Adalet Bakanı Akın Gürlek, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, "Fon soruşturmasında tedbirler aldık. Kurumlarla ilgili de ihmal var mı diye inceliyoruz." dedi. Hakemler soruşturması ve faili meçhul cinayetlere ilişkin de konuşan Gürlek, "Kurtlar Vadisi Pusu"daki "Kozinoğlu" bölümüne ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Fon soruşturması, hakemler dosyası, faili meçhul cinayetlerle yaşanan son gelişmeleri aktaran Bakan Gürlek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) fonların tasfiyesine karar vermesiyle birlikte başsavcılığın tüm önleyici tedbirleri devreye soktuğunu vurgulayan Bakan Gürlek, "Şu an itibarıyla 85 şüpheli tutuklandı, 207 kişi hakkında adli işlem yapıldı ve çok sayıda kişinin mal varlığı donduruldu." dedi.
Bakan Gürlek'in açıklamalarının satırbaşları şu şekilde;
Hisse diye tabir edilen hisselerden anormal bir şekilde, kısa sürede girip çıkılarak kazanılan bir kazanç var. Bu da tabii bizim dikkatimizi çekmişti. Arkadaşlarımız da bu konuda özellikle SPK soruşturma izni için yazı yazdı. Hatta şahsen de görüştük. Tabii sağ olsun Sayın Bakanımız da bu süreci takip ediyordu. Fonlarla ilgili açıklamaları vardı. Ağustos ayında yazdığımız müzekkereye en son soruşturma izni verildi. Fon soruşturması bu şekilde başladı.
"40 MİLYON DOLARLIK TRANSFER ENGELLENDİ"
17 Eylül itibarıyla SPK tarafından, fonların tasfiyesine karar verildi. Karar verildiği an biz başsavcılık olarak verilen soruşturma izinleri kapsamında bütün önleyici tedbirleri aldık. Özellikle şu an itibarıyla 85 şüpheli tutuklandı. 206 kişi hakkında işlem yapıldı. Ve birçok kişinin mal varlığı donduruldu.
Şu an itibarıyla 85 şüpheli tutuklandı, 207 kişi hakkında adli işlem yapıldı ve çok sayıda kişinin mal varlığı donduruldu. Soruşturmanın başlamasından sadece iki gün sonra tutuklu bir fon yöneticisinin eşi yurt dışına yaklaşık 40 milyon dolarlık bir havale transferi yapmaya kalkıştı ancak İstanbul Başsavcılığımızın anlık müdahalesi ve yazısı sayesinde bu para transferi engellendi.
PARA İADELERİNDE SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
İyi niyetli yatırımcının 1 milyon TL'ye kadar olan paralarının iadesi konusuna karar verildi. Şimdi burada bir sistem kuruldu. SPK'dan ve Borsa İstanbul'dan gönderilen kayıtlara göre başsavcı arkadaşlarımız ve savcı arkadaşlarımız şunu tespit ettiler. Kısa sürede manipülatif hareketlerle inanılmaz ve mesela iki ayda girmiş, çok yüksek miktarlarda çıkış yapmış. Yani bir kâr çıkışı yapmış. Bunlarla ilgili bir çalışmamız var, listemiz var. Zaten bu kişiler tutuklandı, mal varlığına el koyduk. Buralarda özellikle kurulan kurulun kararları ve SPK'nın kararları uyarınca şahsi mallarına da el koyduk. Biliyorsunuz, bu işte portföy yöneticilerinin, fon yöneticilerinin bütün mal varlığına el koyduk.
"5 KİŞİ HAKSIZ KAZANÇLARINI İADE ETTİ"
TMSF'de bir hesap iadesi açıldı. Özellikle iade etmek isteyen, gönüllülük esasına göre iade etmek isteyen kişilere karşı. Dün TMSF Başkanımızla görüştüm. 5 kişi bu hesaplara iade de bulunmuş. Bunların bütün mal varlıkları, hukuk çerçevesinde, hukuk ilkeleri çerçevesinde TMSF'ye devrediliyor.
"ZARARIN İKİ KATININ KARŞILANMASI ETKİN PİŞMANLIK SEBEBİ"
Daha sonra haksız kazanç sağlayan, fahiş kazanç sağlayan kişiler, elbette TMSF bunların iadesini yapacak. İadesini yaptıktan sonra da savcılığa gerekli yazıyı yazacak. SPK Kanunu, yani Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi var. Bu manipülasyon burada düzenleniyor. Yani zararın iki katını karşılaması etkin pişmanlık sebebi. Ama yani bu soruşturmanın kapanması, dosyanın kapanması anlamına gelmiyor. Sadece kanunda düzenlenen bir indirim sebebi. Yani zararı giderenler hakkında bir işlem yapılmayacak algısı yanlış. Mutlaka onlarla ilgili işlem yapılacak. Ki şu an tutuklananlar var. Fahiş kazanıp da aynı şekilde yurt dışına çıkış yasağı ya da mal varlığı tedbiri uygulananlar var.
Kesinlikle milletimizin cebine el uzatan, haksız kazanç sağlayan bu kişilerden biz hukuk çerçevesinde hakkımızı sonuna kadar arayacağız ve bu haksız kazançları da TMSF bünyesinde kurulan fona devredeceğiz. Yani buradan da biliyorsunuz, daha sonradan da SPK'nın ve işte kurulan kurulun, yüksek kurulun almış olduğu kararlar çerçevesinde de bir kısım yine yatırımcının zararı karşılanacak. Ama hukuk çerçevesinde mutlaka kaçırılan mallar, biliyorsunuz, basına da yansıyan olaylar oldu. Kısa sürede bir kısım para transferleri yapmışlar. Biz bunların getirilmesi için de İsviçre'ye gönderilen paraların getirilmesi için adli süreçleri başlattık. Şahsi mallarına el koyduk. Tedbir koyduk, tapuya tedbir koyduk.
HAKEMLER SORUŞTURMASI…
Hakemler dosyası olarak adlandırılan dosya, resmî belgede sahtecilik ve mobbing iddiası üzerine bir soruşturma başlatılmıştı. Özellikle biliyorsunuz, bazı hakemlerin ayrıcalık gösterilerek belirli maçlara verildiği, bazı hakemlerin klasman dışı bırakıldığı, bu konuda hakemlere mobbing yapıldığı konusunda bir soruşturma başlatılmıştı.
"MAALESEF BÖYLE OLMADIĞINI GÖRDÜK"
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu tutuklandı. Dün iki hakem daha tutuklandı. Şu an gözaltı ve tutuklu sayısı 5, adli kontrol sayısı 2. Devam eden bir süreç var. Türk futbolunun temiz olması gerekiyor. Yani biz hakemlerin adalet çerçevesinde hiç kimseye bağlı olmadan, kurallara riayet ederek maçları yönetmesini istiyoruz. Ama maalesef yürüttüğümüz soruşturmalarda bunun böyle olmadığını gördük.
Bazı hakemlerin bazı maçlarda özel olarak görevlendirildiği ve bazılarına kötü not verilerek görev alınması ve sınavlarda ayrıcalık yapıldığı iddiasıyla soruşturma devam ediyor. MASAK ve HTS kayıtları inceleme altında.
"ÖZELLİKLE TAKİP EDİLEN BİR DERBİ VAR MI?"
Bakan Gürlek, Özellikle takip edilen bir derbi müsabasının olup olmadığı sorusuna şu cevabı verdi; "Derbi maçlarında hakemlerin kural hatasını kasıtlı olarak yaptığını ya da bir mefaat karşılığında yaptığına dair bir somut veri olması gerekiyor. Elbette şikayetler vardır ancak somut bir veri olması gerekiyor. Bana bir şeyin olmadığı söylendi.
Burada MASAK raporları çok önemli. HTS kayıtları önemli. Dediğim gibi devam eden bir süreç var İstanbul Başsavcılığımız nezdinde. Derbi maçlarını izlerken daha güvenli maçlar izleyebilecek miyiz? Bizim amacımız da o. Burada emek veren insanlar var, alın terini dökenler var, sahada takip edenler var, ekranları başında izleyenler var. Biz futbolun temiz olması adına çalışıyoruz."
