Özgür Özel'den Mesut Özarslan'a: "Hırsızlığını itiraf ettin; devir dönecek, elime düşeceksin ama sana acırsam namerdim!"

Özgür Özel'den Mesut Özarslan'a:
A- A+

CHP lideri Özgür Özel, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın istifası ardından yapılan partisinin grup toplantısına Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın yanı sıra başkentin 15 ilçesindeki CHP'li belediye başkanları ile geldi. Özarslan'a seslenen Özel, "Anladım ki sen hırsızsın. Hırsızlığını bilenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o lafları yutar. Devir AKP devri değil, bitiyor. Devrimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem. Sen hırsızlığını itiraf ettin. Yolun açık olsun. Gün gelecek devir dönecek o gün elime düşeceksin, sana acırsam namerdim" ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısına Mesut Özarslan'ın istifası ve AK Parti'ye katılacağı iddiaları ardından Mansur Yavaş ve Ankara'nın ilçe belediye başkanlarıyla geldi.

Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un deprem bölgesinde ana muhalefetin yatırım yapmadığına dair iddialara yanıt vererek şunları söyledi:

"Geçen hafta deprem bölgesindeydik. Birazdan bahsedeceğim ama bu atmosferi görünce oradaki bir anekdotu hatırlatmak, bir sözümü tekrar etmek isterim. İki program arası geçerken Antakya İlçe Başkanımız şunu hatırlatmıştı: Antakya İlçe Başkanımızın bütün ailesi göçük altında kalmıştı. Birinci derece yakınlarını kaybetmişti. Eşi günlerce yoğun bakımdaydı. Yoğun bakımda ziyaretim sırasında 'İlçe de çöktü' dedi. 'İlçeden ancak Atatürk’ümüzün resmini kurtarabildik, çıkarabildik' dedi. Dedim ki: 'Gidenlere Allah rahmet eylesin. Ama eşin de ayağa kalkacak, ilçe de ayağa kalkacak. Yeni ilçe binamıza geleceğim, bu resmi ellerimle asacağım' demiştim.

İki program arasında 'O resmi, Atatürk'ümüzün portresini asar mısın Genel Başkanım?' dedi. Onu asmaya gittik. Ve bir gittik ki ilçenin önündeki yol kapanmış. Orada baktık ettik, bir portakal kasası mıdır nedir, ters çevirdiler, üstüne çıktık. Orada gelenlere dedim ki: Bir partinin iktidar olacağı; 10 milyonluk bir sahneyi bir yere kurdurup, devlet memurlarını toplayıp, teşkilatları 6 ilden oraya getirip, onlara prompterdan bir konuşma yapıyorsanız iktidar olduğunuz ya da iktidar olacağınız oradan anlaşılmaz. Hiç niyetiniz yokken ilçe binasının önü trafiğe kapandıysa, bir portakal kasası üstünden konuşuyorsanız 1500-2000 kişiye; parti iktidara gidiyor demektir!

Parti tarihinin en ağır saldırısının altında, partinin iktidar yürüyüşünün önünü kesmek için, partinin iktidara gelişine engel olmak için partinin siyasetçileri tarihin en büyük iftira kampanyasıyla muhattap; partinin cumhurbaşkanı adayı, 16 belediye başkanı zindanlarda; partiyi ayakta tutan, ayağa kaldıran kim varsa saldırı altında, hakaret altında; devlet bütün imkanlarıyla bir partiye hizmet eder halde; bin türlü kumpas, yalan, iftira, şantaj, tehdit ortada ama gel bir bak ki o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bak ya, grup toplantısına bak!

6 Şubat'ın üçüncü yıl dönümünde Osmaniye'de, Gaziantep'te, Kahramanmaraş'ta, Hatay'da, Adıyaman'da, Malatya'daydık. Vatandaşlarımızla birlikteydik. Toplam bir hafta boyunca 55 farklı program yaptık bu altı ilde. Bir kez daha kaybettiklerimize Allah'tan rahmet ve deprem bölgesine, milletimize, tüm Türkiye'ye başsağlığı diliyorum. Yazın serin, kışın sıcak salonlardan ayrılmayan, meydana çıkmadan atadıklarına alkışlattırarak siyaset yapanlar için yapması kolay siyaset ama işleri zor bundan sonra. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle oluyor.

