!..."

Her kentte, kasabada benzer duygular yaşanıyordur ama adada en kuvvetlisi mevcuttur. 'Eski Ada bitti; nerede o eski lokantalar, çiçekler, güzel insanlar, Rum ustalar...' diye başlar muhabbetler. 2026'nın ilk günlerindeki sahil yıkımı işte bunu tetikledi. Kapri, Neptün, Select, Yordan yeniden vücut buldu canlandı. Çünkü dünün o mekanlarına özlem duyuluyordu. Ülke ne kadar değiştiyse, İstanbul nasıl dönüştüyse, ada da o hızla kabuk değiştiriyordu.

Gelin yıkım alanına gidelim. Büyükada'ya Mavi Marmara ve Prens Tur motorlarıyla geldiğinizde, karaya ayak basıp sola döndüğünüz zaman deniz kıyısından yürüyebilirsiniz; ama 50-60 adım sonra kıyılar size kapalıdır. Çünkü, Mado ile başlayan bu yeni parkurdaki 20'ye yakın restoran ve kafenin masaları kıyıdadır. Bu mekanlar kaçak değil, kiralarını Milli Emlak'a ecrimisil olarak ödüyorlar. Hatta bizzat Mustafa Farsakoğlu'nun başkanlığı sırasında bu konumu elde etmişlerdi. Yazın güneşten korunmak için ince borular üzerine tutturulan tenteler kötü bir görünüm oluşturunca belediye tek tip kapalı mekanı yaptırmış ve işyerlerinden metrekaresine göre bedelini tahsil etmişti.

Ada Şimdi Ada Oldu Diyenler Çoğunlukta

1950'lerin Select Lokantası da aslında güneşi önlemek için kıyıya tente kurmuştu. Ama portatifti, kışın sökerdi. Şimdi Yapı Kredi Bankası'nın olduğu yerde Select'te akşam keyfi yapan Nuran Eti (94) hatırlattı bunu: "Eskiye dönüldü yeniden. Ben Select'i hatırladım. Ne kadar güzeldi. Kibardı tenteleri. Keşke yıkılan yerlere de zamanında müsade edilmeseydi. İnsanlar oralara bu kadar masraf etmeseydi."

Evet 'Ada şimdi ada oldu' diyenler çoğunlukta. 'Sahiller halkın olmalı' lafı epey taraftar topluyor. Cumartesi günleri mekan önünde dans edenlerin bazen yolu kapattıklarını söyleyen genç bir adalı da 'Kalp krizi geçiren olsa ambulans geçemezdi. Yangın olsa itfaiye gelemezdi. İyi oldu." dedi. Bazıları daha fazlasını istiyor: "Nerede yaşadığımızı anladık bir anda, meğer suyun üstündeymişiz. Önümüz ya yalı duvarları çitleriyle kapalı ya da restoran ve cafelerle. Yüzecek plajımız bile kalmadı.'  Geçmişte yerel siyaset yapmış bir adalı da çok İlginç bir fikre sahipti, boşalan kıyı şeridine bank konulmamasını istedi. Gerekçesi de vardı: 'Burada insanlar masada yemek yerken banktan onları seyretmek hoş olmaz...'

Pasta Küçülür mü? Müşteri İçeriye Oturur mu?

Nuran Abla'nın da dediği gibi, işletmeler yasal bir girişimle mekanlarını büyütürken çok masraf etmişlerdi. Bir işyeri sahibi, 'Aynı kapalı alanı şimdi kurmaya kalksam 5 milyon lira harcamam lazım. Yazık oldu' derken buna itiraz ediyordu. Diğer bir mekan işletmecisi ise gelir kaybına vurgu yapıyor: '20'ye yakın çalışanım var, 5 kişi yeter artık. Diğerleri işini kaybedecek."

Yıkılan bölümdeki 2 bine yakın sandalyenin akıbeti ne olacak? Dükkan önüne kaç metrelik yer verilecek.? İzin alınırken Kudeb ve Koruma Kurulları devreye girecek mi? Sorular böyle uzayıp gidiyor.

Milano, Ali Baba, Milto ve Façyo yer genişliği konusunda şanslı. By Şükrü iki mekanı kullanacak durumda. Aynı ailenin sahibi olduğu Kıyı ve Botanik de yaza hazırlanıyor. Sahibi Eski Lido ve Kapri zaten kapalı. İşadamı Nizam Hışım son yıllarda edindiği bu iki yeri satışa çıkardı.

Adalar Belediye Başkanı Ercan Akpolat'a Oksijen adına sordum. Başkan esnafla çok yakın çalıştıklarını ve hiç bir mağduriyetin yaşanmayacağını öncelikle belitti ve ekledi:

'Süreci titizlikle yürütüyoruz. Yıkım öncesi ve sonrası esnafla kucaklaştım. Hiçbir yerde böyle sakin bir yıkım olmamıştır. Daha önce 3 Kasım 2025'de yıkım yapılacağı duyuruldu ama 13 Ocak'ta gerçekleştirdik. İlk olarak kendi yerimi yıktım*. Esnaf yeni haliyle daha iyi iş yapabilecek. Masalarını dükkan önüne çekecekler. Yol halkın kullanımında olacak.'

