CNN Türk ekranlarında yayınlanan Tarafsız Bölge'ye konuk olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş sonrası dünyada büyük bir arz şoku yaşandığına dikkat çekerek, "Savaş sadece enerjiyi değil, bölgedeki üretimi de vurdu" dedi.
"SAVAŞ BÜYÜK BİR ARZ ŞOK OLUŞTURDU"
Bakan Şimşek'in açıklamaları şöyle:
Arz şoku var. Ham petrol ve doğalgaz sevkiyatını etkileyen bir şok değil. Hürmüz Boğazı'nın çevresinde ciddi petro kimya üretimi var. Gübre üretiminin 3'te 1'inden fazlası orada. Gübreden çip üretimine kadar aklınıza gelen birçok ham madde ya orada işleniyor ya da ham madde orada. Endişeyle izlemek zorundasınız. Dünyanın her yerindeki fiyatlamayı etkiliyor. Mesela giyimde artış görüyorsunuz. Giyimdeki polyester petro kimya ürünü. Birinci etkiler var. Petrol fiyatları birincil etkiler. Bir de ikinci etkiler var.
Bu şok dünyada çok boyutlu bir şok. Küresel büyümeyi etkiliyor. Enflasyon yükseliyor. Enflasyonun yükselmesi küresel faizleri etkiliyor. Bu büyümeyi etkiliyor. Bizim gibi petrol, petro kimya ürünlerini dışardan temin eden ülkelerin dış dengesini bozuyor. Bu nedenlerle çok yönlü bir şok. Ticaretimiz etkileniyor. Bu bölge bizim ihracat yaptığımız bir bölge. Dolaylı etkiler çok boyutlu.

"SAVAŞIN ENFLASYONİST ETKİSİ 5 PUAN"
Biz yoğun bir şekilde takip ediyoruz. Başlangıçta beklenti şuydu; birkaç hafta içerisinde bitecek. 200 gün oldu. Dolayısıyla bu şok öngörülenden uzun sürdü. Küresel petrol arzına baktığımızda bugünkü şokun etkisine baktığımızda geçmişte yaşanan şokların etkisinden daha büyük. Bu şok olmasaydı enflasyon yüzde 20'nin bir tık altıyla yüzde 20'nin bir tık üzerinde olma ihtimali yüksekti. Bugünkü fiyatlamalara baktığımızda en az 5 puanlık ilave bir etki var. Bu süreç uzadıkça etkileri daha yoğun olabilir.
Dünya karmaşıktır. Doğru çizgilerle gitmez. Ekonomistler ve politika üreticileri genelde model yaparlar. Ve bu modeller varsayımlara dayanır. Bu yılın başına giderseniz petrol fiyatları 60-65 dolara aralığındaydı. Geçen sene OVP'yi (Orta Vadeli Program) yaptığımızda 65 dolar civarı varil başına petrol fiyatı bekleniyordu. Ancak şokları programda görüp öngörmemiz imkansız. Ben bahane peşinde değilim. Biz 2025'te de çoklu şok yaşadık. Kolay bir yıl değildi. Mart ayında İBB davasıyla daha sonra ABD Başkanı Trump'ın ticaret savaşları, Haziran'da İsrail-İran arasındaki 12 günlük savaş oldu. Bunların dışında zirai don ve ciddi bir kuraklık yaşadık. Ama enflasyon hedeflerini tutturamadığımızda bunlara sığınamam. Öngörü üretmek bu şartlarda kolay değil. Şunu anlatmaya çalışıyorum: Savaşın etkisi önemli. Savaş yönetilebilir bir şok ve büyük bir şok ama yönetiyoruz.
"ŞOKLARA KARŞI TAMPON OLUŞTURDUK"
OVP biliyorsunuz 3 yıllık ama her sene güncelleniyor. 2023'e tekrar döndüreceğim siziz. Büyük bir deprem oldu. Türkiye'nin çok büyük bir kaynak ihtiyacı oluştu ve bu kaynağı yerel kaynaklardan elde etmezseniz enflasyonun 3 haneye çıkma riski vardı. Önemli bir seçim yaşandı, büyük bir deprem oldu, EYT var. O dönemde bir Kur Korumalı Mevduat gerçeğimiz var.