Osmaniye'ye 10 milyonluk bir sahne kurdurup da biraz önce tarif ettiğim kompozisyonda atıp tutmakla depremi yaşayana, orayı görene video izletmekle siyaset olmuyor. Konteyner kente gitmeden, o ayakları çamurda çocukları görmeden, gözü yaşlı kiracıyı dinlemeden; 'evim verildi ama geçemiyorum, tadilatına param yok, aidatına param yok, işim yok' diyenleri dinlemeden; mücbir sebep mağdurlarıyla birlikte ağlamadan, yakınlarını kaybetmiş olanların adalet arayışının önündeki engellerin nasıl AK Partili müteahhitleri, o şehrin zenginlerini, godamanlarını kayırdığını garibanlardan dinlemeden öyle brandayla, parayla, afişle siyaset olmuyor. Branda ile siyaset dönemi Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çöküş dönemidir; Cumhuriyet Halk Partisi'nin yürekten, sokakta, samimi siyaseti bir kuruluşun, yeni bir iktidarın kuruluşunun göstergesidir. Şaşırılacak bir şey yok. Geçen hafta herkes sevdikleriyle beraberdi. Biz İslahiye’deydik, Nurdağı’ndaydık, Osmaniye’deydik, Malatya’nın ilçelerindeydik, beldelerindeydik, Kahramanmaraş’ımızdaydık.

"Deprem yıl dönümünde eli kanlı dediği Suudi Presni'nin yanındaydı"

Sayın Erdoğan da 'eli kanlı katil' dediği ama daha sonra Amerika’nın işaret verip de doların ucunu görünce 'kardeşine' sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan Prensi'nin yanındaydı. 'Darbeci' dediği Sisi ile kucaklaşmaya, 'Ona selam verirsem namerdim' dediği, 'Aynı salonda olursam meşrulaştırırım' dediği Sisi’ye iltifatlar etmeye gitmişti; biz de deprem bölgesindeydik.

Acılar hala taze. 270 bin kişi konteynerlarda yaşıyor. Barınma krizi sürüyor, rezerv alan mücbir sebep mağduriyetleri devam ediyor. Eğitim ve sağlıktaki sıkıntılar katlanılamaz boyutta. Ve bugün daha deprem bölgesinde araştırma yapan kuruluşların raporları gelmeye başladı. Yani 70 vilayete o 11 vilayet için yapılan algı operasyonu 70 vilayette de çok büyük karşılık görmüyor ama 11 şehre sorulan soruların cevabında bırakın vatandaşın memnuniyetini; perişan olduğu, öyle anlatılana, hele hele iyiymiş gibi gösterilenlerin gerçeğini yaşayanların tepkisi deprem bölgesindeki çalışmalarda ortaya çıktı. Hep birlikte izleyeceğiz, hep birlikte takip edeceğiz.

Bir tarafta biz gittiğimiz günden itibaren, ilk sabah Osmaniye saat 10.45; depremde enkazdan çakıl taşı kaldırandan ya da yeni ev için temel kazandan ya da son kiremiti koyana kadar emeği geçen tüm siyasetçilerden, tüm emekçilerden 'Allah razı olsun' diye lafa başladık. Her şehirde bunu söyledim. Mısır’dan Sisi’den koptu geldi, Osmaniye’de dedi ki: 'Bunlar deprem turisti.' Bir de 'Sırf CHP'yi de demiyor, haksızlığı bütün muhalefete yapıyor; 'Bunlar sadece depremden bir süre sonra bir fotoğraf çektirip gittiler, bir daha uğramadılar' dedi.

Erdoğan'a deprem turisti yanıtı

'Bir daha bu bölgede yoktular' dedi. Tabii ben Sayın Erdoğan’a 'iki kere iki dört' dese kerrat cetvelini kontrol ettiren bir muhatabı olarak hemen saydırdım: Devletin 13 uçağıyla, polisin, jandarmanın, ormanın bütün helikopterleri emre amade bölgeye 34 kez gitmiş. O bu sözleri söylediğinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı 55. ziyaretini tamamladı da geldi!

Her bir gün yapılan, her bir şehre ayrı bir ziyaret saymak üzerinden 55 kez deprem bölgesinde olmuşum; yarısından fazlası grup başkanvekili sıfatıyla, geri kalanı genel başkan sıfatıyla... Ama Erdoğan orada döndü dolaştı şunu söyledi: 'Deprem bölgesinde yoktular, enkazlarda yoktular. Buraya hiç yardım yapmadılar, bir tek eser bile kazandırmadılar.'

Şunu hatırlatmak isterim: Şehirlerimizi afetlere hazırlamak, afet anında etkin müdahale, afet sonrası iyileştirme, şehirleri ayağa kaldırma merkezi yönetimin işi. Bunun için milletten devasa vergiler alınıyor. Milletimiz de bunu 'deprem bölgesine gidecek' diye; iki kere motorlu taşıtlar istediler, ödedi; KDV’yi iki katına çıkardılar, ödedi; ÖTV’ler arttı, ödedi; yurt dışına çıkış harçları arttı, ödedi. Ve bu imkanlar dahilinde orada ne yapılıyorsa yapılıyor ama dönüyor dolaşıyor, video izletiyor ve diyor ki: 'Ana muhalefet gitmedi, yapmadı; her şeyi biz yaptık' diyor. Ben ona ne dedim? Ona dedim ki: 'Hak etmediğimi duyarsan, hak ettiğini duyarsın.' Bir, ilk önce 'Cumhuriyet Halk Partili belediyeler bir şey yapmadı' dedi.

Deprem bölgesi yatırımlarını aktardı 

Normalde bunları yaptığımızı biz biliyoruz ama Tayyip Bey 'yapmadılar' diyene kadar bunları söylemiyorduk. Bakın, biraz önce ilk anda karelerle geçti; burada gördük ama televizyon başından ne kadar görüldü bilmiyorum, şu kısmını hatırlatayım:

Depremin ilk günlerinde, hatta medyada eleştiri konusu olmuştu, biz de başta 'Ya acaba zaman mı kaybettirir?' demiştik; Allah'tan öyle yapmışlar. Dediler ki: 'Deprem bölgesine hangi belediye, hangi kurum ne götürürse götürsün AFAD’a bildirecek. AFAD’ın gözetiminde bu deprem yardımları bölgeye ulaştırılacak.' Bakın, elinde AFAD; bir haftadır teker teker okuyorum. Burada gördüğünüz, AFAD’ın kayıtlarına bildirerek; 9638 araç, 28.521 personelle deprem bölgesindeydik. 7200 tırla, 4 uçak, 6 gemi ile gıdadan sağlık malzemesine, çadırdan torbaya her şeyi götürdük. 155 mobil mutfak kurduk AFAD 'nereye kur' dediyse. 163 ikram aracı koyduk AFAD 'nerede dursun' dediyse. 18 mobil fırın kurduk sıcak ekmek dağıtalım diye. 3 milyona yakın battaniye, 266 bin ısıtıcı, 2220 jeneratör, 4 milyon 600 bin hijyen paketi, 50 bin çadır, 1810 konteynerı gittik AFAD’ın bilgisi dahilinde teslim ettik.

'Kalıcı eseri yok' diyor. Bir de tutuyorlar bu bilgileri veriyorlar, köşe yazarları da doğruymuş gibi yazıyor: 'Kalıcı eseri var mı? Efendim Konya Belediyesi şunu yaptı, CHP bir tek kalıcı eser bıraktı mı?' 67 kalıcı eser aktı gitti. İçinde 1000 kişilik KİPTAŞ’ın yaşam alanı da var, Samandağ’da 18 bin metrekarelik Yaşam Vadisi de; Çatdere Köprüsü, Adıyaman’ın Çatdere Köprüsü 300 milyon liraya yeniden yapılmış İstanbul Büyükşehir tarafından. Gölbaşı’nda Yaşam Vadisi de var. Mersin Büyükşehir 40 metre genişliğinde 4,5 kilometre yeni bir Mersin Caddesi yaptı ki Adıyaman’ın bütün trafiği rahatladı. Manisa Büyükşehir, 4000 metrekare kapalı alanda Ferdi Zeyrek Çocuk Kültür Sanat Merkezi’ni inşa ediyor. Denizli Büyükşehir, Fuat Polat Mahallesi’nde Ferdi Zeyrek Camii inşa ediyor. Muğla Büyükşehir; Hekimana Cemevi çok amaçlı tesis, Doğanşehir’e Kadın Aile Gençlik Merkezi, Arapgir Kültür Taziye Evi, Arguvan’a çok amaçlı sosyal tesis yazıyor. Kahramanmaraş’ta ASKİ ekipleri 15 kilometre su hattının onarımını yaptılar. Ayrıca Ankara Büyükşehir; Akçadağ Ören’de 16 derslikli diye başladı 24 derslikli okulun inşaatını tamamlamak üzere. İzmir, İstanbul, Ankara büyükşehir belediyeleri Elazığ’a birer tane okul yaptılar. İstanbul’unki açıldı, Ankara’nınki bitti açılış bekliyor, İzmir’inki yüzde 70 inşaatta.