*(Başkanın sözünü ettiği mekan eski Fayton, bugünkü Nissi Restoran. Akpolat'ın sahibi olduğu yerin kıyıdaki kapalı alanı da yıkıldı.)

Vatandaş Şikayetiyle Gelen Yıkım

Adalar 2021 yılında Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildiğinden yerel yönetimin ve İBB'nin yetkisi sınırlı. Ankara'nın olurunu almak zorunda pek çok konuda. Yıllardır tartışılan Gülistan Caddesi'ndeki kapalı mekanlar meselesi ise Ankara'dan değil bir grup vatandaşın CİMER'e şikayetiyle başladı. Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı'na bağlı İstanbul 1 Numaralı Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu şikayeti haklı buldu ve yıkılması yönünde karar aldı. İlgili Kurul'un bağlı olduğu Genel Müdürlük, Adalar Belediyesi'ne  son olarak 4 Aralık 2025'te 'yıkımın acilen yapılması' uyarısında bulundu. Belediye de aralık ortasında ilgili işyerlerine bir tebliğ imzalatarak "sahil kısmındaki kapalı alanda bulunan tüm eşyaların alınmasını  ve yıkımdan dolayı oluşacak zarardan belediyenin sorumlu tutulamayacağını" duyurdu.

Yıkımı yapmadıkları iddiasıyla belediye başkanı ve yöneticiler hakkında Savcılığa da şikayet başvurusu yapılması süreci hızlandırdı. Bu yöndeki hazırlık soruşturması halen sürüyor.

12 Ocak'ta tüm masa ve sandalyeyi kapalı mekana taşıyan işyeri sahipleri ertesi gün İBB ve Adalar Belediyesi'ne ait iş makinelerinin bölgeye girdiğini gördü. Birkaç camı çıkarmak isteyen işletmeci buna fırsat bulamadı. Başkan Akpolat, bu davranışı nedeniyle belediye görevlisine sert tepki gösterdi.

'Bebeko' Sendromu

Şimdi herkes denize sırtını dönüp ahşap çerçeveli yaşlanmış lokantalarına bakıyor. Çünkü gelecek orada. Giderek depo alanı, ütü yeri gibi kullanılan o iç salonlara masalar yeniden konumlanacak Kolalı beyaz örtüler serilecek. Yüksek Kahve'nin altındaki o eski Orman Lokantası tadında mekanlar çıkacak muhtemelen. Hataylı Remzi ve Şahin, Milano'nun kıyıdaki müşterilere sıcak balık yetiştirme derdinde olmayacak, daha az yorulacaklar. Bayram cep telefonuna salonda bakacak, kıyıda değil. Reşat Eyüp'ü 'mohti ceyo' diye çağırmaktan kurtulacak, hep yanı başında bulacak onu.

Hele Yorgo Stambulidis çok rahat edecek artık. Ali Baba Restoran'ın bir ucundan öbür ucuna Selanik'ten gelen misafirlere elinde rakı kadehi koşturmayacak. Zaten Karakuş yokuşu yoruyordu Bebeko'yu... İyi oldu Yorgo'nun meşhur takma adını hatırlamam. İlginçtir ve anlatılacak türdendir. Hem konumuza da uygun düşer zannımca. Yorgo doğduğunda anne babası isim konusunda anlaşamaz. Anne Yorgo diye ısrar eder, baba 'Tanaş'  olsun ister. Çocuk 1 yaşına kadar kilisede vaftiz edilmesi ve ismiyle anılması gerekirken, bu mümkün olamaz. Belirsizlik sürünce herkes 'Bebeko' diye seslenir ona. Eşlerin bu inadı ayrılık da getirir.  Anne babası boşanır. Ve 16 ay sonra  belirsizlik biter, anne Bebeko ile girdiği  Vaftiz töreninden Yorgo ile çıkar.

Adadaki son yıkımın ortaya çıkardığı hava esnaf açısından 'Bebeko' olayına benzetilebilir. 'Çocuğun adını koyalım' deniyor ya bazen; onlar henüz adını koyamıyor bu durumun. Şikayetle başlayan bir süreçte hangi otoritenin nasıl bir planlama yaptığını henüz bilmiyorlar. Ortada iyi niyetli çabalar ve umut da var. Fakat sis bulutu sahile bağdaş kurmuş. Çok kültürlü adada esnafın ortak dileği ise şu:

"İnşallah Ramazan Bayramına yetişir. 20 Mart'a mutlaka yetişmeli. Olmazsa 5 Nisan'da Paskalya var.

Ondan önce her şey bitmeli."

Kaynak: Oksijen- Atilla Güner - Büyükada

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Manşet haberler
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •