Eski Habertürk spikeri Nur Köşker'den Mehmet Akif Ersoy’a yanıt gecikmedi: “Allah kadınları vicdan yerine tenasül uzvunu…”

Eski Habertürk spikeri Nur Köşker'den Mehmet Akif Ersoy’a yanıt gecikmedi: “Allah kadınları vicdan yerine tenasül uzvunu…”
A- A+

Habertürk’te bir dönem sunuculuk yapan Nur Köşker, Mehmet Akif Ersoy’un kendisine yönelik tacizde bulunduğunu iddia ederek ekranlara veda ettiğini ve yurt dışına çıktığını açıklamıştı. Söz konusu iddialara Mehmet Akif Ersoy, savcılığa verdiği ek ifadede yanıt verirken, Köşker’den Ersoy’un açıklamalarına karşılık yeni bir açıklama geldi.

Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy, hakkında yöneltilen “uyuşturucu madde kullanımına imkân sağlama” ile “çevresindeki kadınları cinsel ilişkilere yönlendirerek maddi ve sektörel menfaat temin etme” iddiaları kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Olayların ardından açıklama yapan Nur Köşker, Ersoy’un kendisini taciz ettiğini belirterek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Kariyerimin benim için en parlak dönemlerinden birinde istifa etmek zorunda bırakıldım. Sonunda ‘Bu ülkede artık olmaz’ diyerek her şeyi geride bırakıp ülkeyi terk ettim. Kıta değiştirdim, sebebi o kişiydi.”

TACİZ İDDİALARINI REDDETTİ

Mehmet Akif Ersoy ise savcılığa verdiği ek ifadesinde Nur Köşker’in iddialarının yalan olduğunu ileri sürerek, “Nur Köşker saçma hareketlerde bulunduğu için kanaldan kovulmuştur. Bu yüzden bize husumet beslemektedir. Habertürk’ün asansörlerinde 7/24 kamera kayıttadır. Beyanları iftiradır ve asılsızdır. Daha önce de çalıştığı bir kanalda buna benzer bir iftirayla davaya konu olmuşlar diye duydum. Genel yayın yönetmeni olmadan önce arkadaş olarak mesajlaşmış olabilirim ancak genel yayın yönetmeni olduktan sonra hiçbir şekilde mesajlaşmadım” dedi.

Eski Habertürk spikeri Nur Köşker, Mehmet Akif Ersoy’un savcılığa verdiği ek ifadede taciz iddialarını reddederek kendisini “kovulduğu için husumet beslemekle” suçlamasına yazılı bir açıklamayla yanıt verdi.

Köşker, iddiaların bu şekilde geçiştirilmesini eleştirerek, ayrılık sürecinin istifa olduğunu ve bunun kolaylıkla teyit edilebileceğini söyledi.

Nur Köşker’in açıklamasının tamamı şöyle;:

"Taciz iddialarını dile getiren bir kadını "kovulduğu için husumet beslemekle" suçlamak, bu ülkede maalesef çok tanıdık bir savunma refleksi.

İstifa mı ettim, kovuldum mu; bunu öğrenmek zor değil. Dönemin İnsan Kaynakları Müdürü'ne sorulabilir. Ayrıca İnsan Kaynakları Müdürü'nü arayıp, "Çalışmalarından çok memnunuz fakat kendisine bir pozisyon değişikliği önerdik, kabul etmediği için istifa etmek istiyor. Bir türlü ikna edemedik" diyenin kim olduğu da rahatlıkla teyit edilebilir.

Eğer "saçma sapan hareketler" yaptığım iddia ediliyorsa, şu soru kaçınılmazdır:

Böyle biri neden uzun süre kanalda tutuldu, neden ana haber sundu?

Unutulmamalıdır ki Habertürk'e girişim bir kadın yönetici aracılığıyla olmuştur.

Sorun, sektörde birçok kadına yönelik tacizleri herkesçe bilinen bu kişinin genel yayın yönetmeni yapılmasıyla başlamış; benim açımdan süreç, kendimi korumak adına verdiğim istifa kararıyla sona ermiştir.

Anlamak isteyene bu cümleler çok şey ifade eder.

Habertürk markasıyla en ufak bir husumetim yoktur.

Aksine, severek çalıştığım ve emeğimi verdiğim bir kurumdur. Bir spikerin çalıştığı kanalla nasıl bir husumeti olabilir, gerçekten sormak gerekir.

Şu sorunun da cevabı verilmelidir:

Madem mesele benim davranışlarımdı, aynı dönemde başka deneyimli kadın spikerlerin de kanaldan uzaklaştırılmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Bu kişiler de mi "saçma sapan hareketler" yapıyordu, yoksa ekranda gönül hikâyeleri baz alınarak yapılan başka tercihlere alan açma iradesi mi vardı?

Örneğin; televizyonculuk geçmişi bulunmayan, ekran deneyimi olmayan, mesleki formasyonu bambaşka bir alana ait bir ismin, sıfır yayın tecrübesiyle ülkenin en köklü haber ekranlarından birinde yer bulması hangi editoryal ölçütle açıklanabilir?

Eğer sorun liyakatse, bu tabloyu kamuoyuna mantıklı bir şekilde anlatmak zorundasınız.

Eğer mesele başka dinamiklerse, o zaman da konuyu "husumet" diyerek geçiştiremezsiniz.

Hep söyledim, hâlâ söylüyorum, yine söyleyeceğim: Allah, liyakat ve vicdan yerine tenasül uzvunu kullananlardan korusun tüm kadınları."

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Manşet haberler
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •