Nobel Kimya Ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, ölümcül beyin kanseri türlerinden glioblastoma üzerine ekibiyle yürüttüğü çalışmanın son durumunu paylaştı.
ABD’deki laboratuvarında beyin kanseri tedavisinde yeni bir keşfe imza atan Prof. Dr. Aziz Sancar, konuya ilişkin olarak açıklama yaptı. Sancar, elde edilen başarının şu an için deneylerle sınırlı olduğunu vurgulayarak, insanlar üzerinde kullanılabilecek nihai bir tedavi için zamana ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Kuzey Karolina Üniversitesi’nde yürüttüğü çalışmalarla tıp dünyasında ses getiren Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, en agresif kanser türlerinden biri olan beyin kanseri (Glioblastoma) üzerine geliştirdikleri tedavi yöntemi hakkında Türk kamuoyuna bir duyuru yaptı.
"Memnuniyet ve umut verici"
Sancar, çalışmanın bilimsel açıdan umut verici olduğunu doğrulamakla birlikte, sürecin henüz klinik aşamaya gelmediğinin altını çizdi.
Sosyal medya ve basın organlarında "tümörü yok eden ilaç" başlıklarıyla geniş yer bulan çalışması hakkında gelen yoğun ilgi ve tebrik mesajlarına teşekkür eden Sancar, beklentilerin gerçekçi bir zeminde tutulması gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Aziz Sancar, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Söz konusu çalışmada elde ettiğimiz bilimsel gelişmeler, temel bilim açısından elbette memnuniyet ve umut vericidir. Ancak son günlerde duyduğunuz bu güzel haberde yer alan deneysel başarılarımızın şu aşamada yalnızca fareler üzerinde elde edildiğini özellikle belirtmek isterim."
Bulguların insanlar için güvenli ve etkili bir tedaviye dönüştürülmesi sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini belirten Sancar, bunun kapsamlı klinik çalışmalar gerektirdiğini ve en az iki yıl daha zamana ihtiyaçları olduğunu kaydetti.

Bilim dünyasında yankı uyandıran keşif…
Prof. Dr. Aziz Sancar ve ekibinin, dünyanın en saygın bilimsel dergilerinden Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) yayınlanan çalışması, beyin kanseri tedavisinde yeni bir kapı aralamıştı. Tedavisi en zor kanser türlerinden biri olarak bilinen ve hızlı büyümesiyle tanınan Glioblastoma üzerine yoğunlaşan ekip, standart kemoterapi tedavisini "EdU" (5-ethynyl-2'-deoxyuridine) adı verilen özel bir molekülle birleştirdi.
Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde, EdU molekülünün kanserli hücrelerin DNA yapısına sızarak onları savunmasız bıraktığı ve kemoterapinin etkisini maksimum seviyeye çıkardığı tespit edildi. Sancar, bu kombinasyonun etkisini, "İki ilacın birlikte hareket ederek tümörleri yok edebildiğini ve ölümü önleyebildiğini gördük" sözleriyle duyurmuştu. Bu yöntem, Glioblastoma tedavisinde bugüne kadar kaydedilen en yüksek başarı oranlarından biri olarak literatüre geçmişti.



