"56 FAİLİ MEÇHUL DOSYAYI AYDINLATTIK"
Faili meçhul cinayetlere ilişkin de konuşan Bakan Gürlek, şu ifadelere yer verdi;
"Yani özellikle faili meçhul suçlar konusunda toplumda bir hassasiyet olduğunu biliyordum. Adalet Bakanı olunca biz bu hassasiyeti Gülistan Doku olayında da gördük. Yani Gülistan Doku, gencecik bir kızımız. İşte cinayet mi, intihar mı, burada bir kargaşa vardı. Ama tabii şu an olayın rengi net olarak ortaya çıktı. Bu hassasiyetten sonra arkadaşlarımızla istişare yaptık. Bakanlığımızın Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde sadece bu suçlara bakan, dosyalara bakan bir daire başkanlığı kurduk.
56 faili meçhul dosyayı aydınlattık. Yani 56 tane raflarda tozlanmış dosyayı çıkarttık ve hukuk çerçevesinde cinayet işleyenleri adalet önüne attık. Burada dediğiniz gibi Fenerbahçe otobüs saldırısından tutun da baktığımız çok çeşitli dosyalar var. Uğur Mumcu dosyasına da bakıyoruz. İşte yakın zamanda MİT mensubumuz Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 tarihinde cezaevinde ölüm olup olmadığını tespit etmeye çalışıyoruz.
"YAZICIOĞLU DOSYASI FETÖ TALİMATI"
Kazanın FETÖ organizasyonu olduğuna ilişkin somut delil şu ana kadar dosyaya elbette girdi. 2009 yılında helikopter kazası sebebiyle rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, tekrardan ben başsağlığı diliyorum. Onunla ilgili biliyorsunuz, yakın zamanda Ankara Başsavcılığı'nın bir ikinci operasyonu oldu. Burada şimdi FETÖ o tarihlerde devletimizin bütün kurumlarına, bütün kılcal damarlarına maalesef sızmıştı. Yani biz şu an gördüğümüz geniş pencereden bunun bir örgütsel talimat ile, yani FETÖ örgütünün bir örgütsel talimatıyla bir örgütsel eylem olduğuna kanaat getirdik.
Yani irademiz o yönde, yaptığımız operasyonlar o yönde. Somut olarak delil bazında anlatmak gerekirse, özellikle F-4 pilotunun bizzat kendisi, eşinin Adil Öksüz'le görüşmeleri, mahrem imamlarla olay gününden önce Elazığ'da, Elazığ mahrem imamlarıyla toplantı yapması, Adil Öksüz'ün olaydan önce Türkiye'ye gelip toplantıya katılıp olayın gerçekleştiği günden bir gün önce yurt dışına çıkması. Somut deliller var.
"ÖRGÜTSEL EYLEM OLDUĞUNA DAİR ÇOK FAZLA DELİL VAR"
Aynı şekilde daha sonradan biliyorsunuz, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra ByLock yazışmaları ortaya çıktı. ByLock yazışma içeriklerinde bu olaya atıf yapılması, "Tereyağından kıl çeker gibi bu olayı yaptık, işte hocamız çok memnun" şeklinde yazışmanın bulunması, aynı şekilde F-4 pilotunun eşinin Adil Öksüz'ün evinde parmak izinin bulunması, Adil Öksüz'le görüştüğüne ilişkin HTS baz istasyonu kayıtlarının bulunması. Birçok delil, emare var. Yani biz şu an geniş pencereden baktığımız zaman bunun o tarihlerde devletin kılcal damarlarına çöken hain örgüt tarafından yapılmış olduğuna dair şu an savcılarımızda, Ankara Başsavcılığımızda sonuçta yapan kanaat yüksek. Bir ikinci dalga yapıldı, biliyorsunuz. İlk dalgada tutuklamalar yapıldı. İkinci operasyonda da yapıldı. Devam eden bir süreç var. Tamamen bağımsız yargı tarafından işleyen bir süreç var. Ama maddi anlamda örgütsel eylem olduğuna dair çok fazla delil var.
