Süreç yasası görüşmelerinde söz alan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin tavrını açıkladı ve “Tarihsel bir sorumluluk ve tutar içinde evet diyeceğiz” dedi. Vekillerin ise seçim bölgesine göre karar vereceğini belirtti.
TBMM Genel Kurulu'nda çerçeve yasa görüşmelerinde konuşan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, "İktidara değil, ama milletimize güvenerek bu metne değil ama partimizin duruşuna ve milletvekillerimizin göstereceği duruşa güvenerek bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir sorumluluk ve tutar içinde evet diyeceğiz" diyerek çerçeve yasaya evet oyu vereceklerini açıkladı. Vekillerin ise seçim bölgesine göre karar vereceğini belirtti.
Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Bugün Türkiye'nin en ağır, en yakıcı, en uzun sorunlarından birini konuşmak üzere bu çatının altındayız.
Öncelikle bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar, konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör meselesi değildir. Yalnızca bir güvenlik meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması meselesi hiç değildir.
Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir. Herkesin kendi kimliğiyle, diliyle, kültürüyle ve inancıyla kendisini bu ülkenin eşit yurttaşı hissedebilmesi meselesidir.
Aynı zamanda Edirne'deki, İzmir'deki, Trabzon'daki, Manisa'daki yurttaşlarımızın güven içinde yaşaması, evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. On yıllardır canımızı, malımızı, kaynaklarımızı feda ettiğimiz bu mesele 86 milyon yurttaşımızın meselesidir. Demokrasimizin, kalkınmamızın, bölgesel gücümüzün, toplumsal
huzurumuzun ve ortak geleceğimizin meselesidir.
"ÜNİTER DEVLET YAPIMIZ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"
Biz Cumhuriyeti kuran, milli egemenliğini tesis eden ve Türkiye'yi çok partili demokrasiye taşıyan siyasal mirasın sahipleriyiz.
Cumhuriyetimiz, üniter devlet yapımız, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü kırmızı çizgimizdir. Biz Kürt meselesinin demokratik çözümünü bu ilkelerin karşısında değil onların güvencesi olarak görüyoruz.
Çünkü toplumsal barışın sağlanmasını üniter devletin alternatifi olarak değil, tam tersine en güçlü dayanağı ve güvencesi olarak görüyoruz. Yurttaşlarımızın adalete, devlete ve cumhuriyete bağlılığı korkuyla değil; eşitlikle, özgürlükle ve aidiyet duygusuyla güçlenir. Korku üzerine devlet inşa edilmez.
Devlet, öz güven üzerinde ayakta sağlam durur. Yurttaşlarını baskıyla yöneten iktidarlar devletlerini güçlendirmezler; toplumu kutuplaştırırlar, aidiyeti zayıflatırlar ve bölünme riskini büyütürler.
Cumhuriyeti kurmak ve çok partili demokrasiye geçirmek de üniter yapımızı zayıflatmamış, aksine güçlendirmiştir.
Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi, devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. Bu soruna hiçbir zaman seçim takvimine bakarak yaklaşmadık.
"İŞİNE GELDİĞİNDE KÜRTLERİ TERÖRİST İLAN EDENLERDEN OLMADIK"
Anketlere göre konuşmadık. Konjonktür değişince söz ve tavır değiştirmedik. İşine geldiğinde çözüm diyen, işine gelmediğinde bütün Kürtleri terörist ilan edenlerden olmadık. Tarihsel tutarlılık içinde hep aynı yerde, hep doğru yerde durduk. Dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz.
"TÜM SABOTAJLARA RAĞMEN MASADA KALDIK"
Bu mesele şiddetle değil, siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil, milletin gözü önünde, milletin rızasıyla çözülmelidir. Bir kişinin iradesiyle değil, Türkiye Büyük Millet Meclisinin demokratik meşruiyetiyle çözülmelidir. Herkesin kaygısını gören, acısını da umudunu da yüreğinde taşıyan bir büyük toplumsal mutabakatla çözülmelidir. Yıllarca biz bunu savunduk. Bu meselenin çözüm adresi Meclistir dedik.
Komisyon kurulmasını yıllarca önerdik, komisyon kurulduğunda katılım gösterdik.
Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk, bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık, yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Ülkenin hayrına olmayan hiçbir işin altına imza atmadık. Komisyon raporuna katkı verdik, imzamızı koyduk.
"ÖNDER'İ HAPSE ATIP SONRA ARKASINDAN TİMSAH GÖZYAŞI DÖKENLERDEN OLMADIK"
Sürecin başında durumumuzu şöyle özetlemiştik: Destekleyeceğiz, katkı sunacağız ve denetleyeceğiz. Her aşamasında yapıcı olmaya gayret gösterdiğimiz bu süreçte başta ortaya koyduğumuz ilkelerden hiç sapmadık.
Çünkü bizim tutumumuz günlük değil tarihseldir, konjonktürel değil ilkeseldir. Siyaset ilkeyle yapılır. Biz işine gelince çözüm, işine gelmeyince terörist diyen; süreci önce masaya koyup sonra buzdolabına kaldıran; Dolmabahçe'de görüştükleri rahmetli Sırrı Süreyya Önder'i hapse atıp sonra arkasından timsah gözyaşı dökenlerden hiç olmadık.
"BARIŞIN ÖNÜNDE DURMAYACAĞIZ"
Barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diye barışın önünü açacağız. Türkiye bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil hayat olsun diye bu sorumluluğu alacağız.
Asıl hedefimiz demokratik çözümdür. Terörün kökünü ancak demokrasi kazır. Barışı çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz. Silahın bırakılması için bugün kapı aralanıyor, biz o kapıyı kapatan olmayacağız. Ama asıl mücadele şimdi başlıyor.
"BEN 'EVET' DİYECEĞİM AMA..."
Bugün evet diyorsak, bir daha anneler ağlamasın diyedir. Bir daha evlatlarının tabutlarına sarılmasın diyedir. Bu anlayışla iktidara değil ama milletimize güvenerek ben ve yönetici arkadaşlarımız tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz. Bütün vatandaşlarımıza ilan ederiz Yeni partimizi millet kurmuştur. Milletvekillerimiz de nerede kimi temsil ediyorsa ona göre kendileri oy kullanacaktır. Vekillerimizi kendi millete sorumlu oldukları duygularıyla baş başa bırakıyorum.



















