CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun parti içindeki tartışmalara ilişkin "Ben ailemi seviyorum" sözlerini eleştirdi. Akdoğan, CHP'de yaşanan süreçte tarafsız kalınamayacağını savundu.
Mutlak butlan kararının ardından CHP Genel Başkanlığı görevine dönen Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimi tarafından "tedbirli olarak kesin ihraç" talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilen CHP milletvekili Umut Akdoğan, Onlar TV'de Şule Aydın'ın sorularını yanıtladı.

"OLMAZ OLSUN ÖYLE BABA"
CHP'nin Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun, gazeteci Murat Ağırel'e verdiği röportajda, Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki ayrışmaya ilişkin, "'Anneni mi seviyorsun, babanı mı seviyorsun?' diye soruyorlar. Benim cevabım, 'Ben ailemi seviyorum' oluyor" sözleri sorulan Akdoğan, şu değerlendirmede bulundu:
"Erdal Bey benim de seçim bölgemin olduğu Ankara Üçüncü Bölge'deki Etimesgut'un Belediye Başkanı. Birbirimizi de çok severiz. Kendisine bu süre içerisinde ulaşamadım, yan yana da gelemedik. Ama buradan açıklıkla söyleyebilirim, çok yanlış yapıyor. Hele bir sanatçı böyle bir durumda kalamaz. Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı daha çok seviyorsun? Baba aile içinde şiddet uyguluyorsa, baba bir gün evin içine girip cam, kapı, vazo dağıttıysa, baba çocuklarını ağlattıysa, o babanın yanında durulmayacağı gibi anneye sarılıp sarmalanır. Baba eve gelecek, anneyi hırpalayacak, çocukları dövecek, evin altını üstüne getirecek, sonra ben bir gün evlat olarak çıkacağım, diyeceğim ki 'Annem de benim için aynı, babam da benim için aynı.' Olmaz olsun öyle baba. Ben anneme sarılırım, 'Olmaz olsun öyle baba' der, reddederim."
"BENİM ON BİR YAŞINDAKİ OĞLUM BİLİYOR"
"İki, Erdal Bey sanatçı. Sanatçıların politik bir kimliğinin olup olmamasının önemi yok. Sanatçı olarak, sadece sanatıyla topluma örnek olan bir kişi olarak burada taraf olması zorunludur. Ya bir şeyin doğrusu vardır, yanlışı vardır. İnananlara göre Sırat Köprüsü'nden bile geçerken bakılır. Herkesin günahı var, sevabı var. Kimin günahı fazla, kimin sevabı fazla... Sevabın fazlaysa cennete, günahın fazlaysa cehenneme gidiyorsun. 'Ben bilmiyorum.' Nasıl bilmiyorsun ya? Her şey toplumun gözü önünde oluyor. Herkes biliyor. Benim on bir yaşındaki oğlum biliyor da sen nasıl bilmiyorsun? Biliyorum ama konuşmak istemiyorum. Bugünün Türkiye'sinde böyle önemli bir konuda nasıl konuşmak istemiyorsun? Nasıl olabilir böyle bir şey ya? Kurtlar, kuşlar, dağlar, taşlar konuşuyor."
"NİYE SÖYLEMEDİĞİNİ SÖYLE"
Açıklamasında CHP içinde "tarafsız" kalan kişileri de eleştiren Akdoğan, şöyle konuştu:
"Bunu sadece Erdal Bey'in şahsında söylemiyorum. 'Ben tarafsızım' diyenler, ne bileyim karar veremeyenler... Şimdi biraz önce dediniz ya, 'Bizim bilmediklerimizi biliyorsunuz zannediyoruz.' Evet, öyle. Kurt, kuş, dağ, taş, tavuk tavır koyacak, yeryüzü inim inim inleyecek, seksen yaşındaki kadın Özgür Özel'i görmek için yollara düşecek, güneş altında bekleyecek, sonra 'ben bilemem.' Sen biliyorsun. Sen çok iyi biliyorsun. Hadi o zaman ya. Niye söylemediğini söyle. Herkes için söylüyorum."
"İKİSİ DE SON DERECE TEHLİKELİ"
Aydın'ın, "Siz tüm bu belediye başkanlarının tarafsız kalma yönündeki açıklamalarının motivasyonunu korku olarak mı görüyorsunuz?" sorusu üzerine Akdoğan şu yanıtı verdi:
"Bir kısmı öyle olabilir. Bir kısmı öyledir. Biri çıkıp şunu derse, bakın ona daha çok saygı duyuyorum. Ben candan, gönülden, içten Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanındayım diyen, bana göre 'Ben tarafsızım' diyenden daha saygındır. Onu da söyleyeyim. Daha saygındır. Dersin ki adam yanlış düşünüyor. Ama düşünüyor. Öbürü ya düşünmüyor ya da düşünmüyormuş gibi yapıyor. İkisi de son derece tehlikeli."



















