Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda Şanlıurfa'daki lisede gerçekleşen silahlı saldırıyla ilişkin "İhmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacak" dedi. Erdoğan, kendisini hedef alan İsrail Başbakanı Netanyahu ve yandaşlarına ise "Bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye'ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın" sözleriyle cevap verdi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de AK Parti Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
"Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım, basınımızın kıymetli mensupları, hanımefendiler, beyefendiler, hepinizi en kalbi duygularımla, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sizlerle birlikte kalpleri ve vicdanları şu an burada bizimle olan 86 milyon vatandaşımızın her birini hürmetle selamlıyorum. Yine siz milletvekillerimiz aracılığıyla AK Parti'nin millete ve memlekete hizmet sevdasına gönül düşüren tüm yol arkadaşlarıma 11,5 milyonu aşkın üyemizin tamamına buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.
Vatanımızın bekası, devletimizin güvenliği için şehadete yürüyen tüm kahramanları rahmetle yad ediyorum. Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin.
LİSE SALDIRISINA İLK YORUM: KUSURU OLANDAN HESAP SORULACAK...
Yine burada dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış bir kişi gözaltına alınmış, dört yönetici görevden uzaklaştırılmış. Kusuru bulunanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. 9 yaralımızın tedavisi halen devam etmektedir. Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum.
"UFKUMUZU AYDINLATACAK PROJELERİ HAYATA GEÇİRYORUZ"
Aziz kardeşlerim, kıymetli milletvekillerimiz, milletimizin takdir ve teveccühüne mazhar olmanın yüksek sorumluluğu içinde aldığımız her nefesi ülkemize hizmet için kullanmanın derdindeyiz. Enerjiden savunma sanayine, ulaştırmadan aileye, eğitimden sağlığa her alanda ülkemizin ufkunu aydınlatacak vizyon projelerini hayata geçiriyoruz. Enerjide tam bağımsız Türkiye hedefimize kararlı bir şekilde, sabırla, azimle, kararlılıkla ilerliyoruz. Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek durumundayım. Bölgemizdeki savaşlara rağmen enerjiye erişimde eğer bugün sanayicimiz, üreticimiz, çiftçimiz, turizmcimiz, nakliyecimiz hiçbir endişe taşımıyorsa bunun gerisinde 23 yıllık bir çaba, mücadele ve emek vardır.
"2028'DE 17 MİLYON HANENİN DOĞALGAZINI KENDİ KAYNAKLARIMIZDAN KARŞILAYACAĞIZ"
Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye'yi enerjide bir üst lige çıkardık. En büyük devrimi ise arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdik. Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkanlarımızla icra etmeye karar verdik. Ardından dünyanın en büyük dördüncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz'deki keşfimizde adeta şeytanın bacağını kırmış olduk şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz gazından karşılıyoruz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız. 2028'de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hale geleceğiz.
"ÇAĞRI BEY SOMALİ'DE SONDAJ YAPACAK"
Sadece kendi denizlerimizle arama yapmıyoruz. Aynı zamanda bu imkanları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz. Cuma günü Somali'de hepimizin göğsünü kabartan bir tören gerçekleşti. Derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey Somali açıklarındaki CURAT-1 kuyusunda hidrokarbon aramalarına başlamak üzere bu ülkeye ulaştı. Oruç Reis gemimizde yedi ay boyunca yaklaşık dört bin beş yüz kilometrekarelik alanda sismik araştırmalar yürütmüş, umut verici bulgulara ulaşmıştık. Şimdi Çağrı Bey'le ya nasip diyor inşallah ilk sondajımızı başlatıyoruz.
Şurası da bir başka övünç kaynağımızdır. CURAT-1, 7500 metrelik derinliğiyle dünyanın en derin ikinci deniz sondajı olacak. Çağrı Bey'e bu kritik görevinde donanmamıza ait Altan Korkut ve Sancar isimli gemilerimiz refakat edecek. Yani daha önce birilerine minnet ettiğimiz işleri artık kendi gemilerimizle, kendi mühendislerimizle, kendi insan gücümüzle gerçekleştiriyoruz.
"TÜM ENGELLERE RAĞMEN BURALARA KADAR GELDİK"
Hani hep söylüyorum ya nereden nereye diye... İşte Türkiye sadece 23 yılda engellere rağmen buralara geldi. Türkiye kısa sürede tarih yazan, vatandaşlarıyla birlikte tüm mazlumların iftihar vesilesi olan bir seviyeye ulaştı. Ülkemizde bazıları Türkiye'nin başarılarına gözlerini kapattıkları için bunu göremeseler de inanın dostlarımız ve kardeşlerimiz çok net görüyor. Aynı şekilde aziz milletimiz o engin ferasetiyle her şeyin bilincindedir.
"SÖMÜRMEYE DEĞİL BERABER KAZANMAYA TALİBİZ"
Bakınız burada Çağrı Bey'i yakından gören Somalili genç bir kardeşimizin hissiyatını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisi aynen şu ifadeleri kullanıyor: 'Çağrı Bey gemisinin etkilerini üstümden halen atamadım. Onu yakından görmek benim için nefes kesici bir tecrübeydi. Çünkü Çağrı Bey yürüyen devasa bir şehir gibiydi. Kocaman, yepyeni, çok güzel inşa edilmiş. Maşallah adeta bir sanat eseri'
Evet Somalili bir gencin kalbinden kalemine dökülen bu samimi ifadeleri hem güçlü Türkiye'nin hem Türkiye-Somali kardeşliğinin en güzel nişanesi olarak görüyoruz. Hep söylediğim gibi biz sömürmeye değil, beraberce kazanmaya talihiz. Çağrı Bey'in Somalili kardeşlerimize müjdeli haberler vereceğine yürekten inanıyoruz. Çağrı Bey sondaj gemimize yolun açık, sondajın bereketli olsun diyoruz. Gemi personelimize Cenab-ı Allah'tan başarılar diliyoruz. 2011 yılında kimse yokken nasıl Somali'nin imdadına koştuysak nasıl o günden bu yana Somalili kardeşlerimizi hiç yalnız bırakmadıysak inşallah bundan sonra da Somali halkının kalkınma mücadelesine omuz vermeye destek olmaya devam edeceğiz.
"SİYONİST LOBİYE DAİR TESPİTİMİZİN DOĞRULUĞU ORTAYA ÇIKTI"
İnsanlığın barış, istikrar, güvenlik ve bir parça huzur özlemi kandan ve kaostan beslenen çevreler tarafından maalesef dinamitleniyor. Bunun en son örneği 28 Şubat'ta başlayan ve bölgemizi uçurumun eşiğine getiren hukuksuz savaştır. Savaşı kimin istediği, kimin tahrik ettiği, kimlerin bundan rant ve menfaat devşirdiği aradan geçen süre zarfında ortaya çıkmıştır. Bizim savaşın ilk gününde siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır. Biliyorsunuz çatışmaların kırkıncı gününde Pakistanlı kardeşlerimizin takdire şayan gayretleriyle on beş günlük bir ateşkes ilan edildi. Böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlık kırk gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldı. Biz de geçici ateşkesten memnuniyetimizi dile getirdik.
"SIKILI YUMRUKLARLA MÜZAKERE OLMAZ"
Fakat İsrail hükümetinin Lübnan'a yönelik saldırılarını devam ettirmesi barış umutlarına ilk darbeyi vurmuştur. Hafta sonu Pakistan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Daha önce söylediğim gibi sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa İsrail hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir. Kardeşlerim bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır. Şayet bölgemizde barış olacaksa bu siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa yine bu İsrail hükümetine rağmen sağlanacak.
"CESUR YÜREKLERİ SUSTURAMAYACAKLAR"
İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak. Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Tetikçi kalemleriyle, medyalarıyla, aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar.
Şunu herkes bilsin ki biz soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret diline, husumet diline, gerilim ve kavga diline teslim olmayacağız. Vakarla, onurla. tarihimizden tevarüz ettiğimiz asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduta haydut, katile katil demeye devam edeceğiz.
"KİMSE TÜRKİYE CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI'NA PARMAK SALLAYAMAZ"
Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye'ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz. Yumuşak başlı olmamızı, sağduyulu olmamızı, uysal koyun olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın, kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz. Tayyip Erdoğan olarak şahsım ve tüm dava arkadaşlarım hepimiz İstiklal Marşı'nın 'Korkma' nidasıyla başlayan kahraman bir milletin evlatlarıyız.
DESTEK VEREN SİYASETÇİLERE TEŞEKKÜR ETTİ…
Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte ülkemize ve şahsımıza yönelik hadsizlikler karşısında tepki gösteren tüm siyasetçilere teşekkür ediyorum. Farklı kulvarlarda millete hizmet mücadelesi veren siyasi partilerin söz konusu Türkiye ve Türkiye'nin milli gururu olunca ortaya koydukları bu müşterek tavrı çok kıymetli bulduğumuzu memnuniyetle ifade ediyorum.
"MÜZAKERE SÜRECİNDEN UMUTLARIMIZI KESMİŞ DEĞİLİZ"
Değerli kardeşlerim, İran ile ABD arasında başlayan müzakere sürecinden yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarımızı kesmiş değiliz. Şurası bir gerçek ki anlamsız savaşın kaybedeni, adil barışın ise kazananı çoktur. Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar olabilir. Çözülmesi zaman alacak çetrefil meseleler olabilir. Aklı selimin, diyalog, diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz. Daha doğrusu bunu tüm kalbimizle arzu ve temenni ediyoruz. Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesiyle barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncelik etmeye her zaman hazırız.
"CHP'Lİ BELEDİYELERDE FETRET DEVRİ YAŞANIYOR"
Tabi bu süreçte ülkemizin şu gerçeğini de aklımızdan çıkarmıyoruz. Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye'nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksli muhalefet, uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahcup ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir fetret devri yaşıyor."



