İşte bu programın tasarımındaki amaç bu yüksek riskleri yönetmekti. 2023-2024'te önceliği makro finansal ihtiyaca verdik. 2024-2025'te amaç dezenflasyonun başlaması, cari dengenin yönetilebilir düzeyde tutulmasıydı. Biz tamponlar inşa ettik. Şoklara karşı rezerv biriktirdik. Bu coğrafya zor bir coğrafya. Her zaman da şoklar yaşanıyor. Birinci olarak şoklara karşı tampon oluşturduk. Burada rezerv birikimi var. Rezerv biriktirdik. Brüt rezervlerimiz 2023'ün ortasında yaklaşık 98,5 milyar dolardı. Şubat sonunda zirvede 210 milyar dolara kadar çıktı. Tabii ki savaşın etkisiyle şu anda 160 milyar dolar seviyesinde. Ancak 160 milyar dolar bile düşmüş haliyle, 2023 ortasına göre çok ciddi bir artışı ifade ediyor. Ciddi bir rezerv midir? Elbette bu şokun etkisi önemli ölçüde yaşandığı için seviyeler gerilemiş olsa da mevcut düzeyler yine değerlidir, önemlidir. Nereden baktığınıza göre değişik ölçütler var. Mesela normalde rezervlerin üç aylık ithalata yetmesi yeterli kabul edilir. Bizim şu anda rezervlerimiz yaklaşık beş aylık ithalata karşılık geliyor.
"DEPREM SONRASI 93 MİLYAR DOLAR HARCADIK"
Ancak bazı göstergeler açısından da yeterli düzeyde değiliz. Örneğin kısa vadeli, yani bir yıl vadeye kadar olan bütün dış borçları, hiç dışarıdan kaynak bulamasak rezervlerle ödeyebilir miyiz diye sorarsanız; bu göstergede yüzde 80 seviyesine kadar gelmiştik. Şimdi bir miktar aşağı geldik. Dolayısıyla nereden baktığınıza göre değerlendirme değişebilir.
Enflasyonun düşmeye başlaması, bütçe disiplinin tesisi ve en kritik bileşen şu oldu: Biz tabiri caizse tamponları inşa ettik. Öyle zor bir coğrafyada yaşıyoruz ki. Gelişmeleri siz belirlemiyorsunuz. Bize kalsa savaşın olmaması lazım. Ama engelleyemezsiniz.
Bütçe açığı şu ana kadar bugünkü fiyatlarla 4.1 trilyon lira depreme harcadık. Dolar karşılığı 93 milyar dolar. Bu harcamayı yaptık. Ona rağmen bütçe açığı AB'nin maksimum kriteri var. Bütçe açığınız milli gelire oranı yüzde 3 ün altındaysa siz iyisiniz demektir. Bizim 2.9 oldu. Bunun ne faydası var diyeceksiniz? Bakın savaş başladı, petrol fiyatları fırladı. Toplantılar yapıyoruz, bu şoka karşı ne tedbirleri alabiliriz? diye. Bizim bütçede alanımız var dendi.
"EŞEL MOBİL İLE VATANDAŞI ŞOKLARA KARŞI KORUDUK"
Eşel mobil sistemini devreye alabildik. Savaştan bir gün önce Ankara için konuşuyorum, mazotun fiyatı yaklaşık 60 lira benzin 59 lira civarı. Eğer bu şok tam yansıtsaydık, mazot 95 liranın benzin de 80 lira civarına gelecekti. Biz eşel mobili devreye aldık ve vatandaşımızı bu şoka karşı koruduk.