KAŞİF KOZİNOĞLU SORUŞTURMASI…
Kaşif Kozinoğlu MİT görevlisi, MİT mensubu. Gerçekten devletin dış operasyonlarında görev almış MİT görevlisi. Ve kendisi hakkında o zaman maalesef FETÖ terör örgütü tarafından başlatılan biliyorsunuz Ergenekon, Balyoz soruşturma sürecinde kendisinin Türkiye'ye çağrılması isteniyor. Geliyor ve daha sonra da tutuklanıyor. 2011 yılında Silivri Cezaevi'ndeyken, yani o tarihteki ölüm sebebi kalp krizi olarak adlandırılıyor. Tabii burada bir cezaevi personelinin ihbarı üzerine soruşturma başlatıldı.
Özellikle cezaevi personeli çok net olayı anlatmıştı. Bunun bir örgüt tarafından yönlendirildiğini, kalp krizi olmadığını, geç müdahale edildiğini. Bununla ilgili Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız bir süreç yürütüyor. Elbette daha önce verilen takipsizlik kararı kaldırıldı. Gözaltılar, tutuklamalar yapıldı. Bildiğim kadarıyla 9 tutuklu var. Fethi kabir yapıldı. Burada öncelikli olarak kesin ölüm sebebini öğrenmemiz gerekiyor. Yani burada kalp krizini tetikleyen bir ilaç kullanımı var ya da işte geç müdahale mi var ya da doktorlar bilerek göz mü yummuştur? Burada tabii fethi kabir yapıldı. Adli Tıp Kurumu henüz rapor sunmadı. İncelemeler yapılıyor. İtirafçı beyanları var. Tutuklamalar yapıldı. Şu an devam eden bir süreç var. Biz de takip ediyoruz. Bu da aynı şekilde Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığının yapmış olduğu çalışmalar kapsamında gün yüzüne çıkan bir dosya. Biz de merak ediyoruz ama tabii Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız soruşturmayı tüm yönleriyle yürütüyor. Yani özellikle şu an fethi kabir sonucunun, Adli Tıp Kurumu raporunun sonucunu bekliyoruz. Yani ölüm sebebiyle ilgili o. Ama gelinen aşamada özellikle rahmetlinin gerçekten doğal bir ölümden ziyade bir müdahale sonucu öldüğüne ilişkin şu an tespitler var. Ama soruşturma süreci olduğu için bilgi veremiyorum.
KURTLAR VADİSİ DETAYI…
Burada Kurtlar Vadisi'nin bir bölümünde tam olarak şu an hatırlayamıyorum. Burada aynı karakter, yani ölüm gerçekleşmeden önce Kazım Kaşifoğlu isimli bir karakter, aynı şekilde devlet görevlisi, Silivri Cezaevi'nde. Olay birebir aynı, benziyor. Çünkü 16 dakikalık bir elektrik gitmesi var. Yani henüz söz konusu 2011 tarihli Kaşif Kozinoğlu vefat etmeden önce bu dizide işlenmiş. Birebir işlenmiş. Daha sonra, iki gün sonra da söz konusu işte Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü gerçekleşiyor. Buradaki savcı arkadaşlarımız senaristleri bilgi sahibi olarak dinlediler. Yani siz bunu nereden biliyordunuz? Çünkü birebir canlandırma aynı.
Oradaki karakter ismi benziyor. Devlet görevlisi, Silivri Cezaevi ve elektrik kesintisi. Ve daha sonra bakıyoruz, aynı şekilde de Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 tarihindeki ölümüyle ilgili kararlar birbirini tutuyor. Yani bu elbette bir şüphe gerektiriyor. Buradaki savcı arkadaşlarımız tabii bu senaryoyu yazan üç kişiyi bilgi sahibi olarak, tanık olarak dinlediler. Şu an araştırmalara devam ediyor. Ama bu şüpheli bir durum. Yani iki gün sonra gerçek eylem oluyor. Bu kadar tesadüf olmaz. Bakın, cezaevindeki elektrik kesintisi de var. Bu gerçekte de gerçekleşiyor. Orada da dizide de var. Yani sanki dizide oynanıyor, iki gün sonra bu olay gerçekleşiyor. Elbette bu şüphe. Şüphe olduğu için savcı arkadaşlarımız da mecburen buradaki senaristleri bilgi sahibi olarak dinlediler. Bu araştırılması gereken bir konu.



















