Ozan Güven, suskunluğunu bozdu. Güven, o gece yaşananları, yıllarca neden sustuğunu tüm samimiyetiyle açıklarken geçen hafta Kadıköy'de yaşadığı linç olayıyla ilgili de ilk kez açıklama yaptı.
a Para'da Sinan Özedincik ile Merve Yurtyapan'ın sunumuyla ekrana gelen Biz Bize'ye konuk olan Ozan Güven, "Bütün kadınlardan özür dilerim" dedi.
-OMG isimli oyunumla sahnelerde yer almaya devam ediyorum. Biyografik bir oyun. Bundan önce 3'er sezon Don Kişot ve Taxim adlı oyunlarda oynadım. Şimdi tek kişilik oyunda özelimi açıyorum. Sahne, kendimi en iyi en rahat hissettiğim yerlerden biri. Seyircimle olmaktan son derece mutluyum beni de onlardan kimse ayıramaz.
-Şiddet davası çok hassas bir konu. 'Neden sustun?' diyorlar? Adalet var, hukuk var, gizlilik kararı var, konuşma yasağı var. Mevzu çok keskin. Bu konu basitleştirilip ayaküstü konuşulacak bir konu değil, sosyolojik bir vaka. Meseleyi kadın erkek diye sınıflandırmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Erkekler de bunun mağduriyetini yaşıyorlar. Kadına, erkeğe, çocuğa, hayvana her gün neler oluyor, neler yaşanıyor. Bunların her gün ulu orta konuşulması bir kere edepten, olmaz. Ben ne kadar meşhur olduğumu bu olayla anladım. Çok meşhurmuşum. Mahkemede gizlilik kararım var. Ağzımdan çıkacak bir şey bambaşka anlaşılabilir. Çıkıp ben de kamuoyu yaratmayı bilirdim. Ama adalete olan güvenimden ve konunun bu kadar sulandırılmamasını istediğimden sustum. Mahkemenin 5.5 sene süreceğini elbette bilmiyordum. Benim için çok zor bir süreçti.
ÜZÜLMEDİK YERİM KALMADI!
-Türkiye'de şiddetin sorumlusu benmişim gibi göstermek biraz vicdansızlık. Dava dosyasını açık bakıp görürsünüz. Benim alnım ak, ne yaptığımı ne yapmadığımı çok iyi biliyorum. Elbette ki pozitif ayrımcılığa kadın konusunda yüzde yüz katılıyorum. Ama hangi kadın? Ben de bunları görseydim kadının yanında olurdum yüzde yüz. Kadınlarımızı çocuklarımızı korumak zorundayız ama münferit birkaç cani ruh hastası sapkın adamla aynı kefeye konmak... Benim üzülmedik yerim kalmadı. 21 yaşında bir çocuğum var. Hayatım boyu ne edepsizlik yaparak ne kimsenin gemisine binerek bir hayat kurdum. Ama bir sabah bir kalkıyorsunuz kumdan kaleler gibi herkes orayı tekmeliyor. Ne dememi bekliyordunuz? Yok, olmayı seçtim. Çünkü utanıyorum.

'SENİ TÜRKİYE'YE REZİL EDECEĞİM' DEDİ…
-Ünlü olmasaydım bunları yaşayacağımı sanmıyorum. Münferit bir olaydır bu. Bir kızı sevdim, 3-4 ay süren beraberliğimiz oldu. Bu sürede olmayacağını anladım beş kez ayrıldım. 6. kez ayrılmak istediğimde abajur davası bir şeyler oldu. 'Benden ayrılırsan seni tüm Türkiye'ye rezil edeceğim' dedi.
-Bana 5 dava açıldı. 4'ünden beraat ettim. Hürriyetini engellediğim konusundan, telefonunu alıp gasp ettiğim konusundan beraat ettim. Ayrılmak istediğimi söyledim. Aramızda bir arbede çıktı, abajur meselesi oldu, tuttum kaydı o bir yerini çizdi. Abajur silah sayıldı, silahla adam yaralamaktan hüküm giydim. Diğerlerinden beraat ettim.
-Günümüzde linç kültürü var. Bir insan, bir ananın oğlu olduğum unutulmasın. Mesleğime aşığım. Sorunum para değil. 6 senedir çalışmıyorum. Sadece tiyatro yaptım. Madem beni istemiyorsunuz, mahkeme bitene kadar konuşmayacağım. Kimsenin canını sıkmayayım, arkadaşlarım zarar görmesin diye iş yapmadım. Gora'nın yeni filminde olmama sebebim de bu. Bu 6 yılda biraz sadeleştim. Hayatıma çıkanlar girenler oldu ama ben kimseyi hayatımdan çıkarmadım. Tanıdım dediğim insanları tanımamışım. Tanımamışım dediklerimi tanımışım.
BEN ÇOK ŞIK BİR KURBANDIM…
-Beni setin çaycısına sorun, hayatıma giren insanlara sorun. Hayatımda böyle bir dosya yok, olmayacak da olamaz da. Dolayısıyla bu hayatımdan giden 6 sene benden çok şey götürdü. İçine şüphe düşürdüğüm benimle ilgili hayal kırıklığı olan bütün kadınlardan özür dilerim. Ama çok şık bir kurbandım ben.
ADALET BİR GÜN HEPİMİZE LAZIM OLACAK…
-Yeniden bir mahkeme kurup, kimseye söz hakkı doğmasın. Konuşmama sebebim bunlardı. Kapı kapı dolaşıp bunları mı anlatacağım mahkeme var. Hepimize adalet bir gün lazım olacak. Bir gün sizin erkek çocuğunuzun başına böyle bir hikâye gelebilir, kızınızın da başına gelebilir. Hepimizin her an başına böyle bir şey gelebilir. Ben artık asansöre bir kadınla binmiyorum, yalnız başıma biniyorum. Trafikte de bu tehlikelerle karşı karşıyayız, birine çarparsın katil olursun. O yüzden ne olur artık şu kutuplaşma ve nefret söylemi bitsin artık, sevelim birbirimizi. Neşemizi almayın bizden.
-Servis edilen fotoğrafları inanın bilmiyorum
-O dönem servis edilen fotoğraflar neydi inanın ben de bilmiyorum. Olay gecesi benim yardımcım aldı götürdü kendisini. Ertesi gün arabamı alıp Bursa'ya gitti. 4 gün sonra arabayı getirdi. Olaydan 6. gün sonra da gitti. Ben dokunmadım ya, dokunmadım. Benden sonra ne oldu bitti bilemem.
KİMSEYE ÖFKEM YOK…
-Kimseye bir öfkem, kinim duygum yok. Beni rahat bırakın. Ben ne o 2004'teki genç kızların sevgilisinin kabulüyüm ne de bu... Her şiddet olayında resmimin oraya konmasından hicap duyuyorum. Beni bilen bilir, bilmeyen de öğrensin. Hayatım boyunca uzun süreli ilişkilerim oldu. İstenmediğim bir yerde durmam, ya giderim ya da gitmesini söylerim. Şimdiye kadar böyle bir şey olsa duyardınız. Meseleleri halletme yöntemim şiddet değil.

KADIKÖY'DEKİ OLAY ÇOK AĞIR GELDİ
-Kadıköy'de yaşanan olay size ne hissettirdi?
Çok ağır geldi. Bir insanın kamusal bir alanda hedef gösterilmesi, dinlenmeden yargılanması ve bulunduğu yerden çıkarılmaya çalışılması kolay taşınacak bir şey değil. Bana tepki duyulabilir, eleştirilebilirim; bunu anlıyorum. Ama eleştiri başka şey, linç başka şey. Kadıköy'de yaşanan olay bana, yıllardır yaşadığım "dinlenmeden hüküm verilme" duygusunu bir kez daha ve çok sert biçimde hissettirdi. Sürece riayet edeyim derken kendime, yakınlarıma ve sevenlerime haksızlık ettim. Bugün bu sessizliğin beni, yakınlarımı ve sevenlerimi yorduğunu görüyorum. Bundan sonra kendimi daha açık, daha sakin ama daha net ifade edeceğim.
SUSMAM YANLIŞ ANLAŞILDI…
Bu olaydan sonra neden konuşma ihtiyacı duydunuz?
-Artık şunu görüyorum: Sessiz kaldıkça boşluk oluşuyor ve o başkalarının cümleleriyle doluyor. Ben yıllarca mahkemeyi, hukuki süreci ve kararları bekledim. Konuşmanın o dönemde meseleyi büyüteceğini düşündüm. Ama bugün geldiğim noktada, susmanın da başka bir haksızlığa dönüştüğünü görüyorum. Bundan sonra kendimi, sınırlarımı ve hukuki haklarımı daha net koruyacağım. Eleştiriye kapalı değilim. Ama hakaret, hedef gösterme, iftira ve linç başka şeylerdir. Bunlara karşı sessiz kalmayacağım.
-'Bu bir PR çalışması' eleştirisine ne dersiniz?
-Haksız ve kolaycı bir yorum. Bir insan 5,5 yıl mahkeme sürecini beklemişse, işlerinden uzak kalmışsa, görünürlüğünü azaltmışsa ve ancak bu süreçlerin ardından yeniden kendi normaline ve işinin, hayatının gerekliliklerine dönmeye başlamışsa buna PR demek gerçeği basitleştirmek olur. Bu bir kampanya değil. Bu, uzun bir sessizlikten sonra iş hayatına, üretmeye ve görünür olmaya dönme halidir. Kadıköy'de yaşanan olayı da bu çerçevede bir PR hamlesi gibi okumak hem haksız hem de yaşanan insani sınır ihlalini görmezden gelen bir yorum olur.
DİNLENMEDEN MAHKUM EDİLDİM
-Sosyal medya tepkilerini nasıl okuyorsunuz?
Sosyal medya insanların düşüncesini değil, öfkesini büyütüyor. Hakkımda çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Bunların bir kısmında hukuki süreçlerde ortaya konmuş gerçeklerin ve dosyada tartışılmış başlıkların yeterince dikkate alınmadığını düşünüyorum. Aynı kalıplarla, aynı ifadelerle, aynı peşin hükümlerle tekrar tekrar hedef haline getirildim. Benim itirazım eleştiriye değil; dinlenmeden mahkûm edilmeye.
-Kamuoyundan ne bekliyorsunuz?
Kimseden beni sevmesini, desteklemesini beklemiyorum. Sadece daha dikkatli, adil ve insani bir yerden bakılmasını istiyorum. Benim çağrım sadece sağduyuya. Benim için en kıymetli olan, insanların meseleyi sadece tarafgirlikle değil, insani sınırlar açısından da görmeye başlaması. Gelen desteklerde "eleştiri olabilir ama bu kadarı fazla" diyen çok insan oldu. Bu benim için önemli. Bir insanı dinlemeden, hedef göstererek ve yok sayarak cezalandırmak adalet değildir.
-Röportajın Kadıköy olayından hemen sonra yayınlanması yanlış anlaşılır mı?
Yanlış anlaşılabilir; bu yüzden tarih bilgisini açıkça söylüyoruz. Bu röportaj son olaydan önce çekildi, yayın tarihi de önceden planlandı. Ama hayat bazen böyle çakışmalar yaratıyor. Kadıköy'de yaşanan olay, röportajda anlattığım bazı duyguları ve yıllardır yaşadığım bazı zorlukları daha görünür hale getirdi.
KİMSE O TARZ BİR MUAMELEYİ HAK ETMEZ
"Kadıköy'de yaşananları bir eleştiri olarak değil, insani sınırları aşan bir davranış olarak görüyorum. İnsanlar düşüncelerini söyleyebilir, tepki gösterebilir, karşı çıkabilir. Ama bir insanı hedef göstermek, bulunduğu yerden çıkmaya zorlamak, aşağılamak ve bunu normalleştirmek doğru değil. Kim olursa olsun, kimse böyle bir muameleyi hak etmez."
Kaynak: SABAH




