"Erdoğan 'hiçbir şey yapmadılar' diyene kadar yaptıklarımızı anlatmıyorduk"

'Kalıcı bir kalıcı eser yapsaydınız' diyor. 'Özgür Özel bunları büyüterek anlatırdı' diyor. Biz bugüne kadar yaptıklarımızı söylemedik; ne gün Tayyip Erdoğan çıkıp da 'hiçbir şey yapmadılar' diyene kadar. Ama ama... Allah şaşırtacak ya, Allah’ın sopası yok ya, Allah varlığını böyle yalan söyleyene gösterecek ya; Erdoğan’ın geçen hafta oynattığı, bütün AK Partililerin paylaştığı videoyu oynatın, şuracıkta durdurun Uğurcuğum.

Diyor ki, tam videonun burasında: 'Altyapı çalışmaları son hızıyla sürdürüldü. Başında ve sonunda CHP yoktu.' Övündüğü altyapı çalışmasını yapan şu arkadaşların üzerinde 'Antalya Büyükşehir' yazıyor! Aha şu greyderin logosu 'ASAT', Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü! Burada kablo döşeme aracının üzerinde de 'Antalya Büyükşehir Belediyesi' yazıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi gururla sunar, gururla! Vallahi Allah demek ki böyle ayaklarına dolandırıyor. Niye? Gücüne gidiyor gücüne! Oradaki vatandaşla ben hangi bölgeye gittiysem Kahramanmaraş'ta Mansur Yavaş... Adını anıyorsun, alkış başlıyor bitmiyor, canlı yayında izlediniz, canlı yayında!

"İmamoğlu'nun selam dakikalarca alkışlanıyor"

Hatay'da İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, 'Ekrem İmamoğlu'nun selamı var' diyor; dakikalarca ayakta alkışlanıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Adıyaman'ın her yerinde ama Yaylakonak ilçesinde bir telefonla saat 11'de ilk ulaşan kurtarma ekibi Adıyaman'a, Yaylakonak beldesinde ve onu kapıda görenler gözyaşlarına boğuluyor; Adıyaman'da milli kahraman olmuş. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Malatya'da yolda yürüyemiyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı iken yaptıklarıyla Hatay'da, şimdi yaptıklarıyla Malatya'da omuzlarda. Hangi Belediye Başkanımıza baksak Eskişehir, Tekirdağ... Yaptıklarıyla herkesin gönlüne girmişler.

"Allah böyle ayağına dolandırıyor işte"

Ama bakıyor, dönüyor bu; işte Allah nasıl milletin gönlünde olanı sen diğer 70 ile yalanla, iftirayla yaparsın; Allah böyle ayağına dolandırıyor işte, Allah böyle ayağına dolandırıyor. Ve biz bunları vatandaştan hiçbir kaynak, hiçbir katılım payı, hiçbir şey almadan yapıyoruz. Oysa ki biraz önce söylediğim gibi; artan vergiler, mükerrer alınan vergiler, Motorlu Taşıtlar, KDV, ÖTV, yurt dışı çıkış harcı, yapılan yurt içi kampanya, yurt dışı kampanyalar... Toplam 71,5 milyar dolar para toplandı depremden beri. Kendileri açıkladılar: 'Deprem konutlarına 40 milyar dolar harcadık' diye. Yani demek ki hala 31 milyar bir paramız var. Elbette konutla bitmez, elbette o para harcanacak; belki de yetmez. Ama 40 milyarı çoktan toplamışız. Ama depremzedenin önüne sözleşme, 'nokta nokta TL’yi nokta nokta faizle...' 'Faizi çizgi çek' diyorsun, çekince anahtarı geri alıyorlar. Yeni yeni 'Afet kanunu olunca vergi alınmaz, faiz alınmaz.' Evet, 'rezerv alan onun dışında' diyorsun, 'dükkanlar onun dışında' diyorsun, 'bir tek TOKİ'nin yaptıklarında bunu yapıyorsun, yerinde dönüşüm bunun dışında' diyorsun. Onun için, onun için buradan Erdoğan'a samimi çağrımdır; bir çağrıda daha bulunacağım bu günün ilk çağrısıdır bu: Gel mademki bu para toplandı, bu vakitten sonra o boş senetleri yırtıp atalım. Ben de gelecek hafta grup toplantısında Sayın Erdoğan'a yürekten teşekkür ediyorum diyeceğim; söz veriyorum! Erdoğan'a kalırsa 2 yıl ödemesiz, 18 yıl boyunca ödenecek; afet kanununa girmeyenlerden TEFE TÜFE alacak, faiz alacak. O boş senetleri, vatandaşın aklını karıştıran o boş senetleri yırtıp atalım diye çağrıda bulunuyoruz.

