Atilla GÜNER'in yazısı…
İstanbul Maltepe’deki Kardeşler Apartmanını el birliği ile 8 Ekim’de çökerttik. Ne deprem oldu ne de heyelan. Ama 5 canımızı kaybettik. Onlardan biri de dünya güzeli Gülce Dora Turhan’dı. Beş yaşındaydı. Babası sağ, annesi yaralı çıktı o katil binadan. 11 gündür hastaneden çıkmayı bekledi annesi ve evladını haykırışlar arasında uğurladı camiden.

Yürek dayanacak gibi değildi. Tabutun önünde yeni öğrendiği ‘Bütün-parça kavramı' nı resmettiği kartonu başucuna konmuştu. Tam bir aileyi, yarım bırakmıştı işte rantçı düzen ve ona göz yuman siyasetçi-bürokrat kirli ittifakı…
Anne Sevgi Turhan, “Bacağım da gitti, kızım da… Ben ne yapıcam onsuz” diye çığlık atarken sedyede güçlükle tutuluyordu. Baba Furkan, tarifsiz acılar içinde bu anı izliyor, ağlıyordu.

Biz çocuklara bayram hediye edip çocuklarını teker teker ihmal, vurdumduymazlıkla öldüren bir sisteme sahibiz. Bunu anladım cami avlusunda.
O Cinayet gibi çöküş nasıl yaşandı?
Kardeşler apartmanı 1987’de üç kat izinle inşa edilmeye başlandı. O projeyi yedi kata çıkaran müteahhide kimse dur demedi. Kirli ittifak işbaşındaydı.
Zaten işin kuralı da buydu, hepimiz biliyoruz. Rant yaratma, onu dar bir çemberde bölüşme, ahbap çavuş ilişkileri ya da aidiyet temelli suskunluk, siyasilere ayni ve nakdi ‘katkı sunma’…
Sadece inşaatta mı?
Maden ocağından tekstil atölyesine, havai fişek fabrikasından Kartalkaya’da 78 kişinin öldüğü otel yangınına kadar durum hep bu tarifeye tabii.
Denetim yok, ahlaki sorumluluk sıfır, yaşam hakkına saygı sadece AYM kararlarında geçiyor... Varsa yoksa zenginleşme ve rantı üleşme olayı bu…
Doymak bilmeyen ve aynı zamanda ölçü, sınır, hukuk ve kural tanımayan açgözlü yapsatçı 1987’den itibaren meydan okuyarak yükseltti o binasını.
Adım adım, her siyasetten partiyle al-ver ilişkisiyle yürüdü kirli ittifak. Önce hızla çıkılan bir kat… O arada bağışlar, açılan ricacı telefonları… Sonra bir kat daha… Bu kez seçimde destek sözü, hemşerilik hukukuyla dayanışma… O ara Ankara’dan iktidarı sürdürmek için çıkıp gelen imar afları…
Siyasetin finansmanı böyle mi sağlanıyor?
Evet böyle olduğu için katlar çıktı çıkabildiği kadar…
39 yıldır seçmen iradesiyle yönetime gelen tüm belediye başkanları, meclis üyeleri, imar müdürleri, mıntıka mühendisleri hep ‘mış gibi’ yaptılar...
Listeye bakın:
1984 seçimleri: ANAP’lı Ali Duranoğlu Belediye Başkanı
(Bina bu dönemde, 1987’de inşa ediliyor)
1989 seçimleri: SHP’den Mehmet Ali Büklü
(Binaya bu tarihlerde kaçak kat çıkılıyor)
1994-1999 seçimleri: (1992’de bu mahalle Maltepe’ye bağlandı) ANAP’lı Bahtiyar Uyanık 2 dönem üst üste seçiliyor.
(Bina gözlerden uzaktı, görülmedi)
2004 seçimleri: AK Parti’den Fikri Köse seçiliyor.
(Bina gözlerden uzaktı, görülmedi)
2009-2024 seçimleri: 4 dönemdir CHP’li başkanlar seçildi.
(Bina gözlerden uzaktı, görülmedi)
İşin özeti: Rant gözleri kör etti, siyaset buradan beslendi, hepimiz kör olduk.