Bu programın başında kural bazlı gideceğiz dedik. Uluslararası normlara uygun hareket ederek öngörülebilirliği sağlayacağız dedik. 2024'ün ilk 3 ayında, seçimin arefesinde bir dalga oluştu. Bu programın ardında siyasi bir iradeniz olmazsa teknik bir kapasiteniz ne olursa olsun sonuç alamazsınız. Geçen sen şoklar daha çokluydu. 2024'te vatandaşın döviz talebi 9 milyar dolardı. Bu sene büyük bir savaş yaşandı. Savaşın başından bu yana vatandaşımız dolar satışı büyük oranda düştü. Kural bazlı giderseniz, öngörülebilirliği inşa ederseniz, kredibiliteniz olur. Tampon inşaası kadar uzun soluklu politika tepkisi de önemlidir.
Bakan olarak şahsi beklentim olmaz. Tahminim de olmaz. Doğru olmaz. Biz kurumsal kapasiteye inanıp sorumlu kurumların ürettiği rakamları referans alırız. MB yıl sonunda yüzde 26 olarak görüyor enflasyonu. Piyasa biraz daha yukarda görüyor. Burada önemli olan yön. 2022 sonunda enflasyon yüzde 64 küsür. 2023'te de aşağı yukarı aynı. 2024'te dezenflasyon başladı. Geçen sene yüzde 31 civarına indi. Çok büyük petrol şokuna rağmen savaşa rağmen enflasyon yüzde 32,6. Bizim için önemli olan enflasyonun aşağı yönlü trendine devam etmesi. Arz yönlü tedbir alıyoruz. Önemli olan enflasyonun aşağı yönlü hareketinin devam etmesi. Bu savaş bitecek. Bu savaş biter bitmez etkisini göreceğiz.
"KÖTÜMSER OLMAK İÇİN HİÇBİR SEBEP YOK"
Petrol arzı olursa petrol fiyatı bugünkü gibi olmaz. Son 23 yılda petrol ve doğalgaz ithalatına 1.1 trilyon dolar ödemişiz. Trilyon dolardan bahsediyoruz. Yani Türkiye'nin toplam özel sektör ve kamu dış borcunun yaklaşık iki katı kadar bir tutardan söz ediyoruz.
Bakın, biz bu kaynakları komşularımızdan ve dünyadan petrol, doğal gaz ve türevlerini ithal etmek için harcamışız. Dolayısıyla petrol fiyatları düştüğünde bundan en fazla olumlu etkilenecek ülkelerin başında Türkiye geliyor. Bu durum beklentileri iyileştirir. Cari açığa ilişkin beklentiler düzelir, kura ilişkin beklentiler iyileşir. Bu da hızlı bir şekilde enflasyon beklentilerine yansır. Dolayısıyla kötümser olmak için hiçbir sebep yok. Elbette bu ortamda kötümserliği pompalamak kolaydır. Bakın, tekrar söylüyorum; içinden geçtiğimiz konjonktür zor bir konjonktürdür. Savaşın etkisi ihmal edilemeyecek büyüklüktedir. Ancak bu, yönetilemeyecek bir durum değildir. Biz bunu yönetiriz, yönettik de. Şu ana kadar yönettik ve yönetilebilir görüyoruz. Hazırlıklı mıydık? Savaşa değil, Türkiye'yi şoklara karşı hazırlamıştık. Ben savaşı öngöremem.
"KİRA ENFLASYONU DÜŞECEK"
Enflasyon düşüş trendine devam edecek. Dolayısıyla kötümser olmak için bir sebep yok. Evet, enflasyon düşüyor. Ancak dünya ile kıyasladığımızda hâlâ yüksek seviyelerdeyiz. Hayat pahalılığıyla mücadelemiz henüz bitmiş değil. Hayat pahalılığıyla mücadele kararlılık ve süreklilik gerektiriyor. Trend gösteriyor ki kira enflasyonu yüzde 30-35 bandına iner. Kalıcı rahatlık için enflasyonda tek hane gerekli.



















