Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in ifadesine başvuruldu. Perinçek’in soruşturma kapsamında “bilgi sahibi” sıfatıyla ifade verdiği öğrenildi.
Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden ele alınan soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in ifadesi alındı.
Perinçek'in 'bilgi sahibi' sıfatıyla ifade verdiği öğrenildi.
ENVER ALTAYLI İFADESİNDE DOĞU PERİNÇEK VE AYDINLIK GAZETESİNE DEĞİNMİŞTİ
Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan FETÖ hükümlüsü Enver Altaylı 'kasten öldürmeye azmettirme' suçlamasıyla tutuklanmıştı.
Altaylı, hakimlik ifadesinde Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Aydınlık gazetesine değinmişti.
Altaylı, şunları söylemişti:
"Savcılık aşamasında vermiş olduğum beyanlarımı tekrar ederim. Ayrıca ifade etmek istediklerimi yazılı olarak dosya arasına sundum. İfademi tam olarak tamamlayamadım.
Haftalardır benim üzerimden bir kampanya yürütülüyor. Ben bir ay sonra 83 yaşına giriyorum, 9 yıldır cezaevindeyim. Bir yere kaçmış değilim ama televizyonları, gazeteleri takip eden insanlar sanki Kaşif Kozinoğlu'nun katili bulunmuş da adı Enver Altaylı'ymış gibi bir hava ile karşılaşıyorum. Avukatım bu yayınları tek tek aradı. Yalnız 15 Temmuz ile 16 Eylül 2026 arasındaki kısa dönemde benim adımın geçtiği yüzlerce aynı haber ve yayın kaydı tespit edilmiştir. Sadece 15 Ağustos-16 Eylül arasındaki video yayınlarında adımın geçtiği 85 ayrı video bulunmuştur.
Bu kampanyanın öncülüğünü Doğu Perinçek ve Vatan Partisi çizgisindeki Aydınlık Gazetesi yaptı. Doğu Perinçek'le gençlik yıllarımızdan beri tanışırız. Doğu Perinçek Rus istihbaratının adamıdır. Bu bir gün ortaya çıkacaktır.
Aydınlık daha ben bu soruşturmanın şüphelisi değilken "Enver Altaylı dosyaya dahil edilmeli" diye başlık attı. "Suikaste giden yol" dedi. Daha sonra "Gladyo Cinayetleri Altaylı'da kesişiyor" başlıkları atıldı. "Cinayetlerdeki Altaylı izi" diye bölüm açtı. Yani gazeteci haber vermiyor, yargıyı yönlendiriyor.
Haftalardır aynı şeyi yapıyorlar ve diyorlar ki: Enver Altaylı'yı bu dosyaya sokun, Enver Altaylı'ya bakın, Enver Altaylı faildir. Benim Orta Asya'ya yaptığım hizmetlerden Doğu Perinçek rahatsız olmuştur.
"ETKİSİZ HALE GETİRİLMESİ SÖZÜNÜ ALIP..."
İş bununla da kalmadı. Bana ait olduğunu yıllardır reddettiğim bir metindeki "etkisiz hale getirilmesi" sözünü alıp öyle bir noktaya taşıdılar ki başka yayınlarda artık açıkça "karanlık infaz planı" başlıkları atılıyor. Mektupta çizilen "infaz ve tasfiye planının adım adım uygulandığı" yazılıyor.
Yani ortada "infaz" kelimesinin dahi geçmediği bir metinden, benim Kaşif Kozinoğlu hakkında adeta infaz emri verdiğim, ölümünü planladığım veya hedef gösterdiğim sonucu çıkarılıyor.
Ben buna gazetecilik demiyorum. Zaten Aydınlık da finansman kaynağı belli olmayan örgütsel bir propaganda aracıdır. Benim ve orta halli zekâya sahip herkesin gözünde gazete olarak sınıflandırılmamaktadır.
Şimdi dikkat ediniz: Daha ortada benim ifadem yok, benim bu soruşturmadaki konumum belli değil. Ölümün nasıl gerçekleştiğine ilişkin soruşturma devam ediyor; fakat gazete hükmü vermiş. 'Suikaste giden yol' şeklinde haber yapmıştır."
NE OLMUŞTU?
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, Ergenekon kumpasında ve Odatv soruşturması kapsamında tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulmuş, 12 Kasım 2011’de cezaevinde rahatsızlanmasının ardından yaşamını yitirmişti. Kozinoğlu’nun ölümünün ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmış, aynı koğuşta bulunan kişilerin ifadelerine başvurulmuş ve koğuş görüntüleri incelemeye alınmıştı. Dönemin Sağlık Bakanlığı açıklamasında 112’ye saat 18.30’da ihbar ulaştığı, ambulansın 18.42’de vakaya vardığı bildirilmişti.
Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin dosya 2026 yılında yeniden gündeme geldi. Yeniden başlatılan soruşturma kapsamında eylül ayında cezaevi görevlileri, sağlık çalışanları, gazeteciler ve olay döneminde dosyayla bağlantılı görevlerde bulunan isimlere yönelik peş peşe işlemler yapıldı. İlk operasyonda gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklandı, 7 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.
GAZETECİ VE SAĞLIK ÇALIŞANLARI DA SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLDİ…
10 Eylül’de düzenlenen ikinci operasyonda ise aralarında gazeteci ve sağlık çalışanlarının bulunduğu 9 kişi gözaltına alındı. İşlemlerin ardından Selahattin Günday, Özlem Uslu ve Emre Atmaca tutuklanırken 6 şüpheli adli kontrolle serbest bırakıldı.
ESKİ BAŞSAVCI VE CEZAEVİ SAVCISI TUTUKLANDI…
Soruşturmanın ilerleyen aşamasında, Kozinoğlu’nun ölümünün ardından dosya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı veren ve daha sonra FETÖ kapsamında meslekten ihraç edilen dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile olay tarihinde cezaevi savcısı olarak görev yapan Necip Doğan da gözaltına alındı.
İşgören ve Doğan, “suç örgütüne üye olma” suçlamasıyla tutuklandı. Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşlarından emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur hakkında ise “kasten öldürme” suçlaması kapsamında ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verildi.



















