Deneysel Astrolog Mihrap Sarıçiçek'in yazısı…
Herkese merhaba,
Eylül ayı, yalnızca bir takvim yaprağı değil; gökyüzüyle yeryüzü arasında kurulan kadim bir köprüdür. Hasatın, vedanın, dönüşümün ve yeniden doğuşun ayıdır.
Yapraklar dökülmeye, rüzgârlar sertleşmeye başladığında, doğa bize bir şey anlatır. Eylül geldiğinde, gökyüzüyle yeryüzü arasında görünmeyen bir geçit açılır. Bu ay, yalnızca mevsimsel bir değişim değil; kültürler boyunca kutlanan ritüellerin, mitolojik anlatıların ve astrolojik geçişlerin birleştiği bir eşiktir.
Astrolojik olarak Eylül, Güneş’in Başak burcundan Terazi burcuna geçişini içerir. Başak, hasatın, ayrıştırmanın ve arınmanın burcudur. Terazi ise denge, karşıtlık ve ilişkilerle ilgilidir. Bu geçiş, bireysel düzenden kolektif uyuma doğru bir yön değişimini simgeler. Ancak bu göksel geçiş, yeryüzünde de yankı bulur: mitlerde, ritüellerde, halk geleneklerinde…
Etimoloji: Eylül’ün Dilsel Yolculuğu
Eylül ismi, Arapça eylûl (أيلول), Süryanice ˀelūl (אלול), Akadca elūlu/elūnu kökenlidir. Hasat ve arınma anlamı taşır. Avram Galanti’ye göre “sevinçten haykırmak” anlamı da içerir. Latince septem, Roma takviminde yedinci aydır. Fransız Cumhuriyet Takvimi’nde yeni yılın başlangıcı olarak bazı kaynaklarda geçer.
Bu dilsel kökenler, astrolojik zaman algısıyla örtüşür: hasat, geçiş, yeniden doğuş.
Ceres–Persephone–Plüton Üçlemesiyle Eylül’ün Derin Astrolojisi
Eylül ayı, yalnızca mevsimsel bir geçiş değil; aynı zamanda göksel bir mitin yeniden sahnelenmesidir. Ceres, Persephone ve Plüton’un döngüsel hikâyesi, bu ayın astrolojik anlamını katman katman açar.
Ceres: Hasatın ve Annelik Arketipinin Tanrıçası
Ceres (Demeter), doğanın döngüsünü yöneten, hasatın ve anneliğin sembolüdür. Eylül, Ceres’in en aktif olduğu zamandır: toprak ürün verir, emek karşılık bulur. Ancak Persephone’nin yeraltına inişiyle Ceres’in yas süreci başlar; doğa soluklanır, yapraklar dökülür.
Bu, Başak burcunun hizmet ve üretim temasıyla örtüşürken, Terazi’ye geçişle birlikte duygusal denge arayışına dönüşür.
Persephone: Geçişin ve Gölgenin Tanrıçası
Persephone, Eylül ekinoksunda yeraltına döner. Astrolojik olarak bu, bilinçdışına inişi, gölgeyle yüzleşmeyi ve içsel dönüşümü simgeler. Ay’ın dolunay fazı, Persephone’nin görünürlük ve kaybolma döngüsünü yansıtır. Bu dönem, kişisel mitolojimizde “neye veda ediyoruz, neyi içselleştiriyoruz?” sorusunu gündeme getirir. Persephone, Terazi burcunun “ötekiyle karşılaşma” sürecinde içsel rehberdir.
Plüton: Dönüşümün ve Gücün Tanrısı
Plüton, yeraltının efendisi olarak, dönüşümün kaçınılmazlığını temsil eder. Eylül ritüellerinde eski meyvelerin suya bırakılması, Plüton’un “ölüm ve yeniden doğum” arketipiyle uyumludur. Geçiş sürecinin sancılı dönemini anlatır. Bir şeyleri tekrar toparlamak için bırakmak, dinlenmek ve tekrar yeniden doğmak dönemini belirtir. Karanlıkla yüzleş ki aydınlığa kavuşasın. Bu ayda yapılan arınma ve bırakma ritüelleri, Plütonik bir yeniden yapılandırma sürecidir.
Anadolu ve Farklı Ülkelerde Mit ve Ritüeller;
Anadolu’da Eylül Ritüelleri
Üzüm ayı, darı ayı, pekmez ayı… Eylül, yalnızca bir takvim yaprağı değil; gökyüzüyle toprağın, ritüelle zamanın buluştuğu eşik ayıdır. Yazın coşkusundan sonbaharın içe dönen sessizliğine geçerken, doğa kadar insan da değişir. Astrolojik olarak Başak burcunun hâkimiyetinde başlayan bu ay, arınma, düzenleme ve hazırlık zamanıdır. Tıpkı Mezopotamya’nın “Elulu Hasat” festivalinde olduğu gibi, eylül hem bir vedadır hem bir başlangıç.
Başak burcu, toprağın ayrıştırıcı zekâsıdır. Bu burç, mevsimsel geçişleri yönetir; eskiyi bırakır, yeniyi karşılar. Eylül ritüelleri de bu göksel enerjinin yeryüzündeki yansımalarıdır. Yıldızların altına bırakılan nar, üzüm ve sarımsak; hem bereketi çağırır hem kötülükleri uzaklaştırır. Sarımsak, Mars’ın koruyucu kalkanı gibidir. Nar, Pluto’nun dönüşüm gücünü taşır. Üzüm ise Dionysos’un neşeli ama derinliğe çağıran armağanıdır.
Gün doğmadan önce kalkıp meyveleri toplamak, Ay’ın ev ve beslenme temalarıyla uyumludur. Ama önce dolaptaki eski yılın meyvelerini suya vermek gerekir. Bu, Neptün’ün bilinçaltı sularına yapılan bir teslimdir. Yeni meyveler dolaba konur; yeni yılın enerjisi evin kalbine yerleşir.
Yosun ceplere doldurulur, farelerden korunmak için dolaplara yerleştirilir. Bu, doğayla yapılan bir anlaşmadır. Fareye karşı yosun, kaosa karşı düzen. Başak’ın hijyen ve koruma ilkeleri burada da devrededir. Ev kapılarına serpilen deniz suyu ise Balık burcunun arındırıcı gücünü çağırır. Başak-Balık aksı, maddi düzen ile manevi temizlik arasında bir köprüdür.
Eylül aynı zamanda “dip zamanı”dır. Zeytinler sert rüzgârlarla dökülür, zaman kaybetmeden toplanmalıdır. Bu, Pluto’nun “artık bırak” çağrısıdır. Bazı yörelerde zeytin için yağmur beklenir. O yağmura “guzlek” denir. Venüs’ün gözyaşları gibi toprağa düşer; hasat başlar.
Bağcılar için eylül, bağlarda yatıp kalkma vaktidir. Pekmez ayı derler. Venüs’ün tatlı emeği, Terazi burcunun zarif üretkenliğiyle birleşir. Doğu Karadeniz’de ise yayladan iniş için döngel ya da vargit çiçeğinin açması beklenir. Sonbahar ve ilkbaharda açan bu çiçek Venüs’ün sonbahar temsilcisi ile kişilerin yolunu aydınlatır.
Yunan Mitolojisi: Persephone’nin Yeraltına Dönüşü
Eylül ekinoksu, Eski Yunanlılara göre tanrıça Persephone’nin yeraltı dünyasına döndüğü zamandır. Bu mit, astrolojide gölgeyle yüzleşme ve içsel dönüşümün sembolüdür. Persephone’nin inişi, yeraltı tanrısı Plüton’un çağrısıyla olur. Annesi Ceres (Demeter) ise yeryüzünde yas tutar, doğa soluklanır. Bu üç arketip — Ceres, Persephone ve Plüton — Eylül’ün göksel hikâyesini taşır:
- Ceres: Hasat ve annelik
- Persephone: Geçiş ve dönüşüm
- Plüton: Ölüm ve yeniden doğuş
Bu döngü, Başak’ın üretkenliğiyle başlar, Terazi’nin denge arayışıyla devam eder. Yani Materyalist dünya düzeniyle ruhsal alan arasında dengeye gelmemizi sağlar. Bunu yaptığımız alan ise gölgelerimizle ilişkiler yoluyla yüzleşmekten başlar. Kendimizle ilişkimiz, başkalarıyla ilişkimiz.
Çin ve Vietnam: Hasat Ayı Festivali
Sonbahar ekinoksuna en yakın dolunay, Çin kültüründe Hasat Ayı olarak kutlanır. Shang Hanedanlığı’ndan bu yana süren bu gelenek, Ay’a sunulan adaklarla, pirinç ve buğday hasadının kutlanmasıyla yaşatılır.
- Ayçöreği, Ay’ın döngüselliğini ve bereketini simgeler.
- Fenerlerle süslenen sokaklar, Ay’ın ışığını yeryüzüne taşır.
- Aileler bir araya gelir, yemek paylaşılır, Ay seyredilir.
Astrolojik olarak bu dolunay, Ay’ın tamamlanma ve görünürlük fazını temsil eder. Ay’ın dişil arketipi, bu ritüellerde onurlandırılır. Birlik, paylaşım kutlama sembolü olan Terazi yani Venüs’e geçişi anlatır. Ayçöreği gibi yuvarlak semboller, Ay’ın döngüselliğini ve bereketini temsil eder. Ay’a adak sunmak, Ay’ın dişil arketipiyle (Yengeç burcu, Tanrıça Ceres arketipi) bağlantı kurmaktır.
Japonya: Higan ve Ruhsal Geçiş
Japon Budist geleneğinde Higan, sonbahar ve ilkbahar ekinokslarında kutlanır. “Sanzu Nehri’nin diğer kıyısı” anlamına gelen Higan, öbür dünyaya geçişi simgeler. Atalara saygı sunulur, memleketlere dönülür. Ruhsal arınma ve içsel denge aranır.
Ritüel Güneş ve Satürn karşıtlığını anlatır. Ataya saygı ile Satürn hatırlanır. Çünkü Güneş’in yüceldiği Koç’un tam karşıtı Terazi’de Satürn Yücelir. Bu süreç Güneş’in Terazi’ye geçişiyle birlikte, içsel ve dışsal denge kurma zamanı gelir. Aynı zamanda Plüton kapısına geçişi anlatır, yeniden doğmak için dinlenmek arınmak muhakeme yapmak gereklidir bir dahaki hasata kadar…
Britanya ve Amerika: Hasat ve Şükran
Britanya Adaları’nda pagan dönemlerden beri Hasat Ayı’na en yakın Pazar günü kutlamalar yapılırdı. İlk İngiliz göçmenler bu geleneği Amerika’ya taşımış, zamanla Kasım’daki Şükran Günü’ne dönüştüğü düşünülmektedir.
Bu ritüel, Başak burcunun emeği ve düzeni, Terazi burcunun paylaşımı ve şükranı duygusu ile birleşir. Hasatın toplanması ve toplulukla paylaşılması sürecini simgeler. Ceres’in insanlığa sunduğu toprağın bereketinin, Merkür ile doğru işçilik yeteneğiyle, Venüs’ün kutlamasını anlatır.
Fransız Cumhuriyet Takvimi: Zamanın Devrimi
Fransız Devrimi sırasında oluşturulan Cumhuriyet Takvimi, her yeni yılı sonbahar ekinoksunun gece yarısında başlatır. Her aya doğal bir elementin adı verilmiştir. Dinsel ve mutlakiyetçi takvimden kopuşun sembolüdür. Bu girişim, Uranüs’ün devrimci doğasını yansıtır. Zamanın kutsallığını ( Satürn) yeniden tanımlama çabasıdır. Astrolojik olarak her devir kendinden bir öncekini yer demektir. Aynı Uranos ve Satürn arasında olan durum gibi…
Modern Paganizm: Mabon Ritüeli
Modern paganlar, sonbahar ekinoksunda Mabon adında bir şölen gerçekleştirir. Dünya’nın hediyeleri kutlanır. Güneş Terazi’ye geçer, gece ve gündüz eşitlenir. Venüs’ün doğayla olan ilişkisi onurlandırılır. Bu ritüel, içsel ve dışsal dengeyi kurma zamanı olan Terazi dönemini belirtir. Değişkenlikten Öncüye doğru geçiştir amaç. Topraktan havaya, suya ve sonra ateşe doğru dönen çarkı gösterir.
Eylül, gökyüzüyle konuşan bir aydır. Ceres’in emeği, Persephone’nin inişi ve Plüton’un dönüşüm çağrısı bu ayda birleşir. Çin’de Ay’a sunulan çörekler, Japonya’da Sanzu Nehri’ne yönelen dualar, Anadolu’da yıldızların altına bırakılan narlar… Hepsi aynı döngünün farklı dillerdeki yankısıdır.
Belki bu Eylül’de biz de kendi ritüelimizi yaratırız. Belki bir nar bırakırız yıldızların altına. Belki bir dilek, belki bir vedadır. Ama gökyüzü, her zaman cevap verir. Kuzeyde kış başlarken güneyde ise yaz başlar böylece bir yerde ölüm varken bir yerde yeniden doğuşun sembolü okunur.
Sağlıcakla kalın…