"İstanbul'un başına musallat olmaya kalktı"

Maalesef 13 Şubat, Erzincan'ın İliç ilçesinde 9 canımızı kaybettiğimiz maden felaketinin de ikinci yıl dönümüdür. Dönemin Çevre Bakanı Murat Kurum; çok açık hatası olduğu oradayken, oraya attığı imzayla bütün sorumluluk kendisindeyken, reddettiğinde belgesi buradan çıkarılıp gösterilmişken, istifa etmek yerine, özür dilemek yerine bir de gidip İstanbul'a talip oldu, aday oldu. İliç'te yaptıkları ortadayken İstanbul'un başına musallat olmaya kalktı. Allah'tan İstanbullular kefenin iki tarafına baktı, doğru tarttı; doğru tarttı."

Özel, şöyle devam etti: 

"İktidar seçimlerde yenildi. 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Erdoğan'ı da partisinin başında ilk kez yenilgiyle tanıştırdık. normalde genel başkanları hedef alırdı geçen sene yenildiği için sesi çıkmadı. her bölgede belediyesi olan tek parti olmayı başardık. Ankara'da yıllarca iki belediye, 2019'da üç belediye ve önceden 4 olan belediye sayımızı 16'ya çıkardık. Hakkını teslim etmek lazım o süreci ABB Başkanı Mansur yavaş ile bazen elindeki anketlerle günde dört-beş kez koşarak gidip gelerek örgütü dinledik. Kimi yerde anket, kimi yerde özel çalışmalar yürütüldü. Bunlardan biri de Keçiören Belediyesi idi. Pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca genel merkeze çapırdım bu iddialara ne diyorsun dedim. Kabahatin varsa şimdi söyle; bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Korktuğun varsa söyle, gereğini yap dedim. Söylenenler iftira, yolsuzluğa bulaşmadım. Herkes şahit. Büyük yeminlerle, çocuklarını ve ailesini yeminlere katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar... Her taraftan gelen bilgiler AKP ile gizli görüşme yaptığı oldu. Bir ay önce bana teklif etti diyor başkanımız. Birazdan şahsi de gelecek. Öğrendik ki çarşamba AKP'ye katılacak. Kendisine telefon açıyorum binbir tane yemin, bana övgüler... Ertesi gün telefonlar kapatıyor. Bunun üzerine de kendisine telefonla ulaşamadığım için mesaj atıyorum. O mesajları ki efendim anneme küfretti diyor. Haşa! Seni doğan anne utanır dedim her lafa annesini karıştırdığı için. Sızdıracak olsam ona göre konuşurum. Çok utanacağım konuşmaya bakın. CHP Genel Başkanı nerede birileri nerede. Güya mahkemeye verilecek belge. 

Anladım ki sen hırsızsın. Hırsızlığını bilenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O senin hakkında suç duyurusunda bulunanlar o lafları yutar. Devir AKP devri değil, bitiyor. Devrimiz başlayınca yalvarsan da yakarsan da seni affetmem. Sen hırsızlığını itiraf ettin. Yolun açık olsun. Gün gelecek devir dönecek o gün elime düşeceksin, sana acırsam namerdim. 

Diyor ki çarşamba günü AKP'ye katılacağım bana destek olun size de destek olayım diyor. Trübün liderlerine 'Sana daire alayım' diyor. Birileri direnip aslan gibi yatıyor, bu da topuklayıp AKP'ye kaçıyor. Mesut temiz bir adamsa iftirada suç üstü yakalandınız. Mesut kirliyse adam kirliyken aynı Aydın operasyonu gibi bu kadar haysiyetsizsiniz.

İki yalancı şahitle bu iktidar yolculuğunun önüne geçemezsiniz. Suç üstü yakalandınız! Mesut ile iş çevirmeye kalkarken kendinizi açığa verdiniz. Özeleştiri yapılacaksa hepsini ben yapacağım. Her şehri ayrı ayrı çalışmışız, 47 yıl sonra partiyi birinci yapmışız... Bir tane bozuk tohum bilmem ne yapınca ağzınızı açacaksınız. bu işin sağcısı, solcusu değil. Namuslusu ve namusuzu var. Bozuk tohumlarla iktidara gidilmez! Zeydan'la, Ekrem'le Mansur'la gidilir. Hadi yürüyelim iktidara!"

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Manşet haberler
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •