Gazeteci Timur Soykan’ın BirgünTV ekranlarında CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin için kullandığı "Zübük" ve "İhanet" suçlamaları, sosyal medyanın gündemine bomba gibi düştü. Tekin, Soykan’a sosyal medya üzerinden yanıt vererek, "Gazetecilik değil, operasyon aparatlığı yapıyorsunuz" dedi ve tüm eleştirenlere canlı yayında yüzleşme çağrısında bulundu.
Bu sözlere sosyal medya üzerinden yanıt veren Gürsel Tekin, Soykan’ı gazetecilik değil "tetikçilik" yapmakla suçladı. Tekin, "Eğer zübük olsaydık, sizin o canhıraş savunduğunuz 'yönetemeyenlerin' yanında saf tutar, konforumuzu garantiye alırdık. Kaleminizin iradesini hangi odaklara teslim ettiniz?" diyerek Soykan’ı canlı yayında yüzleşmeye davet etti.

İşte sosyal medyanın gündemine oturan o polemik;
Soykan: "Zübük Denince Akla Gelen Portre"
Timur Soykan, yaptığı programda Gürsel Tekin’i "yüzsüzlük" ve "ihanet" ile suçlayarak şu ifadeleri kullandı:
"Zübük dediğinizde göz önüne gelen portrelerden biri o. İhaneti düşünün. Hâlâ il başkanı olarak 3-5 kişiyle geziyor. Bunlar koltuk biçiminde insanlar! İktidarlar bunları istediği yere götürür."
Tekin’den "Tetikçilik" Suçlaması
Bu sözlere sosyal medya hesabından uzun bir açıklamayla yanıt veren Gürsel Tekin, Soykan’ı "belgeyle değil, şahsi kinle hareket etmekle" suçladı. Tekin, Soykan’ın bir siyasi yapının "aparatı" gibi davrandığını savunarak şunları kaydetti:
Sayın Timur Soykan, bir gazetecinin sermayesi belgedir, haberdir, hakikattir; sizin gibi hakaret, sığ yakıştırmalar ve "tetikçilik" değildir. Ortada binlerce sayfalık itirafçı beyanı ve ciddi iddialar dururken bunları görmezden gelip, sadece bir siyasetçiye şahsi kin kusmanız gazetecilik değil, bir operasyon aparatlığıdır.
Şu ayrımı net yapalım: Siz bu siyasi partinin bir mensubu değilsiniz ama o partinin içinde odaklanmış belli bir yapının "aparatı" gibi, hatta onlardan daha ateşli bir nefer gibi davranıyorsunuz. Bir gazeteciyi, kendi mesleğine ihanet edercesine bir siyasi grubun kalemşörlüğüne soyunduran motivasyon nedir?
Tarafsızlık zırhını kuşanıp, bir yapının içerisinden nemalanan bir figür gibi sahneye çıkmanız; kaleminizin iradesini hangi odaklara teslim ettiğinizin en açık kanıtıdır.
Bizim için Zübük yakıştırması yapanlara şunu hatırlatalım: Eğer zübük olsaydık, sizin o canhıraş savunduğunuz "yönetemeyenlerin" yanında saf tutar, rüzgara göre eğilir, koltuğumuzu ve konforumuzu garantiye alırdık. Eğer ihanet içinde olsaydık, bugün sizin gibi birilerinin "hizmetkarı" haline gelmiş kalemlerin hedefinde değil, o çıkar ağlarının sofrasında başköşede olurduk.
Gerçek zübüklük; elindeki basın kartını, fonlandığı veya nemalandığı çevrelerin siyasi operasyonlarına kalkan yapmaktır.Bir siyasetçiyi "koltukçu" diye suçlamadan önce, o koltuklarda oturanların savunuculuğunu yaparak kendinize nasıl bir ikbal devşirdiğinizi açıklayın.
Sizin bu üslubunuz ne bir özel habercilik başarısıdır ne de bir yolsuzluk ifşası; bu sadece, bir yerlerden beslendiği belli olan bir üslubun dışa vurumudur.Unutmayın ki belgeler susar ama kalemini satanların bıraktığı o kirli iz, tarihin sayfalarından asla silinmez."

Soykan: "Makam Hırsı İçin Yargıyla İşbirliği Yapıyor"
Gürsel Tekin’in kendisini "aparat" ve "tetikçi" olarak nitelendirmesine sosyal medya üzerinden yanıt veren Timur Soykan, Tekin’in il başkanlığına giriş biçimini eleştirdi. Soykan, şu ifadeleri kullandı:
“CHP İstanbul İl Başkanlığı’na siyasallaştırılmış yargı kararı, yüzlerce polis, biber gazı ve plastik mermi ile giren Gürsel Tekin, ‘Zübük’ tanımına alınmış. Makam ve koltuk hırsı nedeniyle çok daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Aynı partiden insanlar haksız hukuksuz bir yılı aşkın süredir hapsedilirken bir koltuk uğruna bu yargı düzeniyle işbirliği yapan birinin tarihte çok daha kötü anılacağına şüphem yok. Üstelik CHP’li değil, AKP’li biri bu hale düşse de aynı tanımı yapardım. Gürsel Tekin’in iftiralarına da yanıtım şudur: Hiçbir siyasi partiden en ufak bir maddi, manevi menfaatim olmadı ve olamaz. Siyasi bir kariyer hesabım yok ve sadece gazeteciyim. Ama Gürsel Tekin gibilerin sadece memleket sevdasıyla çalışan, yazan, konuşan insanları anlaması beklenemez. Çünkü siyasi hırsları dışında hiçbir motivasyonları yok.”

"Maskenizi Düşürün, Canlı Yayına Çıkalım"
Tartışmayı bir adım öteye taşıyan Gürsel Tekin, sadece Soykan’a değil, kendisini eleştiren tüm gazetecilere açık bir davette bulundu. Tekin, iddiaların yüzüne söylenmesi gerektiğini belirterek meydan okudu:
Timur Soykan ve Tüm Sözde "Özgür Medya" Mensuplarına Açık Davet
Timur Soykan, gazetecilik hakaret kalesi arkasına saklanıp tetikçilik yapmak değil, cesaretle hakikati konuşmaktır. Eğer birilerinin talimatıyla hareket eden bir memur değil de gerçekten bağımsız bir gazeteciysen, beni istediğin canlı yayına veya YouTube kanalına çağır.
O ağır ithamlarını ve yakıştırmalarını gel halkın huzurunda, canlı yayında bizzat yüzüme söyle. Ben her an hazırım. Bu davetim sadece senin için değil; senin gibi "özgür medya" maskesi takıp bir odağın sözcülüğünü yapan, kendini gazeteci sanan herkes içindir.
Var mısınız gerçekleri yüzüme karşı konuşmaya, yoksa uzaktan kumandalı hakaretlerinize devam mı edeceksiniz?




