(Vicdan çağrısı: Benzer göz yummalarla yükselen binalar varsa ve bunu biliyorsanız insanlık adına ihbar edin. Çocuklarımızı, yaş almış insanımızı, yeni evlenen gençlerimizi öldürmesin o binalar…)
Yeşilyurt Apartmanı faciası:21 can kaybı…
Kardeşler apartmanı gibi çöken bir bina daha var. 7 yıl önce, 2019’da tam da 2,5 km uzaklıkta yaşandı. Tak diye çöktü Yeşilyurt apartmanı. Bilanço daha ağırdı: 21 can kaybı, 17 yaralı. Gülce gibi Ali Bilal Kambur da 4 yaşında can verdi o enkaz altında. Dört çocuk daha vardı.
İnfial yarattı, gazeteler TV’ler isyanı seslendirdi.
Orada da yerel yönetim şöyle şekillenmişti:
1989 SHP’den Mehmet Ali Büklü belediye başkanı seçildi.
(Bina bu dönemde, 1992’de ruhsat aldı.)
1994 ve 1999 seçimleri Refah Partisi ve Fazilet Partisi’nden Mehmet Sekman
(İki kat kaçak çıktı, elektrik su bağlandı)
2004 seçimleri: Ak Parti Arif Dağlar
(Bina gözlerden uzaktı, görülmedi)
2009-2024 seçimleri: 4 dönemdir CHP’nin kalesi.
(Bina gözlerden uzaktı, görülmedi)
Savcılar soruşturdu, iddianame hazırlandı ve davada 35 sanık yargılandı. 31’i belediye yetkilisiydi. Bu dava bu yıl başında sonuçlandı. Halen istinafta. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararında çok ilginç ayrıntılar var. Satır satır tekrar okudum ve sizlere notlar çıkardım.
Herkesin gördüğünü belediye göremedi
Yeşilyurt Apartmanı 6 Şubat 2019’da çöktü. 21 kişiyi katlettik orada. 17 de yaralı çıktı, çoğu sakat, engelli şimdi hayata tutunmaya çalışıyorlar.
Davada 4 kişi mahkum oldu…
Uğur Mısırlıoğlu (Teknik uygulama sorumlusu): Mahkeme 10 yıl hapse mahkum etti. ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan verilen bu cezadan 1/6 oranında indirim uygulandı. Ceza 8 yıl 4 aya indirildi. Neden mi?
“Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkisi dikkate alındı…”
Mahkeme kararında böyle deniliyor.
Binanın inşaat süreçlerini denetlemediği ve kaçak katları ihbar etmediği için ceza alan kişiye bu kadar özenli davranmış yargı. Ona verilecek cezanın ‘geleceği üzerinde olası etkisi’ni dikkate almış.
21 maktulün geleceği yok muydu?
Sadece 7 ay tutuklu kalıp tahliye edilen mimar, hakkındaki ceza kesinleşirse hapse girecek.
Abdi Kesimal (İmardan sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı. 1999-2003)
O dönemde Kartal'daki 17.000 binada oturanlara ‘binanızı yapı denetim firmaları ya da üniversitelere kontrol ettirin’ uyarı yazısı gönderilmiş.
Çöken binaya 31 Mayıs 2001’de gelen teknik ekip bir tutanak düzenlemiş. Binaya zemin etüdü yaptırılması istenen yazıda (parseldeki BK+ZK+7NK) ibaresi yer alıyor. Yani 7 Normal Kat (7NK) görüyor imar müdürlüğü ekibi.… Oysa kayıtlarda 5 kat burası. Yani kaçak katlar resmen tanınıyor.
İşte bu nedenle belgeye son imzayı atan Abdi Kesimal ile İmar Müdürü İbrahim Çoban, yardımcısı Ali Cihan ve teknik eleman Taşkın Koçer 5 yıl ceza aldı. Bu cezalar ‘yargılamadaki iyi halleri’ gerekçesiyle 4 yıl 2 ay hapse çevrildi.
Bu cezalar, sadece tesadüfi bir belgedeki imzalar dayanak yapılarak verildi. Oysa bina otoriteye, hukuka, yönetmeliklere, kanuna meydan okuyarak yükselmişti. Elektriği, suyu, doğalgazı resmi makamlarca bağlanmıştı. Kaçak 4 dairede oturanlar adres kayıt sistemine dahil edilmişti. Seçmen kağıtları bu adrese geliyordu. Siyasetin tüm renkleri süreçlerin tam göbeğindeydi.Bayrak yarışındaki gibi çökecek binaların ve ölecek masumların listesini birebirlerine teslim
ettiler.
Hepiniz oradaydınız…



















